Hangi Müslüman haklı, hangisi doğruyu söylüyor

4

İnsan neden yaşar? 

İnsan ne için yaşar? 

Müslüman adı verilen insan ne için yaşar? 

Aslında çok kolay sorular, öyle değil mi? İnsanın neden yaşadığıyla ilgili hepimizin bir cevabı vardır. Müslümanın ne için yaşadığı ile ilgili olarak da öyle. 

Ama günümüzde her şey toz duman. Dinler de öyle ve en son gelen dine inanan Müslümanlar da. 

Bugünü en güzel tanımlayan kelime, ‘Post-truth’. Yani gerçek ötesi. Gerçeğin kasten ve bilerek çarpıtılmasıyla oluşuyor. Hem gerçek diyoruz ve hem de yalan, yani aynı cümlede iki çok farklı durum. Gerçek ötesi, insanların duygularını kullanarak, onların düşüncelerini değiştirmeye yarar ve böylece hedeflenen, gerçeği gizleme elde edilir. 

Sınır ötesi operasyon artık hayatımızın merkezinde, hayatımız oldu da diyebiliriz. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da aynı durum var. Hatta şunu da belirteyim; eğlencelerde ve müzikli programlarda insanlar ‘Türkiyem’ şarkısıyla coşuyorlar. 

Bütün duygular harmanlanmış halde. Bunun için de inanç, din de var tabii. 

Reklam

Din yani İslam ve bu dine inanan Müslümanlar. 

Operasyon yapılan bölgelerde imamlık yapan bir din görevlisinin konuşmaları beni çok düşündürdü. 

Camileri, inançlı insanları anlatıyordu. 

Bildiğiniz İslam’dan bahsediyor. 

Operasyona destek veren birçok vatandaşımız da daha başka paylaşımlarda bulunuyorlar. Ya da dost meclislerinde sanki o bölgelerde yaşayan insanlar ‘kafir’miş gibi konuşuyorlar. 

Ülkemizde ne kadar farklı söylemde olan Müslüman var derken, şimdi de başka bölgelerdekileri duyuyoruz. Ve bu farklılık ‘Barış’ anlamına gelen İslam’a inanan insanlar arasında ‘silah’ yöntemiyle çözülmeye çalışılıyor. 

Bu konuyla ilgili yazmak ve konuşmak bile tehlikeli. Kelimeleri özenle ve hatta cımbızla seçmek durumunda kalıyoruz. 

Post-truth. 

Reklam

Gerçek ötesi yalan. 

Kim olduğunuzun ve ne dediğinizin önemi yok. Post-truth kültür sizi damgaladığında artık gerçek o, işin aslı yalan olsa da. 

Müslüman olma, ya da İslam’a inananlar kategorisine bile geçemiyoruz aslında. Hayatımız bu operasyon oldu ve sanki bütün dertler çözülecek. 

Reel hayata dönemiyoruz, sanıyorum bunda etkili olan da sanal dünyaya ve sanal hayata fazlasıyla alışmamız. 

Ben ve şimdi algımız yok oldu. Ben ve şimdi yok olunca, bize sunulan bütün bilgi bombardımanı salt gerçekliğimize dönüşüyor. Ekonomi, hayat pahalılığı, çocuklarımızın eğitimi, kendi psikolojik halimiz, sorunlarımız ya da gelecek planlarımız, her şey tamamen unutuluyor. 

Bir vatandaşımızın, beni düşünceye gark eden cümlesi: ‘Konu vatan savunması. Evimize hırsız ya da düşman girdiğini düşün, ne yaparız?’

Bizim evimize giren yok, biz başkalarının evine giriyoruz. Ve bunları yaparken de ‘Fetih’den ve dinden bahsediyoruz. 

Başta yönelttiğim sorulara verilen cevaplar arasında ‘çocuklarımız için’ diyenler çok. Çocuklarımız için, bu yüzden de bu operasyon çok ama çok önemli. 

Çocuklarımızın eğitimlerini bu kadar düşünüyor muyuz? Ya da onların ekonomik birikimleri için bizim ekonomimizin iyi olmasını (düşünsek, hayat pahalılığını önemseriz), ya da onların psikolojik ve dini durumlarını ya da sorunlarını?

Operasyonun cereyan ettiği topraklardaki insanlar bizi Müslüman olarak hiç ilgilendirmiyor mu acaba? 

Sürekli savaşçılardan, çeşitli isimlerdeki tümenlerden, bölüklerden bahsediyoruz. Bunlar insan, farkındasınız öyle değil mi? Robot değiller yani. Bunların da eşleri ve çocukları var.

Eski tarihlerdeki ‘hikaye anlatıcıları’ bugünün siyasetçileri. Müslümanların bugün yaşadıklarında siyaset çok önemli. Müslümanlar için post-truth olanlar da işte bunlar, yani siyasetin bize sundukları. 

Müslümanlar olarak ayette geçen gerçekliği de algılamakta zorluk çekiyoruz. Sanırım post-truth bizim için reel olanı…

‘Hep birlikte Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişileridiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı….’ (Ali İmran, 103) 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

4 YORUMLAR

  1. İnsan Anlaşılmak için yazar,konuşur.Ve ben sizi her ne kadar cımbızla kelimeleri seçerek yazsanızda gayet iyi anlıyorum. Çünkü düşünüyorum.Allahın bahşettiği düşünme ,akletme nimetini bir kenara koyarak başkalarının aklına ve fikirlerine körü körüne tabi olmuş veya sorgusuz sualsiz teslim olmuş bu topluluğa neyi nasıl anlatabilirsiniz.Kelimeleri ve kavramları çarpıtılmış bir toplumun düşüncelerinin doğru olması veya ifade edilen gerçeklikleri anlaması sanırım çok zor.

  2. Sayin Murat,
    katkiniz icin tesekkür ederim. Gercekten de bu ortamda anlasilmak kadar güzel bir durum yoktur. Robotlasan insan yigini icinde yasamak zaten ayri bir zorluk.
    Sevgi ve Bilgiyle kalin

  3. Sinan bey! Yazinizı okurken 68 senelik ömrumün 5 yılını bir iki olay hariç hatirlamiyorum.
    O iki olayda rahmetli annemin ben ve benden 3 yaş küçük kardeşime koyde sehire hastahaneye gitmeden önce verdiğı şu sözü “dönunce size leblebi getireceğim” maalesef verdiği sözü yerine getirmesine ömrü yetmedi ve leblebi yerine tabut icinde cansiz bedeni geldi.

    Canze geldiği akşami ve sabahleyin cenazeyi gömmeye götürlüşünü de dün olmuş gibi hatirliyorum.

    65 yildir, Dini ve normal insan gibi yaşama sorularıma maalesef kendilerinin din konusunda ehliyetli olduklarini idia edenlerden şimdiye kadar karşilaştiklarimin hiç birisi cevap veremedi.
    Veremedi diyiyorum! Çünkü verdikleri cevabı ben 2. bir soru ile yalniş olduğunu kendilerine kabul ettiriyordum.
    Yalniz gerek hukuk gerek sağlik konusunda olsun aradiğim bütün cevapları, Medine ünüversitesinde Kuran-i Kerimin tevsir doktorasini yapmiş 12 lisan bilen afrikali genç bir hanimla 2 yıl bana günlük yaşamimizda lazim olan Dini kurallari Arapça ve ingilizce meâlerini onunla birlikte çaliştim
    O zaman kafamdaki cevap arayan soruların bir çoğuna cevap buldum.
    O hanim ile 2000 ve 2002 de haftada bir buluşup calişiyorduk.
    Yukardaki tercümbelerimden bahs etmemin nedeni. Son 3 yildir sizin her yazilarinizda hayatimin 47 senesini yaşadiğim ve ana dilimde öğrendiklerimdeki soru işaretlerinin cevaplarinin bir çoğunu bulmam.
    Allah sizden Razi olsun.
    Rahmetli babanizda Nur içnde yatsın.
    Ne mutlu onaki bu Dünyaya paha bicilmez bir miras birakmiş.
    Biz Müslümanlar bu tip miraslara Sadakayi Cariye deriz.

  4. Sayin Nurdan hanim,
    Kendi hayatinizi bizimle paylasmaniz ve bunu da en samimi sekilde belirttiginiz icin tesekkür ediyorum.
    “Son 3 yildir sizin her yazilarinizda hayatimin 47 senesini yaşadiğim ve ana dilimde öğrendiklerimdeki soru işaretlerinin cevaplarinin bir çoğunu bulmam.” cümleniz icin de tesekkür ederim, elimizden geldigince arastirip sunmaya gayret ediyoruz.
    Annenizle ilgili yazdiginiz hazin hikaye üzüntü verici. Rabbim taksiratini affetsin, nur icin yatsin.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here