HDP Eş Genel Başkanı Sancar: Alo AKP hattı kurmuşlar.. Cizre’de 2 binden fazla aile aranmış

0

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu. “Dün akşam İskenderun’da acı bir olay yaşandı. Tesellimiz çok fazla zararın ortaya çıkmaması ve can kaybının yaşanmamış olmasıdır. Canlı bomba saldırısı olduğu söyleniyor. Bunu en sert şekilde kınıyoruz.” diyen Sancar, şunları söyledi:

“İktidarın da gecikmeden halkı aydınlatma sorumluluğu olduğunu hatırlatıyoruz. Neyin nasıl yaşandığını bilmek halkın hakkıdır. Bunu anlatmak iktidarın sorumluluğudur. Bütün İskenderun halkına, halklarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum ve saldırıyı kınadığımı belirtmek istiyorum.

Bu sabah da operasyonlarla uyandık. Çeşitli illerde arkadaşlarımıza, çalışanlarımıza yönelik gözaltılar yapıldı. Şu anda sayıları tam olarak bilmiyoruz ancak bunun yeni bir durum olmadığını biliyoruz. İktidarın sistematik ve tutarlı davrandığı tek konu HDP’ye baskıdır. Bundan başka hiçbir konuda bu kadar tutarlılık, hırs ve heves yok. Bunun nafile olduğunu anlatıyoruz ama anlamıyorlar. Bunu anlatmanın etkili yollarını biliyoruz, mücadeleyi büyütmek ve iktidarı göndermek. İşte o zaman neyi kaybettiklerini, saldırdıkça nasıl kaybettiklerini anlayacaklar ama iş işten geçmiş olacak. O zaman kurulacak adil yargı düzeni önünde bütün bu kumpasların, saldırıların hesabını verecekler.

Biz de onlara hatırlatacağız. Gördüğünüz gibi hiçbir zulüm ve adaletsizlik yapanı yanına kâr kalmaz. Sadece son bir ay içinde yüzlerce partili arkadaşımız gözaltına alındı. Hiçbir somut gerekçe yok. Raflarda dosyalar var. Bunları ihtiyaçlarına göre güncelliyorlar. HDP’yi nereden sıkıştırırız diye bir gece plan yapıyorlar. Bu dosyaları raflardan indiriyorlar. Savcılara talimatlar gidiyor, savcıları gözaltı kararlarını imzalıyor ve operasyonlar başlıyor. Bu bir kısır döngü olarak işliyor ama bu kısır döngünün bizi yıldıramadığını, bezdiremediğini görmüyorlar, görmek istemiyorlar.

Tükenen saldırganın kendisidir. Tükendikçe saldırması da kaybettiğini görmesindendir. Hep söylüyorum, tekrar söylüyorum bu iktidarı asıl korkutan HDP’dir ve bu korkuda haklıdırlar. HDP bu iktidarı ilk seçimde gönderecektir. Seçimlere gidinceye kadar da bütün faşizan baskılarına karşı en güçlü mücadeleyi, en güçlü direnişi yine HDP ortaya koyacaktır.

Ne yapacaklarını şaşırdılar bu iktidarın sahipleri. Basına da yansıdı. Bir ‘Alo AKP hattı’ kurmuşlar. Şırnak ve ilçelerinde kendilerini İçişleri Bakanlığı tarafından kurulan bir birim olarak tanıtan kişiler aralarında HDP’li meclis üyelerinin de bulunduğu kişileri telefonla arıyorlar. “HDP’li olduğunuz için pişmanlık yasasından yararlanmak istiyor musunuz” gibi sorular soruyorlar. Saçmalamanın sonu yok. Bununla da bitmiyor. Cizre’de 2 binden fazla aile aranmış ve neden HDP’ye gidiyorsunuz diye soru sorulmuş.

Cevap çok açık değil mi? HDP Cizre halkının evidir. HDP, Şırnak halkının kimliğidir. HDP Kürt halkının ve bütün ezilenlerin onurudur. Elbette HDP’ye gidecekler, HDP’ye sahip çıkacaklar ve hiçbir güç onları bundan alıkoyamayacak. İçeride baskıyla zulümle ayakta kalmaya çalışıyorlar. Dış politikada sürekli gerilim ve çatışma politikasından medet umuyorlar. Bir tür savaş makinası yarattı iktidar. Kendisi bir savaş makinesi gibi işliyor. Savaş makinelerinin insanlığa ölümden, zulümden ve yıkımdan başka bir şey getirmediğini biliyoruz. Ve bunu sürekli de vurguluyoruz, hatırlatıyoruz, hatırlatmaya devam edeceğiz. Tarihte bu fikrin tüm sahipleri bugün karanlık sayfalarda yerlerini aldılar.

Tam da bu nedenle çağrımız barış ve refah isteyen, özgürlük eşitlik ve demokrasi isteyen tüm kesimleredir. Sömürü düzeninde emeğinin hakkını arayan emekçileredir. İşsiz bırakılan işsizler ordusunadır. Gelecek kaygısı yaşayan gençleredir. Erkek egemen iktidara karşı amasız, fakatsız direniş gösteren kadınlaradır. Ormanını, doğasını korumak isteyen köylüleredir. Düşüncesi baskı altına alınan yazarlara, aydınlara, akademisyenleredir. İnancı görmezden gelinen adeta bir kırıma uğratılan Alevileredir. Siftah yapmadan kepenk kapatan, “artık ölmek istiyorum” diye feryat eden esnafadır. Atanmayan veya ihraç edilen öğretmene, sağlık emekçisine, bilim insanınadır. Saray rejimi ile ortaklık kurmayan tüm insanlaradır. Herkesedir bu çağrımız.

Zaman mücadeleyi birleştirme ve birleşerek büyütme zamanıdır. Gelin yarınlarımızı kurtarmak çocuklara ve gençlere iyi bir gelecek bırakmak için bu zulüm ve talan iktidarına karşı güçlerimizi birleştirelim. Saray rejimi iktidarda kaldığı her gün halklarımızın geleceğini kendi kişisel hırsları çıkarları ve ideolojileri için karartmaktadır. Bu zalim iktidar iddia edildiği kadar da güçlü değildir. Asıl olan bizim ortak mücadeleyi örgütleyebilme gücümüzdür. Eğer bunu başarırsak bu iktidarın ne kadar zayıf olduğunu daha iyi görecek, daha fazla moral alacak, daha fazla güç biriktireceğiz. O zaman başarının, her gün yeniden görülen faşizmi durdurmanın ne kadar kolay olduğunu göreceğiz. Ve seçimler geldiğinde bu iktidarı ne kadar kolay gönderebileceğimizi de göreceğiz. Bunu bekleyerek, sadece seçimlere bel bağlayarak, bugünkü mücadeleyi yok sayarak bunu başaramayız.

Şimdi önümüzde bütçe var ve bu bütçenin ne bütçesi olduğunu hatırlatıyoruz. Bu bütçe halk için bütçe değil bir defa. Bu bütçe Saray’a, savaşa ve yandaşa bütçedir. Ülkenin kaynaklarını savaşa akıtarak, yoksullaşmayı derinleştiren bütçedir. İktidarın ömrünü uzatmak için yandaşı besleyen bütçedir. Yandaşı besledikçe yoksulun ekmeğini çalan bütçedir. Ekmeğini çalan ve bunu başka türlü yalanlarla örten iktidarın sefaletinin göstergesidir. Saldırganlığın göstergesidir. İnayetle çay fırlatarak, askıya ekmek asarak bu ayıplarının bu günahlarının üstünü örtemezler, halkı kandıramazlar!

Şunu da söyleyeyim; askıda ekmek yoksulların, ezilenlerin kendi aralarında geliştirdikleri bir dayanışmadır. Dayanışma yukarıdan dayatmayla olmaz, aşağıdan gönül birliğiyle olur. Dayanışma yoksulların, ezilenlerin asaletidir, zarafetidir. Bunu muktedirler anlayamazlar. Bununla oynamasınlar. Halk bunun farkındadır, bizler de farkındayız.

Sefalet değil adalet istiyoruz. İnayet değil, sosyal hak istiyoruz. Bunun için bütün yoksulların birlikte mücadelesini istiyoruz. Bunu da başaracağız. Emin olun başaracağız, bu sefaleti onların yüzüne vura vura halkın gücü ile alt edeceğiz. Bu sefaletten mutlaka çıkacağız.

16 Ekim’de Fransa’da ortaokul öğretmeni Samuel Patty vahşice katledildi. Gerekçe kutsal değerlere hakaret etmesiydi. Elbette bu saldırıyı en net ve sert şekilde kınamak lazım. Burada bu saldırıyı bu vahşi cinayeti bahane ederek İslam’a yönelik aşağılayıcı tavırlara giren Fransız hükümetinin tavrını da en net şekilde kınamak lazım. Tekrar söylüyorum, bizler İslam dini ve bütün dinlere yönelik her türlü saldırıya ve rencide edici tutuma karşı net bir duruş sergiliyoruz. Aynı şekilde İslam’ı bahane ederek, istismar ederek vahşet siyasetinin önünü açan anlayışlara da karşı çıkıyoruz. Birini görüp diğerini görmemek inançlar arası eşitliği ve barışı samimiyetle savunmamak demektir.

Bu nedenle Samuel Paty’nin vahşice öldürülmesini teşvik eden ve kınamayanları da bu vahşeti bahane ederek saldırgan ve provokatif tavır gösteren Fransız hükümetini de en net şekilde kınadığımızı belirtiyoruz. En sağlam duruş budur. İnançlar, kimlikler arası eşitliği samimiyetle savunduğunuz zaman en güçlü barışı, birlikte yaşamın en sağlam zeminini kurarsınız. HDP de bu yolda kararlılıkla yürüyen bir partidir. Bunu da bir kez daha hatırlatmak isterim.

Yarın Mevlit Kandili. 14 asır önce ırkçılığa karşı yakılan meşale insanlığın yolunu aydınlattı. O gün bu meşale insanlığın yolunu nasıl aydınlattıysa bugün de mevlidi nebinin insanlık ailesinin aydınlığa çıkmasına vesile olmasını diliyoruz. Vesile olacağına da inanıyoruz. Bu duygularla bütün halklarımızın ve Müslümanların kandilini tebrik ediyorum. Aydınlık yolunda asla duraksama geri çekilme yok. Bu ülkede aydınlığa giden yolu açacağımıza şüphe yok. Mutlaka kazanacağız.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here