HDP Eş Genel Başkanı Temelli: Bu savaş bir an önce son bulmalıdır

1

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin kuruluş yıldönümü etkinliğinin yasaklanmasına tepki gösterdi. İstanbul’da konuşan Temelli, şunları söyledi:

“HDP 7 yaşındadır, tam 7 yıldır savaş karşıtlığı çizgisinden asla taviz vermemiştir. Asla bir adım geriye düşmemiştir. Evet savaşlara ve savaşa karşıyız. Onurlu bir barışın inşası için 7 yıldır olduğu gibi mücadelemize bugün de devam ediyoruz. 7’mizde neysek 70’imizde de o olacağız. Asla barış mücadelemizden, onurlu bir barış inşasından, savaş karşıtlığından vazgeçmeyeceğiz.

Bizler bu coğrafyanın kadim halkları olarak bir arada yaşama iradesine sahip çıkarak bu biraradalığın inşasını, demokratik cumhuriyetin inşasını da var edeceğiz. Buna inanıyoruz, bu inançla yolumuza devam ediyoruz. Bugün bu coğrafyanın kadim halklarına karşı bir kez daha en büyük düşmanlık sergilenmektedir. Savaş suçu dahil olmak üzere her türlü saldırı ile, şiddetle, baskıyla ve savaşın bütün kirli yönleri ile bugün Suriye’de bir savaş sürmektedir. Bu zikredilmesin, bu dile gelmesin diye herkesin sesi de kısılmak istenmektedir. Tıpkı geride bıraktığımız 5 yılda olduğu gibi.

Bu iktidar kendi beka meselesini ancak ve ancak bu politikalarla ayakta tutabilmektedir. İktidar ayakta durabilmek için, kendi iktidarını devam ettirebilmek için Kürt halkına savaşı dayatmaya devam ediyor. Türkiye halkları olarak bir arada yaşama irademizi savaşa karşı çıkarak bir kez daha dile getirmeliyiz. Bir kez daha bunu savunmalıyız.

Tam 5 yıldır bu iktidar tecrit hukukuyla ayakta duruyor. Hukuk devletinin bütün kazanımlarını yok sayarak bugüne kadar her türlü eksikliği ile dile getirmemize rağmen hukuk devleti adına bütün hukukun en temel yasalarını yok sayarak, evrensel hukuk değerlerini yok sayarak kuvvetler ayrılığını, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını yok sayarak bu ülkeye bir tecrit hukukunu dayatageldiler. İşte o tecrit hukukunun sonucunda bugün hukuk tanımaz, yasa tanımaz bir devlet, devlet bürokrasisi ve iktidar var karşımızda.

Yine geriye baktığımızda son 5 yıl içinde rejim adeta bir kayyım rejimine dönmüştür. Kayyım rejimini dayatılmaktadır. Demokratik tüm kurumları çökertmekte, belediyelerimize kayyım atayarak halkımızın iradesini yok saymaktadırlar. Kürt kentlerine, Kürt illerine kayyım atamak aslında Türkiye’ye kayyım atamaktadır. Aslında Türkiye halklarının seçme seçilme iradesini yok saymaktadır. Demokrasinin en temel adımını yok saymaktadır.

Türkiye’nin her yerinde de savaş vardır. Türkiye’nin her yerinde kıyamet vardır, zulüm vardır, yıkım vardır. O yüzden diyoruz ki Suriye’deki savaşa hep birlikte karşı çıkmamız lazım. Tüm Türkiye halkları, vatandaşları karşı çıkmalıdır. Sadece Türkiye’de mi dünyanın her yerinde karşı çıkmalıyız.

Bu savaş bir an önce son bulmalıdır, bu kayyım rejimi son bulmalıdır, tecrit son bulmalıdır. Türkiye halklarının geleceği her geçen gün karartılmaktadır. Tüm haysiyetli yurttaşlara sesleniyorum, bu ülkenin tüm onurlu vatandaşlarına sesleniyorum: Bugün savaşa karşı çıkmak ülkemize sahip çıkmaktır. Savaşa karşı çıkmak geleceğimize, çocuklarımızın geleceğine sahip çıkmaktır. Bunu bildikleri için herkesin sesini kısmaya çalışıyorlar. Tüm aydınlara sesleniyorum. Hukukçulara gazetecilere akademisyenlere sesleniyorum. Şimdi savaşa karşı çıkma sesimizi yükseltme zamanıdır.

Bugün televizyonlarda kendisine gazeteci diyenler, hukukçu diyenler, akademisyen diyenler TV’leri işgal ediyorlar. Adeta savaş propagandasını yapıyorlar, bu ülkenin gerçek aydınlarının gerçek akademisyenlerinin, gazetecilerin hukukçuların sesinin çıkmasını engelliyorlar. O TV’lerde konuşanlara ben hukukçu demem, ben akademisyen demem. Onlar olsa olsa Saray’ın soytarılarıdır. Öyle de kalacaktır. Onlara yakışacak tek etiket de budur. Ne hukukçuları hukukçuluktur, ne gazetecilikleri gazetecilik, ne aydın vasfını hak ediyorlar. Çünkü savaşa karşı çıkmayan aydın olamaz, akademisyen olamaz. O yüzden de hep birlikte bu savaşa karşı çıkmalıyız.

Seçim zamanı çıkıp ‘Kürtler kardeşimdir’ diyenler şimdi de ‘Bu düşmanlık Kürtlere karşı değil’ diyerek aslında siyasetlerini örtbas etmeye çalışıyorlar. Ama kral çıplak. Bütün çıplaklığı ile ortada artık bu düşmanlık herkesce çok iyi biliniyor. Bu düşmanlığa son vermek bizlerin elinde. Türkiye halklarının elinde. hep beraber yan yana gelerek Kürtler, Türkler, Ermeniler, Süryaniler, bu kadim coğrafyanın kadim halkları, bu düşmanlığa hep beraber son verebiliriz. Savaşlara son verdiğimiz gün bu iktidarın sonu gelecektir. Savaşa son verdiğimiz gün halklar arasında olmayan bu düşmanlık da son bulacaktır.

Bakın, bu düşmanlık bu nefret o kadar gözlerini karartmış ki bir selefi kuşak kurmak adına, tam da sınırımızda bir selefi kuşak kurmak adına IŞİD’çilerle, IŞİD artıklarıyla ittifak yapmayı içlerine sindirmektedirlerler. Bu işgal girişimini bizzat IŞİD eliyle sürdürmektedirler. Evet kıyafetleri değişmiştir, orada gördüğünüz, adına ister Milli Ordu deyin, ister ÖSO deyin, ne derseniz deyin unutmayın IŞİD artığıdır. Zihniyet aynıdır. İşlemiş oldukları cinayetler de bütün bu çıplaklığı ile tüm dünyanın gözü önünde bir kez daha görülmüştür. Hepimiz buna tanıklık ettik.

12 bin IŞİD militanı bugün her an serbest kalabilir ve dünya için ülkemiz için büyük bir tehlike oluşturabilir. Akrabaları ile 70 bin kişiden bahsediyoruz. Ne olacağı belirsiz. Bu ülkenin İçişleri Bakanı çıkıyor, gayet pişkin bir şekilde IŞİD’e arka çıkabiliyor. Durum bu kadar vahimdir, iktidar bu kadar aymazlık içindedir, farkında değildir tehlikenin.

Orada IŞİD’e karşı savaşanlara, IŞİD’i durduranlar, bu ülkeye bu dünyaya bu iyiliği yaparken şimdi ne idüğü belirsiz bir senaryonun peşinde IŞİD’e yeniden hayat veriliyor. IŞİD’e yeniden can suyu katılıyor. Bu mudur? Terörle mücadele dedikleri bu mudur? Dünyanın en azılı bu güruhunun önünü açmak mıdır terörle mücadele. Artık bu yalanlara kimse inanmıyor inanmayacak da. O yüzden bugün savaşa karşı çıkmak kendi güvenliğimize sahip çıkmaktır. Unutmayın. Suruç’u unutmayın. 10 Ekim Katliamını unutmayın. ‘Bunlar öfkeli çocuk’ dediler, bunlar ‘oylarımızı artırdı’ dediler. İşte aynı iktidar bugün IŞİD’in önünü açmak için adeta bir işgal girişimini başlatmış durumda. Bir savaşı başlatmış durumda.

31 Mart’ta, 23 Haziran’da kaybettiniz. Kaybettiğiniz bu iktidarı koruyabilmek için şimdi bu savaşı çıkardınız. Sonra savaş deyince çıkıp diyorlar ki buna savaş demeyin. Ne diyeceğiz savaş değil de ne? Hem de kirli bir savaş. Kendi milletvekilleri bile AKP milletvekilleri bile ‘savaş’ diyor, AKP yazarları bile savaş diyor. AKP’nin yandaşları bile ‘savaş’ diyor. Daha ne diyeceğiz? İçişleri Bakanı çıkmış utanmadan sıkılmadan savaş diyenlere hakaret ediyor. İsterim ki Numan Kurtulmuş çıksın şimdi bir yanıt versin. Kendisi de bu hakarete uğramıştır. Çıksın desin ki ‘yahu sen ne diyorsun’.

Kıbrıs’tan açıklama geliyor onu da hain ilan ediyorlar. Kıbrıs’taki EOKA faşizmine karşı savaşmış bir insana bile hain diyebilecek kadar ölçülerini yitirmişler. Bu ahlaki de bir sorundur. O yüzden de bu ülke, bu ülkenin onurlu haysiyetli yurttaşları bu saldırıya karşı çıkmalıdır.

Savaşa hayır irademizi tüm gücümüzle ortaya koymalıyız. 1920’den 2020’ye 100 yıllık bir dönem kapanıyor. Şimdi 1920 Meclisinin hukuku ve ruhuyla halkların bir arada var ettiği o meclis anlayışı ile hep birlikte yan yana gelmeliyiz. Bir demokrasi ittifakında buluşmalıyız. 21 Anayasasında olduğu gibi eşit yurttaşlık temelinde bir anayasayı hep birlikte var etmeliyiz. Ancak böyle kurtulabiliriz, ancak böyle savaşlara son verebiliriz. O yüzden savaşa hayır, barış hemen şimdi.”

1 YORUM

  1. Savaşa karşıymış. On yıllardır ülkemizde savaştan başka ne getirdiniz. Şehitlerimiz gazilerimiz sizin pisliklerinizi temizlemek için harp etti.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here