“Hayber Fatihleri” Tatbikatı ve İran – Azerbaycan Krizinin Geleceği

4

II. Karabağ Savaşında, Azerbaycan’ın mutlak zaferini; henüz daha savaş sonuçlanmamışken yazarken İran’ın her ne kadar Azerbaycan – Ermenistan arasında “tarafsızlık” tutumu politikası izlediğini gösterse de aslında ve temelde Ermenistan’a destek verdiğini / vereceğini ve geçmişte de vermiş olduğunu yazmıştık. Ve o gün demiştim ki; “İran her ne kadar tarafsız gözükse bile gizliden Ermenilere desteğini sağlıyor.”  

Bu hafta gelinen nokta beni haklı çıkardı.

Azerbaycan resmi yetkilileri, İran Tırlarının kendi bünyesinde olan topraklardan geçerek Ermenilere akaryakıt başta olmak üzere birçok stratejik öneme sahip malzeme yardımlarını götürdüklerini iddia ettiler. Ki bu iddia ile kalmadı. Ve hemen akabinde Azerbaycan, Ermenistan kontrolündeki kasabalardan Kapan ve Goris arasında ilerleyen ve yolu Azerbaycan topraklarından geçen, iki İranlı sözde yardım tırı şoförünü gözaltına aldı.

İran’da ciddi bir reaksiyon oluştu bu tutuklamalara. Kamuoyu oluşturuldu, troller devreye girdi, haber programları dezenformasyon çalışmasına başladı. Ve SSCB döneminden beri uğramadıkları Azerbaycan sınırı ve Kuzey topraklarında bir tatbikat gerçekleştirdi. Aliyev’in açıklamalarının hemen ertesinde. Aniden. Tatbikata verdikleri isimde manidardı; “Hayber Fatihleri”

Kimdir ve nedir bu “Hayber Fatihleri”?

628 yılında Muhammed Peygamberin komuta ettiği ve zafer sonunda Hayber bölgesindeki Yahudi nüfusu vergiye bağladığı savaştır. İran’dan hemen açıklama geldi; “Siyonizm’i hiçbir şekilde hiçbir sınırımızda istemiyoruz.”

Kuzey İran?

Azerbaycan?

Ve Siyonizm?

Aralarındaki mesafe ve alakasızlık sizi şaşırttı mı?

Şaşırtmasın.

Maksat oldukça kirliydi. İsrail ile oldukça iyi ilişkileri olan ve bunu koruyan Azerbaycan’a bir atıftı bu. Belki de bir “bahane”

II. Karabağ Savaşı başladığında İran basınını taradığımda birçok ciddi sayılabilecek Fars köşe yazarı, Karabağ’da olası bir Azerbaycan zaferinin İran üzerinde ciddi kaotik durumlar yaratacağı konusunda hemfikirdi. Haksız da sayılmazlardı. İran demografik yapısı incelendiğinde, İran’ın söz sahibi çoğunluğunu oluşturan Farslar, %40 – %45 arasındayken onlardan sonra gelen en yoğun nüfus “Azerbaycan Türkleri” olduğu görülür. %30 ila %35 arasında değişir. Batı Azerbaycan, Doğu Azerbaycan, Erdebil, Urumiye, Gilan ve Zencan eyaletlerini “Güney Azerbaycan” olarak tanımlanan bölgede yaşarlar. Ne tesadüftür ki; İran’ın son “Hayber Fatihleri” tatbikatı da bu topraklarda gerçekleşmiştir.

19 YY başlarından beri bu Türkler bölgede iki bağımsız devlet kurmuş ancak uzun soluklu olmamıştır. Bölge incelendiğinde etkileri hala bugün bile oldukça büyüktür. Kurdukları devletler yıkılsa bile dillerine, kültürlerine, geleneklerine sahip çıkmışlardır. İran İslam Devriminden önceki Pehlevi Hanedanlığının yoğun ve sistemli “Farslaştırma” çabalarına direnmiş, ancak zaman zaman kayıplarda vermiştir. Bu “kimlik erozyonu” çalışması sonucunda; İran’ın ünlü dini liderlerinden Hüseyni Hameney Azerbaycan Türkü olup, Farslılığını ön plana çıkartmıştır.

Pehlevi Hanedanlığının sona ermesi ile İslam Devriminin gerçekleşmesinde çok büyük katkıları olmuştur bu Türklerin. Ve devrim sonrası yine bir şey değişmemiştir onlar için. Anadilde eğitim örselenmiş, konuşulan Türkçe “yerel bir şive” olarak kabul edilmiş ve hatta Pehlevi Hanedanlığının orada yaşayan insanlar için oluşturduğu gayri resmi olarak Türk olmadıklarını yazan tarih, okullarda okutulmaya devam edilmiştir. Dil serbestliğini göstermelik olarak sadece bir tane Türkçe yayın yapan dergi ile reklam etmektedirler. Bölge nüfusu çoğunlukla Şii’dir. Ancak mezheplerinin kendi kimliklerinin önüne geçmesine asla izin vermemekte; “Türklük kaderim, İslam seçimim” diyebilmektedirler.

İran’ın toprak bütünlüğü ve ideolojisi için İran’daki Azerbaycan Türkleri ciddi bir unsurdur. Sokak eylemlerinde, seçimlerde, sosyal ve beşeri hayatta göz ardı edilemeyecek bir etkidir İran üzerinde. “Farslılaştırma” çabaları yıllardır özenle üzerinde durulmuş ancak görünen o ki beyhude bir çaba olarak kalmıştır.

Şöyle ki; İran Futbol Liginde bir kulüp vardır. Sıkı bir futbol takipçisi olarak benimde takibimde olan bu kulüp Doğu Azerbaycan Eyaletinin Tebriz şehrinin futbol kulübüdür. Renkleri “Kırmızı – Beyaz” lakapları; “Kızıl Kurtlardır” İsmi ise; BF Traktör Azerbaycan’dır. 66.ooo kişilik Yadigar-ı İmam Stadyumunda maçlarını oynar ve (pandemi öncesi) seyirci ortalaması 48.ooo kişidir. Türkiye Süper Liginde, dünya yıldızlarını getiren hiçbir kulüp bu seyirci ortalamasını yakalayamamıştır. Ancak her hafta sonu 48 bin Türk, Yadigar-ı İmam stadında toplanmakta, Türkçe tezahürat etmekte, fikir alışverişinde bulunmakta, kararlar almakta yani bir “Cem” oluşturmaktadırlar. Asya Futbol Pazarında “En Popüler Kulüp” unvanlarını da haklarıyla kazanmışlardır.

İran için bu kadar hassas ve yoğunlukta bulunan Türk nüfusunu kontrol etmek her geçen gün güçleşmektedir. Bölgede çalışan Türk İstihbarat unsurlarının varlığı ya da yokluğu ile ilgili bir bilgi veremesem de benliklerini kaybetmemiş bu Türkler, İran’ın Azerbaycan Devleti ile ilgili politikalarında oldukça rasyonel bir katalizör olmaktadırlar.

Bu bağlamda klasik realist devletlerin (İran gibi) iç ve dış politikalarının belirlenmesindeki ana unsur, kendi iç dinamiklerinin yarattığı dalgalanmalardır. Ki İran’ın, dış politikasının belirlenmesinde iç politik etkiler çok fazla görülür. Ve iç politik denklemlerinde %30- %35’lik bir Türk nüfusu İran’da ciddi bir rakamdır.

Bu sebeple İran’ın gerçekleştirdiği “Hayber Fatihleri” tatbikatı sanıyorum ki ilerleyen dönemde İran’ın başını çok ağrıtacaktır. Azerbaycan Hükümetinin bu krizi soğukkanlılık ile karşılamasında ki ana etkende sanırım yukarıda yazdıklarımızdır. Ve İran’ın panik haliyle alelacele aldığı bu anlamsız çıkışta yine “Türklerin” bölgede hareketlenmesinin önüne geçme çabasıdır. Aynı hatayı Pehlevi Hanedanlığı yapmış, zamanında günlerce Tebriz’de Türkleri bombalamış ve sonunda kendi koltuklarından olmuştur.

İran, ateşler içinde bir kayanın üzerinde oturmaktadır. “Ateşler ülkesinden” yuvarlanıp gelmiş bu kaya ortasından çatlamak üzeredir. Ve bu çatlamaya ilk çekici de “Hayber Fatihleri” vurmuştur. İster bilerek ister bilmeyerek ister panik haliyle isterse de bir politika gereği ya da bir provokasyon sebebi, bunu bilemem ama şunu bilebilirim; Yakındır İran’da kaos haberleri görmemiz, okumamız.

İran, karışacaktır!

4 YORUMLAR

  1. iran karışacaktır derken çok iddialı bir cümle kurulmuş.bildiğiniz bir şey olmasa böyle yazmazdınız.yazınız genel hatlarıyla bize onu gösteriyor ama bildikleriniz nedir?bunu neye dayandırıyorsunuz?

  2. Peki sayın yazar ben şöyle bir yazı yazsam;

    “OsmanlıHanedanlığının sona ermesi ile Türk Devriminin gerçekleşmesinde çok büyük katkıları olmuştur bu Kürtlerin. Ve devrim sonrası yine bir şey değişmemiştir onlar için. Anadilde eğitim örselenmiş, konuşulan Kürtçe “yasaklanmış” ve hatta Osmanlı Hanedanlığının orada yaşayan insanlar için oluşturduğu gayri resmi olarak Kürt olmadıklarını yazan tarih, okullarda okutulmaya devam edilmiştir. Dil serbestliğini göstermelik olarak sadece bir tane Kürtçe yayın yapan TV ile reklam etmektedirler. Bölge nüfusu çoğunlukla Şafidir. Ancak mezheplerinin kendi kimliklerinin önüne geçmesine asla izin vermemekte; “Kürtlük kaderim, İslam seçimim” diyebilmektedirler.

    Türkiye’nin toprak bütünlüğü ve ideolojisi için Türkiye’de ki Kürtler ciddi bir unsurdur. Sokak eylemlerinde, seçimlerde, sosyal ve beşeri hayatta göz ardı edilemeyecek bir etkidir Türkiye üzerinde. “Türkleştirme” çabaları yıllardır özenle üzerinde durulmuş ancak görünen o ki beyhude bir çaba olarak kalmıştır.”

    Başıma neler gelir düşünebiliyor musunuz? Bu yüzden İran’ı suçlar gibi yazmanız bana çok garip geldi. Ki yukarıda yazdığım gibi yazılar yazan bir çok Kürt aydın hala cezaevlerinde. Biraz objektif olun sadece siz değil bu yazıyı okuyup her beğenen

    • Bir insanın yazdıkları, düşündükleri ve fikirleri yüzünden herhangi bir şekilde cezalandırılmasına son derece karşıyımdır. Sizin görüşlerinize hiç katılmasam bile özgürce ifade edebilin diye elimden gelen herşeyi de seve seve yaparım. Kaldı ki diğer yandan Altan Kardeşler (hangisi olduğunu hatırlamıyorum) sizin örneklediğiniz tarzda bir yazı yazdı. Çok benziyordu. Ve bu yüzden ceza da almadı. Tabii ki bu bir genelleme teşkil etmez. Ancak yine söylüyorum; umarım ki böyle bir yazı yazarsınız ve umarım ki bana de sizleri, fikirlerinize katılmasam bile savunma şansı tanırsınız.

      Yorumunuz ve katkınız için çok teşekkür ederim. Saygılarımla.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here