- Kabinedeki 17 bakanın 9’u kadın.. - 30 Mart 2022
- Tarihe geçti.. - 30 Mart 2022
- Virüs patojenlerinin küresel takibi için 10 yıllık plan.. - 30 Mart 2022
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününü kutlayan Beştaş, şunları söyledi: “Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) verilerine göre hala 34 gazeteci tutuklu. Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü verilerine göre Türkiye 180 ülke arasında 153’üncü sırada. Basın özgürlüğünü araştıran Freedom House son 15 yıldan beri kısmen özgür olarak nitelediği Türkiye’yi, 2021 yılında özgür olmayan ülkeler kategorisine aldı.
Bu çok önemli ve vahim bir gelişme. Basının kamu denetleme görevi her türlü tartışmanın dışındadır ve bu yük gazetecilerin omzundadır. Siyasal iktidar her gün gazeteciler üzerindeki baskısını artırmaktadır. Tek sesli, tek kumandalı, tek manşetli bir medya isteyen AKP iktidarı, medya sermayesinin yüzde 90’ını kontrol altına almıştır. Kontrol edemedikleri gazete dergi, televizyon ve radyo kanallarını ise cezalar ve RTÜK eliyle susturmaya çalışıyorlar. Haberler, soruşturma ve tutuklama gerekçesi olabilir.
Mesleğin onurunu koruyan, kalemi yere düşürmeyen, soru sorma cesaretini hala gösteren ve hakikat peşinde koşmaktan vazgeçmeyen gazetecilerin gününü kutluyorum. Basın kartlı, basın kartsız gazetecilik ayrımının da AYM kararına rağmen sürdürüldüğünü ifade etmek istiyorum.
Nerede bir hataları varsa yasadışılıklarla üstü örtülüyor. Merkez Bankası (MB) nezdinde başka bir düzenleme var. Yabancı ülke merkez bankalarına ait alacak para ve mal varlıkların haczedilemeyeceği, üzerine ihtiyati tedbir ve haciz konulamayacağı yasal hükme bağlanıyor. Her fırsatta dış güçler ülkemizi bölüyor yıkıyor diyorlar, enflasyon onlara bağlı, çatışmalı ortam onlara bağlı diyorlar ama diğer yandan dış güçleri rahatlatmak için inanılmaz bir Meclis mesaisi harcıyorlar.
Ne diyorlar burada; yabancılara dair mallar, alacaklar, haklar haczedilemeyecek. Demek ki haciz edilme tehlikesi var. Bu düzenlemeyle bu tehlikenin olduğunu ilan etmiş oluyorlar. Neden gereksinimi duyuldu, her zamanki gibi bunu açıklamıyorlar. Ancak burada yabancı ülkeleri rahatlatmak ve garanti vermek amacı olduğunu tartışmaya bile gerek yok. Nerede bir açıkları varsa, nerede bir hataları, yasadışlıkları varsa bu tip yasalarla üstünü örtmeye çalışan bir iktidar var karşımızda.
Yabancı devletleri rahatlatan bu düzenleme kendi ülke vatandaşlarına çok görülüyor. Çiftçinin traktörü haczediliyor, tarlasına el konuluyor; esnafın kredisine, öğrencinin kredilerine el konuluyor. Kendi vatandaşına hiçbir garanti yok ama dış güçlere garanti veriliyor. Aslında MB için dış güçlere şöyle bir beyanda bulunuluyor; Merkez Bankası sizindir. Dükkan sizin demeye getiriyorlar. Bunu da görmemek mümkün değil. Ve şimdi bu yasal düzenlemeyle kendi vatandaşını hiçbir şekilde düşünmeyen ve ekonominin ne kadar kötüye gittiğini biraz daha ilan eden bir anlayışla karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek istiyoruz.
Ekonomideki çöküşün maliyeti arttıkça yandaşları daha fazla korumak ve maliyetini halka ödetmek için iktidar zam ve vergi yoluyla adımlarını hızlandırıyor. Garantili mevduat üreten gözleri ışıltılı ekonomistten sonra yeni bir ekonomist de çıktı. Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı ben ekonomistim diye başladığı sözlerinin devamında altın küpe, bilezik sertifikası teklifi yaptı.
Hazine battı, Merkez Bankası eridi, vatandaş güvenmiyor. BAE ve Katar bile güvenmiyor. Şimdi gözleri halkın kolunda, cebinde ve parmağındaki yüzükte maalesef. Her şey onların olsun istiyorlar. Gözleri doymuyor, vatandaşta bir kan bir can kalsın istiyorlar. Hakikaten gerisi hep onların olsun diye projeler üretip her sabah yeni bir ekonomist olarak uyanıyorlar. 2019 yılında baş ekonomist, aynı zamanda sosyolog ve tüccar ve dış politika uzmanı yani her şey olan AKP Genel Başkanı Erdoğan ‘Bunlara göre dolar 10 lira olacak, enflasyon yüzde 30’u aşacak, bankalar tökezleyecekti. Ne oldu, bunlar oldu mu?’ diye soruyordu.
Evet, baş ekonomist Erdoğan’ın bu sözlerinin üzerinden iki yıl geçti. Döviz 10 değil 14 lira artık. Döviz alıp satan yandaşlar için hayaldi gerçek oldu. Enflasyon, yüzde 30 değil yüzde 36 oldu. Politika faizini düşürdüler, enflasyonu uçurdular ama reel sektör bir tek puan bile faiz düşüşünden yararlanamıyor.
Bu iktidarın hayalleri Türkiye halkları için korkunç bir felakete dönüşmeye devam ediyor. Bu felakete dur demek için belirli bazı konularda hızlıca adım atılmalı. Biz muhalefet partisi olarak bu konudaki çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. İlk önerimiz de Özel Tüketim Vergisine dair. Bu verginin kaldırılmasını istiyoruz. Herkesle görüşmeye de devam ediyoruz. Merkezi Yönetim Bütçesinde, 2022 yılında beklenen ÖTV geliri 220.7 milyar TL’dir. Devlet bütçesinden bu rakamı çıkarıp halkı hayat pahalılığına karşı koruyabiliriz. Devlet bütçesine ise daha büyük katkı sağlamak için imkan mevcut. 2022 yılı bütçesinden yandaşlara verilen vergi istisna ve muafiyeti 335 milyar TL’dir. Bu istisna ve muafiyetin üçte birinden vazgeçmek hem vatandaşı ÖTV’den kurtarır hem de devlet bütçesinde kaynak eksik olmaz. Diğer yandan KDV’nin de temel gıda ürünlerinden kaldırılması gerekiyor. KDV ile ilgili vergi adaletini sağlayacak düzenlemelerin yapılması da gündemimizdedir. Diğer muhalefet partilerine de iktidara da açık çağrı yapıyoruz.”
Basına yansıyan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel ile ilgili bir soruya Beştaş, şu cevabı verdi: “Öncelikle Diyarbakır Milletvekilimiz Semra Güzel basına bir açıklama yaptı. Açıklamasında da bu fotoğrafların ne zaman, nasıl çekildiğini ve nasıl bir ortamda çekildiğini ayrıntılarıyla izah etmiştir. 2014 yılında çekilen fotoğraflar bunlar. Biz de kendisinden bilgi aldık.
2014’te Çözüm Sürecinin olduğunu ve birçok insanın bu tür ziyaretlerde bulunduğunu, görüşmelerin resmi kanallardan gerçekleştirildiğini, hatta iktidarın bizzat içinde olduğu süreçle birlikte heyetlerin de gidip geldiğini buradan ifade etmek istiyorum. İki gündür milletvekilimize karşı çok çirkin ve çok ileri düzeyde bir saldırı var. Yargısız bir infaz var. Milletvekilimizin çektirdiği fotoğraflar kendisinin de ifade ettiği gibi okuldan arkadaşı olan ve aileler arasında söz kesilen sözlüsüne aittir. O dönemde ziyaret etmiştir. O dönemden bugüne 8 yıl geçmiştir. 8 yıl sonra bu fotoğraflar servis edilmiş. Buradan kendi yorumumu yapmak istiyorum.
Araştırdık, bu fotoğrafların galiba Malatya’da bir dava dosyasında bulunduğunu tahmin ediyoruz. 5 yıldır yani 2017’den bu yana bu fotoğraflar o dava dosyasında ve yargı fezleke hazırlamamış, basının haberi olmamış. Bu daha devam ediyor. Ama 2022 yılında bu büyük bir habermiş gibi her tarafa servis ediliyor. Biz şunu sormak istiyoruz. Basına kim verdi? Bu dava dosyasındaki bilgi ve belgeler hangi amaçla servis edildi? İktidar, halkın sorunlarını çözerek ve siyaset yaparak seçim çalışmalarını yapmak yerine bu şekilde kumpaslarla, saldırılarla muhalefeti kriminalize etmeye çalışıyor.
Muhalefeti halkın gözünden düşürmeye çalışıyor. Bu bir seçim çalışmasıdır. Kesinlikle zamanlaması da servis ediliş biçimi de siyasi ahlaka uymayacak ölçülerdedir. Bu konuda söyleyecek çok şey var ama şunu ifade etmek istiyorum; bir milletvekiline karşı bile bu kadar hunharca, düzeyi düşük ve aşağılıkça cinsiyetçi küfürler eşliğinde cinsiyetçi saldırılar yapılmasını asla kabul etmiyoruz, kınıyoruz. Bu konuda esas alınması gereken, Semra Güzel’in açıklamalarıdır. Bu konuda hakikat neyse kamuoyuyla paylaşmıştır.
Buradan onlara ekmek çıkmaz. HDP’yle her türlü yöntemle uğraştıklarını görüyoruz, biliyoruz. Onlarla ilgili ortaya atılan iddialar ve büyük suçlar karşısında kılını kıpırdatmayanlar, bir fotoğraf ortaya çıktı diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Semra Güzel doktordur, tıp hekimidir. Üniversite okumuştur. O dönemde ne HDP üyesidir ne milletvekilidir ne de bir bağı vardır. 2018 yılında milletvekili olarak seçildi. 2017 yılında ele geçen sözde bu fotoğraflar neden milletvekilliğinin üzerinden üç buçuk, olayın üzerinden 8 yıl geçtikten sonra servis ediliyor.
Bunu sanırım çokça da tartışmaya gerek yok. Bu kumpaslarla, siyasi ahlakla bağdaşmayan yöntemlerle seçim kazanacaklarını sanıyorlarsa çok büyük yanılıyorlar. Halk gerçeklerin farkındadır. Çok istiyorlarsa kendi bakanlarının, milletvekillerinin işlediği suçları bir soruştursunlar bakalım. Kendi bakanlığında dezenfektan satan bakanlar var, uyuşturucu ticaretinde adı geçen bakanlar var. Yok efendim, maaşını başka yerlerden alan vekil iddiaları var. Bu iddialar karşısında sus pus olanların böyle bir duruma sığınmaları büyük acziyet ve saldırganlık örneğidir.”












