Güç

0

Güç; bedel ödeyebilme becerisidir. Güçlü insan, cebinde bedeli olan insandır.

Ne hikmetse birçok kavramı yanlış biliyoruz. Güç kavramı da bunlardan biridir. İnsanların çoğu gücü; makam, çevre, kariyer ve fiziksel kuvvet olarak bilir, yorumlar. Oysa asıl güç, bedel ödeme becerisidir.

Güç, alın teridir. Emektir. İnançtır. Beceridir. Dürüstlüktür. Güç, beyin ile kalbin izdivacıdır.

İnsan egosu olduğundan hep kazanmak, üstün çıkmak, ister. Kazanmak haklı olmak değildir. Tıpkı yenilginin kaybediş olmadığı gibi… Her haklı ve gururlu zafer, bedelle gelen zaferdir.

Güç, başka bir açıdan da aslında kendine inanmaktır, özgüvendir. Lokomotif gibi onlarca vagonu çeker. Ama kendisini kendi çeker. Zira gücü kendindendir.

İnanma gücü kelimelere nüksettiğinde ortaya zarafetle örülmüş, nezaketle biçilmiş, gönülleri okşayıcı ve zihinleri ikna edici bir desenler manzumesi çıkar. Çünkü insan beyni, kelimelerle düşünür. Düşünceler duyguya dönüşür. Duygular da davranışı meydana getirir.

Topluma ışık saçan şairler, düşünürler ve edebiyatçılar işte bu güce sahip müstesna insanlardır.

İnsanın beklentisi de gücü de kendisinde olmalı. Dışarıya bağlı ve bağımlı olmamaktır. Güç ne parada ne de makamdadır.

Güç bilgidir. Cesarettir. Merhamettir. Karakterde, sözde ve davranışta dengede olmaktır. Sözde ve harekette dengeyse iç huzur var demektir.

İri yapılı, hırçın, saldırgan, kırıcı, çabuk sinirlenen insanlar, güçlü değil olsa olsa acizlerdir.

Yalan söyleyen, emeksiz kazanç elde eden, küfürbaz, iftiracı, zalimler ise güçsüzler sınıfını oluşturan insanlardır.

Çünkü hakikatten korktukları için yalan söylerler. Emekten, bedel ödemekten çekindikleri için haksız kazanç peşinden koşarlar. Egolarının esareti altından olduklarından dolayıdır ki sinirli, kaba ve kırıcı olurlar. Hak hukuk tanımazlar.

Güçlü insan, kendisiyle ve çevresiyle barışık insandır. Sevgi dolu, merhametli, mutlu, huzurlu ve başarılıdır. Yalana, iftiraya, kanunsuzluğa tevessül etmeyendir.

Güçlü insan, göründüğü gibi olandır. İkiyüzlülük onun bulunduğu yerde asla yeşermez. Göründüğü gibi olduğundan, güçsüz insanların yaptığı gibi, güçlü görünmeye çalışmaz.

Güçlüler, hür ve bağımsızdır. Güçsüzler ise çoğunluktan biri olmak, kalabalığın bir parçası olmak ister her zaman. Güçsüzlüklerini, zayıf yanlarını bu şekilde örtme eğiliminde olurlar. Bedel ödemeyi istemedikleri için de gelişime kapalılar.

Güçsüzler aynı zamanda cahil, kıskanç, kinci, huzursuz ve dik kafalı olurlar. Bilgiye, sevgiye ve merhamete karşı dururlar. Her şeyi fiziksel güç ile çözmeye inanırlar. Asla hatalarının farkına varmazlar. Aslan postuna bürünmüş fareden farkları yoktur onların aslında.

İnsan neyde güçlüyse, zaafı oradadır.

Güçlü insan öfkesini yenerken; güçsüz ise öfkesine yenik düşer, itibarını kaybeder.

‘Öfke ile kalkan zararla oturur’ sözü güçsüzler için söylenmiş bir sözdür.

Güç, insanı zalimleştirmemelidir.

Güçlü insanlar, nazik ve naiftirler. Kalp kırmazlar. ‘Sövene elsiz, dövene dilsiz, gönül koyana gönülsüzdür.’ Asla muhataplarıyla tartışmazlar, konuşurlar. Bilirler ki, tartışma duyguyu artırır bilinci kapatır.

Bir duruşları vardır. Kendine ait fikri, düşüncesi mevcuttur. Taklitçi değil, paylaşımcıdır. Adaletsizliğe kesinlikle boyun eğmez.

Güçlü insanın tarifini yapan Hz. Peygamber (s.a.v); “Güçlü olmak, başkalarını kaldırıp yere sermekle olmaz. Gerçek anlamda güçlü kimse kızdığı anda kendini zapteden kimsedir.” buyurmuştur.

Güçlü insan, kendini kontrol eder. Eline, beline, diline sahip çıkar. Kontrolsüz söz söylemez, davranış sergilemez.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here