Göl Maya Tutmamıştır !

0

 Nefretin hüküm sürdüğü bir dönemdeyiz.

Acımanın ve insani hassasiyetlerimizin bile, taraf olduğu zor bir sürecin girdabındayız.

Toplum olarak mutluluğun çok uzağındayız. Gerçi, mutluluk her kültür-inanç veya geçim şekillerine göre değişkenlik gösterse de, bunların toplamı olan mutluluk aynıdır.  Kendi mutluluğunu topluma dayatan güç odakları, egemenler, acaba mutsuzluklarını, mutluluğa dönüştürebildiler mi?

Ülkenin gidişatı, içinde bulunduğu siyasal ve politik gelişmeler, konjoktürel durum , Ortadoğu coğrafyasındaki gelişmeler göstermiştir ki, bir coğrafyaya akıl hocalığı yapmak, göle maya çalmak gibidir. İşte sonuç ortada, göl maya tutmamıştır.

Jeopolitik olarak hassas bir noktada olmamız, sultanlık taslamakla, inatlaşma ile yürümedi ve yürümeyecektir. Akıllı-reel ve sabır gerektirecek bir siyaset ve eylemler ile hareket edilmediği ortada! Acemice ve bölgenin karmaşık yapısını iyi analiz etmeden, balıklama dalmanın sonucunda, kafamız bölgedeki dünya ağalarının ve diğer güçlü bölge ülkelerinin sert politikalarına çarpmıştır. Arap ülkelerinin yalancı baharına kanmak buna denir işte!

Geçmişte bir koyup, dört alacağımız, iflas etmiş bir politikanın tekrardan denenmesi boş bir hamleden ibaretti. Suriye bataklığına saplanmanın, çeşitli bahaneler ve kılıflar uydurmanın dayanılmazlığı olsa da, evdeki hesap çarşıdaki hesaba uymadı.

Hatta bu iştah kabartmanın sonucunda, iç politikada da veya olumsuz ve yanlış politikaları eleştirenlere , Ortadoğu gerçeğini görüp uyaranlara neler oldu?

Kimileri cezalandırıldı, kimileri işinden oldu.

Can yakmalar, cezalandırmalar, tutuklamalar olarak yaşanmış sayısız örnekler bulmak mümkündür. Gelinen noktada, ateş püskürdüğümüz devlet ve liderlere şimdi selam verip, gül gönderiyoruz. Dostluklar geliştiriyoruz.

Temel’in dediği gibi; şimdi ne oldu?

Bütün bunların sonucunda, hala bazı şeylerde diretmenin mantığını anlamak zordur.

Dış siyasetteki yanılgı ve hataları görüp, dengelemeye çalışmak, ayar vermek veya normalleşmek ne kadar doğalsa, iç siyasette de buna gerek vardır. Aksi halde yine kafayı bir yerlere çarparız. Oynanmadık, kurum-kuruluş, banka kalmadı.

Okul-üniversite-gazete-Tv bırakmadı. Muhalif olanlar susturuldu. İşinden edilenler, işi elinden alınanlar da işin cabası. 

Şimdi soralım? Bütün bunlar mutsuzluğunuzu mu giderecek? Sıraat köprüsünden geçerken, diplomaya gerek yok! Pir Sultan bir şiirinde; ” Cehennemde ateş yok , her kes ateşini buradan götürür” sözü, yerinde bir tespit sayılır sanırım.

Artık saadete gelelim. Gitmiyor kardeşim, gitmediği, gidemeyeceği belli değil mi?

Toplum olarak, mutlu değiliz. Mutluluğumuzu, geleceğimizi birileri çaldı.

Etrafımız her türlü düşünsel ve sanatsal modalar, toplumsal telkinler, büyücüler, sahte hocalar ve her türlü kutsallarımızla kuşatılmış durumdayız. Yaratana değil ,uydurduğumuz, yarattığımız tanrıların kulları olmaya başladık    

Hüseyin Kaya

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here