Hayy’dan gelen Hû’ya gider

0

Yüce Allah’ın  “Hayy” ve “Hû” sıfatları kastedilerek, “Her zaman diri olan (Rab’den) gelen yine o (Rabbe) dönecektir” manasına gelen bir sözdür. 

Bu söz, genelde; “Meşru olmayan ve emeksiz kazanılan mal, mülk, para vb. şeyler,  yine meşru olmayan yollarla,  kolayca elden çıkar” gibi bir anlam yükleyerek kullandığımız bir atasözüdür. Daha çok haramdan kaçınmak, helal kazancın önemini işaret etmek için söylenir.

Aynı zamanda bu söz: ( إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّا إِلَيْهِ رَاجِعُونَ  “innâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn” (ALLAH’dan geldik ve yine ALLAH’a döneceğiz (Bakara,1/16) manasındaki ayetin tefsiridir.

Tanım 

 Hayy: ( حى ) Daima diri ve canlı manasına gelen Allahü Teala’nın isim ve sıfatlarından biridir. 

Allah Teâlâ, bütün canlılığın ve hayatların kaynağıdır. Hep diridir. 

Kainatta canlı olanların  hayatları, Allah’ın ‘Hayy’ sıfatının tecellisi;  Cemâdâtın/cansız varlıkların, devamı ‘Kayyum’ sıfatının tecellisidir.

Allah’ın hayy (diri) oluşu, yaratılmış varlıklarda olduğu gibi organik bir canlılık değildir. Hiç bir şeyden gâfil olmayan, hata yapmayan, kâinâtta  hiç bir şey kendisinden gizli olmayan manasına gelir.

Reklam

; ( هو ) Allah’ı işaret eden zamirdir. Hiçbir varlığın müşahede edemeyeceği Allah’ın mutlak gayb ve sır olan zâtına işaret eder ki, bu da Cibril hadisinde ifade edilen “ihsan” makamının karşılığıdır (Muhyiddin İbnü’l-Arabı el-Fütûḥât, II, 128). 

Hû, bazı mutasavvıfların ifadelerine göre; Allah’ın bütün isim ve sıfatlarının bâtını ve hakikatidir. 

Necmeddîn-i Kübrâ’nın telakkisine göre;  Lafzatüllah’ın (الله) son harfi “he” ( ه )’dir. Esasen Allah isminin aslı “he” ( ه )’dir. Canlıların alıp verdikleri her nefeste Allah’ın ismi olan “he” sesi vardır.  Alınan her nefesteki “he”nin kaynağı kalp, verilen nefesteki “he” ( ه )’nin kaynağı ise arştır. 

Hû ( هو ) kelimesindeki “vav”  (و )  ise, ruhun (remzi) ismidir (Tasavvufî Hayat, s. 141). 

Hattatların yazdığı, Vav  (و ) tabloları,  maddeyi, cismi yok sayan (nihilizm, hiçlik felsefesi), sadece ruhu esas alan bir anlayışı ifade eder.

Kıssadan hisse

Rivayet edilir ki; yüzyıllar önce gemi ile hacca giden bir zat,  geminin güvertesindeki direğin dibine oturmuş, para kesesini açmış, altınlarını sayıyormuş. Tam sayımı tamamlamıştı ki kucağındaki keseyi, gemi sahibinin beslediği maymun biranda çalıp direğe çıkmış.

Kesedeki altınları birer birer çıkarıyor, ısırdıktan sonra bazısını aşağıya güverteye, bazılarını da denize atıyormuş. Kesenin sahibi altınlarım diye feryadı figan ediyor, denize giden altınları için saçını başını yoluyormuş.

Reklam

Orada bulunan hikmet ehli bir zat; dur bakalım efendi, bağırıp çağırma! Denize düşenler için yapılacak bir şey yok, altınların en azından bir kısmı güvertede der ve sorar;

Sen ne İş yapıyorsun? 

Sütçüyüm, süt satıcısıyım, cevabını alınca; 

Ne tasalanıyorsun! Sütten kazandıkların güvertede, sana geldi. Sudan kazandıkların suya gitti işte! demiş. 

Yine rivayet edilir ki; işyeri sahibi bir esnaf bir miktar hayır yapmak istemiş. Tanıdığı, hikmet  ehli bir muhterem zata giderek, bir miktar yardımda bulunacağını, bildiği ihtiyaç sahibi birisi varsa ona verebileceğini söylemiş.

O muhterem zat da dışarı çıktığında, karşısına çıkan ilk kişiye vermesini tavsiye etmiş.

Esnafın dışarıya çıkar  çıkmaz, ilk karşısına çıkan, âmâ bir zattır. Ona verir sadakasını.

Bir gün sonra o âmâyı görmüş ve onun arkadaşına; Dün biri geldi, bana şu kadar para verdi. Ben de gittim meyhanede bir güzel demlendim, dediğini duymuş ve yaptığı hayırla, alkol alındığını ve işret meclisinde harcandığını öğrenince çok üzülmüş.

Bir kaç gün sonra ziyaretine gittiği o muhterem zat, bu defa ona bir miktar para vermiş. Git bunu da ilk karşılaştığın bir kişiye ver demiş.

O da öyle yapmış. Ancak  parayı verdiği adamı takip etmiş. O şahıs birkaç alış veriş yaptıktan sonra, şehir kenarında bir barakaya girmiş. Biraz sonra elinde ölü bir tavukla dışarıya çıkmış ve o ölü tavuğu çöpe atmış.

Esnaf merakının gidermek üzere o şahsa ne olduğunu sormuş. Adam şayet sen bu yardımı bana vermeseydin, ölmüş bir tavuk bulmuştum, çocuklarıma onu yedirecektim demiş.

Esnaf, bu olayı ve kendi başından geçen olayı kıyas ederek, durumu danıştığı muhterem zata anlatmış. Niye böyle olduğunu sormuş.

O da ; “kazancına dikkat et” demiş.

Herkesin dikkatine! 

Müslüman “Haram helal ver Allahım, Garip kulun yer Allahım” diyemez.

Unutmayalım ki “Hayy’dan geldik, Hû’ya gidiyoruz.” Gittiği yere haram yükleri ile gidenlerin vay haline!

Vesselam.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here