HDP Eş Genel Başkanı Sancar: Seçimin kokusunu alınca Kürt kentlerine geliyorlar

0

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “HDP’liyiz, Her Yerdeyiz” programı kapsamında Bitlis’te konuştu. “Türkiye’nin yoksulluk istatistiğinde son üç şehirden biri her zaman Bitlis’tir.” diyen Sancar, şunları söyledi:

“Niye Bitlis’te bu kadar yoksulluk var, niye Bitlis yoksul bırakılıyor? Bitlis neden yoksulluk çekiyor? Neden diğer Kürt şehirleri hep ayrımcılığa maruz kalıyor? Bu yeni değil. Bu yüzyıllık bir tarih. Bu Şark Islahat Planından bugüne yenilenerek gelen politikaların bir ürünüdür. Bunu hepimizin iyi bilmesi gerekiyor.

Yoksulluk tembelliğimizden değildir, yoksulluk kaderimiz değildir. Eğer Kürt halkı ve Kürt şehirleri bu şekilde yoksul bırakılıyorsa, Kürt düşmanı politikaların sonucudur. Bunu bilmemiz gerekiyor. O nedenle diyoruz ki, esas mesele Kürt sorunudur. Kürt sorununda demokratik çözüm bulunmadan, adaleti bulmak da bu ülkeye demokrasiyi getirmek de mümkün değildir. Diyoruz ki, Kürt sorununda demokratik çözümün yolu Kürt halkının iradesini tanımaktan geçer. Kürt halkının iradesini, Türkiye ezilen halkları ile buluşturmak gerekir. İşte HDP tam da budur. Kürt halkının iradesidir. Kürt halkı ile Türkiye halkları arasındaki köprüdür. Biz Türkiye’nin bütün halklarını ve ezilenlerini birlikte yürümeye çağırıyoruz.

Biz Kürt halkından da özel bir ricada bulunuyoruz. Sizin oylarınız için haftalardır iktidar ve muhalefet partileri geliyor. Sizlere kardeşim diyor tatlı sözlerle hitap ediyorlar. Bunların hepsi boş ve yalan! İradenizi kimlerin temsil ettiğini onlar da biliyor. Sizin iradeniz bu meydandır, bu şehirlerdir. Bizi yetkilendirdiğiniz partinizdir. Sizin hizmetinizde olan biziz. O nedenle bize saldırıyorlar zaten. Bize saldırı Kürt halkına saldırıdır. HDP’yi yok etmek istemelerinin nedeni Kürt halkının iradesini temsiliyetsiz bırakmaktır. Kürt halkını siyaseten tasfiye etmektir. Kürtlerin olmadığı yeni bir düzeni tamir ederek yürütmektir. Başka bir amaç yok burada. Bu iktidar kaç yıldır Kürt düşmanlığı üzerine politika yürütüyor. Şimdi de seçimin kokusunu aldılar, gelip sanki iki kelimeyle Kürt halkını kandırabilirlermiş gibi burada geziler yapıp nutuklar atıyorlar.

Size söz veriyoruz: Desteğinizi, inancınızı, iradenizi asla boşa çıkarmayacağız. Asla bir leke kondurmayacağız. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Kendi yolumuzda mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu yol Kürt sorununda demokratik çözümün yoludur, özgürlüğün ve eşitliğin yoludur. Bu yoldan yürüyeceğiz ve Türkiye’ye demokrasiyi sizlerle, Türkiye’nin demokratlarıyla birlikte getireceğiz.

Türkiye’nin demokratları derken kimse yanlış anlamasın, bizim diğer partilere çağrımız yok. Şu ittifak, bu ittifak bizi ilgilendirmiyor. Yok efendim şu şahıs adaymış, bu şahıs adaymış bizi ilgilendirmiyor. Biz yolumuza sizlerle devam ediyoruz. Biz görüşlerinizi alarak, bugün, dün yaptığımız toplantılarda söylenenleri dikkate alarak kararlarımızı vereceğiz. Kararlarımızı halkımız ve Türkiye demokrasi güçleriyle alacağız.

Eylül ayında bir tutum belgesi açıklayacağız, bundan sonraki yol haritamızı ilan edeceğiz. Kim gelirse gelir, gelen gelir gelmeyen kendi yoluna devam eder. HDP’siz yürünmeyeceğini görürler, sonradan hesabını halka verirler. O nedenle diyoruz ki biz kendi yolumuzda yürüyeceğiz. Biz Kürt halkının birliğini istiyoruz. Bunun için Kurdî ittifakı en geniş noktaya taşımak için elimizden geleni yapacağız. Türkiye’nin ezilenleri, demokratları ile birlikte yürümek için çalışmalarımızı yürüteceğiz ama bizim yolumuz belli. Bizim yolumuz adalet, demokrasi, özgürlük, eşitlik, barış. Bu yolda ırkçılığa yer yok. Bu yolda sömürüye, talana, ranta yer yok.

Son zamanlarda artan yabancı düşmanlığı konusuna dikkatinizi çekmek istiyorum. Biliyorsunuz İran sınırından buraya göçmenler geliyor. Şimdi niye kaçıyor bu insanlar. En kolay yol ırkçılıktır, o insanları suçlamaktır. Bu insanlar savaştan kaçıyor, kendi ülkelerinde huzurlu bir yaşam ve hayat güvencesi bulmadıkları için kaçıyorlar. İktidarın göçmenleri nasıl kullanmak istediğini biliyoruz.

Göçmen politikasının nasıl bir pazarlık, şantaj ve nüfus değiştirme planı olduğunu biliyoruz. Alet etmek istediklerini biliyoruz. Ancak bunun sorumlusu göçmenler değil. Irkçılığın zerresi olmayacak halkların başında Kürt halkı geliyor. Burada yoksulluktan batıya göç etmek zorunda kalan, Karadeniz’den Marmara’ya, Sakarya’dan Ege’ye giden işçilerimizin nasıl ırkçılığa maruz kaldıklarını biliyoruz. O nedenle bize kim ırkçılık sözünü ederse hemen durduralım. Bizim çözüm yolumuz bellidir.

Göçmenlik meselesi savaş politikalarının ürünüdür. Bunu durdurmanın yolu barışı istemektir. Bütün halklar kendi topraklarında özgürce yaşasın diye mücadele ediyoruz. Biz özgürlüğü, barışı ve demokrasiyi bütün Türkiye için, Kürt halkı ve diğer bütün halklar için istiyoruz. Bütün Ortadoğu için istiyoruz. Savaşa hayır diyoruz, barış bizim yolumuzdur. Irkçılığa asla prim vermeyeceğiz. Bu konuda hepinizi hassasiyete çağırıyoruz.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here