HDP Eş Genel Başkanı Temelli: Yargı bağımsızlığı yok, talimatlı bir yargı var

0

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, partisinin Adana İl Örgütünün üçüncü olağan kongresinde konuştu. “Sabah akşam HDP düşmanlığı dışında hiçbir şey yapmıyorlar.” diyen Temelli, şunları söyledi:

“Bir çok arkadaşımız gözaltına alındı, tutuklandı binlerce HDP’li cezaevinde. Bir suçları yok, bir tek suç delili yok; iftiralar, gizli tanıklar, şişirilmiş dosyalar, savcıların hukuk tanımaz iddianameleri var. Bütün dosyalar şöyle başlıyor ‘terör örgütü üyesi olmamakla birlikte noktalı virgül’ ve sonrasında savcı keyfine göre iddianame hazırlıyor. O keyfiyeti ona veren de kolluk güçlerinin uygulamış olduğu şiddet politikasından başka bir şey değil.

Bugün cezaevlerinde resmi rakamlara göre 139 gazeteci vardır. Bir de resmi olmayan rakamlar var. Çünkü bazı gazetecileri, gazeteci olarak kabul etmiyor saray. Onun gazeteci olarak tanımladıkları, televizyonlarda her akşam saray güzellemesi yapanlar, bordrolu gazeteciler. Ama özgür basın adına çalışan hiçbir gazeteciyi, gazeteci olarak kabul etmiyor. Basın örgütlüğü bu ülkede kabul etmiyor.

Yargı bağımsızlığı yok, talimatlı bir yargı var. Çok uzağa gitmeyin, daha dün bir karar verildi Ankara’da. 17 bin faili meçhulun yaşandığı bu ülkede, 17 sanık hakkında 17 ayrı berat verildi. Türk yargı sistemine bir utanç kararı daha eklendi. Bu ülkede 17 bin faili meçhul var. O failli meçhullerde babasını, eşini kaybedenler, her hafta Cumartesi Anneleri haykırıyor. Bu sesi duymayan yargı ise talimatla hareket ederek beraat kararı veriyor. İşte insan haklarının geldiği durum, yargının sürüklendi yer budur. Bu kabul edilemez, bu yargısızlık, bu hukuksuzluk, bu adaletsizlik kabul edilemez. Bugün artık siyaset yapmak insan haklarına sahip çıkmaktır. İnsan hakları, hukuk ve demokrasi mücadelesidir.

Terörle mücadele etmiyor, bizatihi bu çeteler eliyle Orta Doğu coğrafyasını terörize ediyor. Çünkü faşizm toplumları terörize ederek karşı karşıya getirerek ayakta durmaya çalışır. Yaptıkları budur. Hız kesmiyorlar, öyle bir savaş politikası anlayışları var ki şimdi de bir Libya meselesi çıktı karşımıza. Akdeniz’de Libya ile bir anlaşma yaptık diyor. Hangi Libya?

Sen bir Libya’ya bak bakalım o senin anlaşma yaptığın gerçekten Libya mı yoksa Müslüman Kardeşlerden, İhvan’dan başlayıp gelen o hikayenin sonucu oraya sıkışmış bir Trablus hükümeti mi? Onlar da sona yaklaşıyor, meşruiyeti sorgulanıyor. Bu ülkenin dış politikasında Suriye’de Suriye Milli Ordusu, Libya’da ise İhvancılar var. İşte Türkiye’nin içine sürüklendiği acz budur. Acze düşmüş bir dış politika var. Neden bu acze düşmüş bu dış politika? Bu iktidar varlığını sürdürmek için gasp ve savaş politikalarına devam ediyor. Bu politikaların bir diğer yüzü yolsuzluk ve talan ekonomisidir. Kayyımlar bir yandan halkın iradesini gasp ederken diğer yandan halkın kaynağını, emeğini talan etmektedir. Belgeleriyle ortaya koyduk ama siyasetten anladıkları budur.

Şimdi de karşımıza Kanal İstanbul Projesi ile geliyorlar. Kanal İstanbul iklim krizini büyütür, bu ülkenin gelecek 40 yılını mali olarak, finansal olarak ipotek altına alır. Yani bu ülkenin daha doğmamış çocuklarını borçlandırır. Borçsuz olan kimse var mı? Herkesi borçlandırıyor. Sahte bir saadet yaratarak bugünü kurtarmaya çalışıyorlar. Ekonominin hali bu denli vahimdir.

Buradan diyorum ki Kanal İstanbul istemiyoruz. Bak Osman Gazi Köprüsü yaptın ama daha çok geçmeyenlerden parasını alıyorsun. Adanalılar siz belki Osman Gazi köprüsünü hiç görmediniz, hiç geçmediniz ama geçenlerden daha çok para ödüyorsunuz. Şehir hastanesi yapıyor şehir hastanelerine hasta garantisi veriyor. Önümüzdeki 25 yıl boyunca şehir hastanelerinin faturasını bu halk ya cebinden ödeyecek ya da hasta olup bedeniyle ödeyecek. Soygun böyle bir soygun. Talan bu denli büyük bir talan. Ama biz de diyoruz ki ne yaparsanız yapın elimizden kaçamazsınız.

Size hodri meydan dedik, erken seçim dedik. Enin sonunda o sandık önünüze konacak. Bu halka yaptığınız zulmün bedelini o sandıkta size ödeteceğiz. Size buradan bir teklifim var. İsterseniz bir erken seçim provası yapalım gelin Kanal İstanbul Projesini İstanbul halkına referanduma götürelim. Var mısınız? Nerede sizde o cesaret! Biz 31 Mart’ta, 23 Haziran’da nasıl sizi sandıkta yendiysek ilk sandıkta çok daha güçlü bir şekilde yeneceğiz. Gelin bakalım İstanbul halkı ne diyecek. Erken seçime yönelik bir kanal mı açacağız yoksa İstanbul kanalı mı açılacak onu hep birlikte çok iyi görebiliriz.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here