HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Güçlerini zorbalıktan, baskı ve şiddetten, hukuksuzluktan alıyorlar

0

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Kadın Yoksulluğuna Hayır Buluşmaları kapsamında Bursa’da konuştu. “Kadın mücadelemizin mekânı ve zamanı yoktur.” diyen Buldan, şunları söyledi:

“Bu mücadele cezaevlerinde, evlerde, iş yerlerinde, örgütlü bütün alanlarımızda ve siyasette birdir. Birlikte güç kazanıyor, birlikte yol alıyor, birlikte büyüyoruz ve birlikte başaracağız. Yakın zamanda HDP İzmir İl Binamızda bir saldırı sonucu Deniz Poyraz yoldaşımız haince, alçakça katledildi. Ben bugün burada tekrardan Denizimizi saygıyla anıyor, mücadelesine bağlılık sözümüzü yineliyorum.

Bu katliamın adalet önünde hesabının sorulması için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz. Bu hesabı adalet önünde mutlaka soracağız. Denizlerin düşlerinin yarım kalmasına izin vermeyeceğiz. Denizlerin hayalleri ve mücadelesi bizim hayallerimizdir, mücadelemizdir, bizim rüyamızdır. Mücadelemizde yaşatacağız! Denizler öldürülmesin diye gerçek adalet, demokrasi ve onurlu barış mücadelemizi başarıya mutlaka ulaştıracağız. Bu bizim bütün halkımıza, bütün kadınlara ve yitirdiğimiz bütün canlarımıza borcumuzdur, mücadele sözümüzdür.

Bugün aynı zamanda tarihin karanlık sayfalarından birinin 2 Temmuz Madımak Katliamının yıl dönümüdür. Bundan 28 yıl önce 33 aydın ve sanatçımız ve 2 otel çalışanı vahşi bir şekilde katledildi. Ben bu katliamda yaşamını yitiren tüm canlarımızı saygıyla anıyor, anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Bu katliamı gerçekleştiren zihniyeti Maraş’tan, Çorum’dan, Gazi’den, Gezi’den, 17 bin faili meçhul cinayetten, Suruç ve Ankara katliamlarından tanıyor ve biliyoruz.

İnsanlığa karşı işlenmiş olan bu suçların ne evrensel hukukta ne de bizim nazarımızda asla zaman aşımı yoktur. Zamanı durduramayacaklar. Adalet ve hakikat mücadelemizi durduramayacaklar. Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız! Hasret Gültekinlerin, Muhlis Akarsuların türküleri susmadı, susmayacaktır! Metin Altıokların şiirleri susmadı, susmayacaktır! Mutlaka ama mutlaka hakikatleri bütün yönleriyle gün yüzüne çıkaracağız. Tarih huzurunda ve adalet önünde bu katliamların hesabını mutlaka soracağız. Bu ülkede er geç yüzleşme mutlaka gerçekleşecektir. Onları saygıyla, özlemle ve minnetle yâd ediyorum.

Hepinizin tanık olduğu üzere ülke yönetiminin baştan aşağı çürüdüğü, yozlaştığı büyük bir çöküş döneminden geçiyoruz. AKP-MHP iktidarı soygun, talan, baskı ve faşizm politikalarıyla ülkeyi tam anlamıyla bir karanlığın içine sokmuştur. Bunun bir sonucu olarak da yoksulluk, açlık, sefalet, adaletsizlik toplumun tamamını kuşatmış durumdadır. İktidar yandaşı bir avuç kesim dışında bu ülkede yaşayan milyonlar tarihin en büyük yoksulluğuyla karşı karşıyadır. Ve bizler gerçekleştirdiğimiz bütün kadın buluşmalarında bir kez daha tanık olduk ki bu ağır baskıya en çok maruz kalanlar yine biz kadınlarız.

Kadınlar toplumsal yaşamın her alanında erkek sistemin adaletsizliğine, soygun ve talan düzeninin sömürüsüne mahkûm edilmiştir. Kadın yoksulluğu artarak büyümektedir. Kadınlar, bırakın yoksulluğu artık açlıkla mücadele etmek durumundadır. Yaşamın her alanında büyük bir emek sarf eden kadınlar alın terinin karşılığını alamamaktadır. Güvencesiz işlerde emeklerini, ömürlerini tüketen kadınlar, insani yaşam standartlarının oldukça altında yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Kadın işsizliğinde pandemi ve ekonomik kriz nedeniyle ulaşılan oranlar ürkütücü boyutlardadır.

Diğer taraftan kadınlara yönelik her türlü suç, şiddet ve kırım her gün daha da artarak devam etmektedir. Üstelik bu suçlar en ağır haliyle çocuklara da yöneltilmiştir. Ne yazık ki bugünün Türkiye’sinde önümüze çıkan en büyük sorunlardan bir tanesidir. Çocuklara karşı işlenen suçlarda dünya sıralamasında ilklerde yer alan bir ülke ortamından söz ediyoruz maalesef. Vicdanı olan, adalet duygusu olan herkesi derinden sarsan Elmalı Davasında bir kez daha gördük ki suçluyu koruyan erkek yargı sistemi adalet değil cezasızlık üretmekte, adeta suçu teşvik etmektedir. Çocuklara karşı yapılan iğrenç saldırıların yargı eliyle normalleştirilmeye çalışılması, buna cüret edilmesi çürümenin geldiği boyutu bizlere en derin haliyle göstermektedir.

İstanbul Sözleşmesini keyfi bir biçimde fesheden AKP iktidarı, kadınlara ve çocuklara karşı işlenen her suçun bundan sonra hem sanığıdır hem failidir! İstanbul Sözleşmesini feshederek kadınlara ve çocuklara karşı yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini ortadan kaldıran iktidar, erkek şiddetinin siyasal sorumlusudur. İktidar; kadınları korkutarak, sindirerek, güvencesiz bırakarak erkek sistemini ayakta tutmaya çalışmaktadır. Ve İstanbul Sözleşmesinden çıkarak bunu pratikte daha da görünür hale getirecektir. Kadınların gücünü kırarak, sonuç alacağını düşünen iktidarın hesaba katmadığı bir gerçek var o da kadınların kararlılığıdır, cesaretidir; kadınların meydanlardan, alanlardan, yaşamın içerisinden yükselttiği büyük itirazdır.

Bizim sözümüz var: Bu yağma düzenine kadınlar olarak son vereceğiz. Bütün baskı ve zorbalıklarına rağmen, geri adım atmayan itirazını en yüksek sesle bütün alanlarda dile getiren en büyük güç kadınlardır. Evet, HDP tam da bu örgütlü mücadeleye öncülük eden bir kadın partisidir. HDP, erkek ittifakına karşı kadınların büyük ittifakıdır. HDP, tekçiliğe ve faşizme karşı halkların, inançların, kültürlerin ittifakıdır. HDP, ülkenin tüm kaynaklarına çöküp de doymayanların kirli ittifakına karşı yoksulların, işsizlerin, emekçilerin ittifakıdır. HDP, bu ülkenin tarihsel sorunlarının çözüm imkânıdır. HDP, ayrımcılığa uğrayan, hakkı gasp edilen herkesin eşitlik mücadelesidir. HDP, onurlu bir barışın ve gerçek bir demokrasinin güvencesidir.

Açılan kapatma davası aynı zamanda tüm demokrasi güçlerine bir tehdittir. Türkiye’yi de kapatma davasıdır. Bu nedenle demokrasiden, adaletten, barıştan ve ortak gelecekten yana olan herkesin, bu kapatma davasına, bu darbeye karşı çıkarak HDP’yle kenetlenmesi, HDP’nin mücadelesinde birleşmesi, güç birliği yapması ve demokrasiye sahip çıkması tarihsel bir sorumluluktur. Mesele ülkeyi, bu iktidarın yarattığı zifiri karanlıktan ve kuşatmadan kurtarmak ve güçlü bir demokrasiyle buluşturmaktır. Bu hakikat yolunda birlikte yürürsek, birlikte mücadele edersek, büyük başarırız ve bu karanlığı mutlaka dağıtırız. Biliyoruz; güçlerini zorbalıktan, baskı ve şiddetten, hukuksuzluktan alıyorlar. Bizim gücümüz ise özümüzdedir, kendimizdedir, mücadele kararlılığımızdadır, dayandığımız hakikatlerdedir, ilkelerimizdedir.

Bizim gücümüz dayanışmamızdadır, ortak mücadele hattında buluşmamızdadır. Bugün buradaki kadın buluşmamız da bu büyük buluşmanın bir aşamasıdır ve demokratik mücadelemize güç vermektedir. Bizler bu dayanışmayı ve birlikteliği her yerde ve yaşamın her alanında daha da güçlendireceğiz, büyüteceğiz.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here