Halkına zulmedersen seni darağacına çekerim

2

Kur’an-ı Kerim’de Mâide Suresi 8. Ayette “Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz” buyrulur.

Bugün maalesef hak, hukuk, adalet ayaklar altında.

Sürekli adaletten dem vuruyoruz.

Kimseler duymasa da görmese de bilmese de.

Et Tekraru Ahsen Velev Kâne Yüz Seksen

“180 kere de olsa tekrar etmek güzeldir”

Hz. Ömer dönemi.

Şam Valisi Sad bin Ebi Vakkas.

Bir camiyi genişletmek ister.

Caminin çevresindeki arazileri kamulaştırmaya başlar.

Arsası olanlardan bedelini ödeyerek onları camiye devreder.

Fakat bir Yahudi, arsasını satmak istemez.

Şam Valisi ise bedelini ödeyerek arsaya el koyar.

Bu duruma üzülen Yahudi, yaşadıklarını Müslüman komşusuna anlatır.

Yapılanların zulüm olduğunu söyler.

Komşusu, meseleyi Hz. Ömer’e (r.a) taşımasını ister.

Medine’nin yolunu tutan Yahudi, bir hurma ağacının gölgesinde dinlenen Halife Hz. Ömer’in yanına varır.

Selam verip yaşadıklarını anlatır.

Hz. Ömer, deri veya kemik parçasının üzerine şunu yazar:

Bilesin ki ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim.

Medine’den ayrılan Yahudi, yolda şu düşünceye kapılır:

Şam’daki idarecilerin giyim, kuşam ve oturdukları yerdeki ihtişam ve debdebe nerde, Medine’deki halifede bulunan tevazu nerde. Şam’dakiler şu mütevazı halifeyi ciddiye alırlar mı? Hiç sanmıyorum.

Şam’a varıp valinin huzuruna çıkan Yahudi, deri parçasına yazılı mesajı uzatır.

Mesajı okuyan Vali Sad bin Ebi Vakkas, sapsarı kesilir.

Uzun müddet başını yerden kaldıramaz.

Sonra Yahudiye arsasının geri verildiğini söyler.

Yahudi bu duruma hayret eder.

Vali Sad bin Ebi Vakkas’dan bu cümlenin neden bu kadar etkili olduğunu anlatmasını ister.

Şam Valisi, Hz. Ömer ile birlikte başlarından geçen şu olayı anlatır:

İslam’dan önce ben ve Hz. Ömer, İran taraflarına ticaret için gittik.

Yanımıza 200 deve almıştık.

İran’a vardık.

Orada cirit oynayan gençleri seyrederken birileri zorla elimizdeki develere el koydular.

Çok kalabalık bir çete grubuydu, bir şey yapamadık.

Elimizde para da kalmamıştı.

Üzgün bir şekilde, geceleyeceğimiz bir eski han bulduk.

Hanın sahibine de sıkıntımızı anlattık.

Adam iyi biriydi, bize yardım etti.

Sonra da ‘gidip krala durumunuzu anlatın, o adil bir adamdır, mutlaka size yardım eder’ dedi.

Biz de sabahleyin kralın huzuruna çıkıp durumu anlattık.

Şikayetimizi bir mütercim krala tercüme etti.

Kral Nuşirevan, dikkatle dinledikten sonra her birimize birer kese altın verdi ve olayı inceleteceğini söyledi.

Bize de ‘memleketinize dönün’ dedi.

Biz tekrar Han’a döndük.

Sonuçtan çok memnun olmamıştık.

Hancı sonucu öğrenince üzüldü ve ‘burada bir hata var’ dedi.

‘Gelin beraberce gidelim, ben size tercümanlık yapayım’ teklifinde bulundu.

Biz de gittik, huzura çıktık.

Hancı durumu Nuşirevan’a anlattı.

Develerimize el koyan kişilerin kıyafetini, halini, olayın geçtiği yeri anlattı.

Dikkat ettik, Nuşirevan’ın yüzü sapsarı kesildi.

Bir gün önceki mütercimi çağırttı.

Ona sorular sordu.

Sonra ayağa kalktı, her birimize ikişer kese altın verdi.

‘Akşama kadar develeriniz gelecek, alın ve sabahleyin burayı terk edin’ dedi.

‘Ama giderken biriniz doğu kapısından, diğeriniz de batı kapısından çıkın’ talimatını verdi.

Bizler de bir şey anlamadan huzurundan çıktık.

Akşamleyin 200 devemiz kapıya geldi.

Durumu anlamak için hancıya sorduk.

Hancı şöyle konuştu:

Sizin develerinize el koyan kişi Nuşirevan’ın büyük oğlu ile veziridir. Bunlar bir çete kurmuşlar. Garibanların mallarına el koyuyorlar. Siz ilk gittiğinizde, mütercim bunu anlamış. Ama sizin sözlerinizi Nuşirevan’a yanlış tercüme etmiş. Böylece kralın oğlunu ve veziri korumuş. Ben sizinle gidip durumu anlatınca Nuşirevan bu oyunu anladı. Ama neden ‘ayrı kapılardan gidin’ dedi, ben de anlayamadım. ‘Hele yarın olsun anlarız’ dedi.

Ertesi gün ben doğu kapısından çıktım.

Kapının çıkışında iki kişinin darağacına asılı olduğunu gördüm.

Halk toplanmış seyrediyordu.

Sordum ‘kim bunlar ve suçları ne’ diye.

Dediler ki bunlardan biri Nuşirevan’ın büyük oğlu diğeri de veziridir.

Bunlar, buraya gelen iki Arap’ı soymuşlar. Ceza olarak Nuşirevan ikisini de asarak idam etmiştir.

Nuşirevan kendi öz oğlunu idam etmişti.

Hz. Ömer’in çıktığı kapıda ise bizim şikayetlerimizi yanlış tercüme ederek kralın oğlunu korumaya çalışan kişinin asılı olduğunu gördük.

İşte Hz. Ömer senin eline verdiği deri parçasının üzerine “Bilesin ki ben Nuşirevan’dan daha az adil değilim” sözüyle bana bunu hatırlatıyor.

Halkına zulmedersen seni darağacına çekerim diyor.

Senin gözyaşlarına bakmam, tıpkı Nuşirevan’ın öz oğlunun gözyaşına bakmadığı gibi.

Şimdi anladın mı neden benim benzim sarardı?

Bu hadise sonrası Yahudi hem arsasını hibe etti hem de Müslüman oldu.

Önceki İçerikGüç
Sonraki İçerikYeni koalisyon, yeni yaklaşım
1978 yılında Erzurum'da dünyaya geldi. Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Tv ve Sinema Bölümü mezunu; Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu; Atatürk Üniversitesi Adalet Meslek Yüksekokulu mezunu. 2001 yılında gazetecilik hayatına başladı. Erzurum'daki yerel gazetelerin çeşitli birimlerinde 3 yıl çalıştıktan sonra Diyarbakır ve Ankara'da Parlamento Muhabirliği başta olmak üzere çeşitli alanlarda 11 yıl gazetecilik yaptı. 2017 yılından itibaren ise Ocakmedya'da yazmaya başladı. Halen Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Televizyon ve Sinema Bölümünde Yüksek Lisans yapmaktadır.

2 YORUMLAR

  1. Müslüman olmayan ve peygamberimizin bu duruma çok üzüldüğü bir insandır.Nuşirevan müslüman değildi ama adaleti ile ünlüydü ve ünü asırları aşıp günümüze kadar ulaştı.
    adalet dinler üstü bir kavram olduğuna bu olay bir delildir.
    zamanımızda devleti yönetenlerin çocuklarının sülalelerinin yakınlarının nasıl devlet imkanlarından sınırsızca faydalandığını görüyoruz.
    Haksızlıkların yolsuzlukların hırsızlıkların şikayet edileceği Ömerler de yok cezasını kesecek
    Nuşirevanlar da yok maalesef.sadece kaht-ı rical tüm devlet kademelerini bir karabasan gibi sarmış.
    minareyi çalmak için kılıfa bile gerek yok.koca minare açık açık götürülüyor.
    imam müezzin ve cemaat ağzı açık bir şekilde bakıp seyrediyor.ve hatta koca minareyi nasılda götürüyorlar diye alkış tutuyorlar.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here