HDP Eş Genel Başkanı Sancar: Bir ülkenin yüzde 60-70 nasıl terörist olarak damgalanabiliyor?

0

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin Meclis Grup Toplantısında konuştu. “‘Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü’yle tüm ülkeyi kucaklamak için Edirne ve Hakkari’yi başlangıç noktaları olarak belirledik.” diyen Sancar, şunları söyledi:

“Elbette ülkenin bir ucundan diğer ucuna bütün halklarımızı kucaklamak ilk hedefimizdir. Ancak Edirne ve Hakkari’nin de bir başka anlamı var. Edirne’de önceki dönem Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş siyasi rehine olarak tutuluyor. Hakkari daha geçen gün milletvekilliği düşürülen sevgili Leyla Güven’in seçim bölgesidir. Yani Hakkari, iradesi gasp edilen şehrimizdir. İrade gaspı bir darbe fiilidir. Bütün darbecilerin ilk yaptığı iş halkın iradesine el koymaktır, o iradeyi yok saymaktır. O iradenin yerine kendi emirlerini ve kendi demirlerini geçirmektir.

O nedenle bu yürüyüşe Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü adını verdik. Bu yürüyüş nefes alamayan bütün toplum kesimleri içindi. Gençler içindi, kadınlar içindi, emekçiler içindi, yoksullar içindi. Yürüyüş boyunca iktidarın her türlü engellemelerine maruz kaldık. Kuşatmalara, çemberlere alındık, hapsedilmek istendik. Bazen yolda araçlarımızdan fazla güvenlik ekibi aracı vardı.

Gittiğimiz her yerde halk ile buluşmamızın engellenmesi için her şey yapıldı. Ama bilmiyorlar ki buluşma sadece fiziksel temas ile olmaz. Sadece aynı metrekarelere birlikte yerleşmekle de olmaz. Biz halkımızla sesimizle buluşuruz, bakışlarımızla buluşuruz, yürekte buluşuruz. İşte bu yürüyüşte tüm bu çabalarına rağmen engelleyemedikleri esas şey buydu. Biz halkımız ile yüreklerde dolu dolu buluştuk. Geçtiğimiz her yerde pencereden el sallayan, bize gülümsemeler yollayan insanlarımızla buluştuk. Bizimle kucaklaşmak için fırsat kollayan, aralık kollayan insanlarımızla o küçücük aralıklarda buluştuk. Ama en önemlisi inançlarımızda, kararlılığımızda buluştuk.

Bu engellemelerin, iktidarın bizi engellemek için yaptıklarının gösterdiği çok temel bir husus var. O da korkudur. İktidar korkuyor. İktidar itirazdan korkuyor, hak arayışından korkuyor. İtiraz eden herkesi hain, hak arayan herkesi terörist ilan ediyor. Korkunun bundan açık ifadesi olabilir mi? Bir ülkenin yüzde 60-70 nasıl oluyor da terörist olarak damgalanabiliyor. Bu halktan korkunun açık itirafıdır. Bu iktidar halktan korkuyor, bu iktidar halktan korkuyor. O nedenle sokağa çıkan herkesi, itiraz eden herkesi boğmak için elinden gelen her şeyi yapıyor.

Biz buna rağmen yürüdük. Çünkü korku duvarını aşmak gerekiyor. Korku duvarı aşılmadan hak olmaz hukuk olmaz, özgürlük olmaz, haysiyet olmaz. O nedenle korkuya karşı yürüdük, korku duvarını yıkmaya yürüdük. Korku duvarı yıkılmadan da insanların kendisi gibi olmaları mümkün değil. Özgür bir gelecek kurmaları ise hiç mümkün değil.

Barolar da kendilerine dayatılan demir kafesi reddetmek adına yürüyor. Bu iktidar darbecidir dediğimizde bazıları bunu çok abartılı buluyorlar. Oysa toplumda çoğulculuğu yok etme niyetinde olan bir iktidar varsa, işte bu iktidarın zihniyeti darbeciliktir.

Eğer bir iktidar çeşitli toplum kesimlerin iradesini yok etmek istiyorsa bu iktidar darbecidir. İşte barolara karşı hazırlanan düzenlemeler tam da iktidarın bu darbeci anlayışının yansımasıdır. Hoş iktidar sözcüleri bunu zaten saklamıyor. Kendileri bizzat itiraz eden herkesi susturmak istediklerini açık açık söylüyorlar. Onlar bu kadar açık söylüyorsa bizlerin de en az o kadar cesur olması gerekiyor.

Herkesin; iradesine göz dikilen, haysiyeti hedef alınan herkesin açıkça bu cesareti göstermesi gerekiyor. İşte barolar da bu cesareti gösterdi. Haysiyet mücadelesindeki yerlerini sağlam bir şekilde aldılar. Aralarında öğrencilerim var, meslektaşlarım var. Hepsiyle gurur duyuyorum, hepsini buradan gönülden selamlıyor ve kutluyorum.

Bizim çağrımız şudur; darbelere ve darbecilere ayrımsız karşı çıkacaksınız. Adalet sadece bir kesim için isteniyorsa en büyük adaletsizliktir. Adalet isteğinde ayrımcılık en büyük adaletsizliktir. Çünkü vicdansızlıktır, çünkü çürümüşlüktür. O nedenle evet getirin 27 Mayıs’la ilgili kanun teklifini evet Yüksek Adalet Divanı kararlarını geçersiz sayalım, evet o kararlarla idam edilen Menderes’i, Polatkan’ı, Zorlu’yu buradan yeniden itibarlarını iade edecek bir duruma getirelim. Ama orada durmayalım. Orada durursanız ayrımcılık yaparsınız, orada durursanız bu toplumda adaletsizlik konusunda bölücülük yaparsınız.

Biz HDP olarak adaleti herkes için istiyoruz. Darbelere ayrımsız karşı çıkıyoruz. Bu konurda sicilimizde en ufak bir leke bulunamaz. Hiç kimse geçmişimizde en ufak bir yalpalama göremez. Biz de toplumun bu şekilde yaralanan bütün kesimlerine çağrımızı yeniliyoruz. Gelin, Hep Birlikte karşı çıkalım, gelin hep birlikte gerçek adalet için yürüyelim. Hep birlikte sesimizi yükseltelim. Seslerimiz mutlaka buluşacaktır. Tek bir kişi bile kopkoyu karanlıkta haykırdığında o ses mutlaka duyulur. O ses mutlaka yankı bulur. O nedenle bu konuda inancımızı asla ve asla kaybetmeyelim.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here