HDP Grup Başkanvekili Kurtulan: Kürt sorununun demokratik çözümü ülkemizin önündeki en temel sorundur

0

HDP Grup Başkanvekili Fatma Kurtulan, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Bu sistem yürümüyor. Hak ihlallerinin yaşandığını, tüm özgürlüklerin rafa kaldırıldığını eğer ciddi bir inceleme yaparlarsa çok iyi görecekler.” diyen Kurtulan, şunları söyledi:

“Bu sonucu açığa çıkaran en önemli faktör HDP’nin tutumu oldu. Kendi içimizde yaptığımız toplantılarda da bunu böyle gördük. Seçime bir hafta kala Kürtlerin hatırlanmasını Kürtler hakaret olarak gördü ve reddetti. Bir hafta kala Binali Bey’in Diyarbakır’a gitmesi, Kürdistan demesi bir ‘çawan î baş î’ demesi, Kürtçe bir cümleyle Kürtlerin oyunu alacağını hesaplamasını Kürtler kendisine hakaret olarak gördü.

Kürtler belediyelerinin nasıl gasp edildiğini unutmadı. YSK eliyle, KHK ile ihraç edilenlerin seçildiği belediyelerin gasp edilmesini Kürtler unutmadı. Kürdistan’da da olduğu gibi, HDP’li belediyelerde olduğu gibi İstanbul’da da bir kayyım politikasının devreye girmesini Kürtler kabul etmedi. HDP’nin binlerce yöneticisinin, milletvekilinin cezaevinde olmasını, Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın cezaevinde olmasını, bazı arkadaşlarımızın sürgüne gitmek zorunda kalmasını, bir arkadaşımızın sürgün yolunda hayatını kaybetmesini Kürtler unutmadı.

Afrin’in işgalini, Afrin halkının yerinden yurdundan edilmesini, mal mülklerine el konulmasını, bunun çetelere pay edilmesini ve çetelerle anlaşmaları Kürt halkı unutmadı. Üstelik Binali Yıldırım’ın Afrin için ‘biz orayı temizledik’ demesini, Kürtlerin yerinden yurdundan edilmesini, temizlik olarak görmesini Kürtler unutmadı.

Kürt sorununun demokratik çözümünü rafa kaldıran, baskıcı politikalarla çözmeyi bekleyen hem Cumhurbaşkanı hem de AKP’nin her gün Türkiye kamuoyuna ölüm bilançosu vermesi, insanların ailelerini, Kürt halkını ve demokratları derinden etkilemiştir. Ölüm üzerinden yürütülen politikaların kabul edilmediğini İstanbul seçimi bir kez daha göstermiştir. Kürt halkı tecridin uzun süredir bir politika olarak uygulanmasını reddetmiştir. Kürt halkı tecridin kalkması için 8 kişinin yaşamını kaybetmesini kabul etmediğini belirtmiştir.

İstanbul seçiminin hem demokrasi için hem hükümet için büyük önem arz ettiğini biliyoruz. Çıkan sonuç, ülkemizin tamamı için mesajlarla dolu. Bundan ders çıkarılması gerekiyor. Bu anlamda hükümetin, Cumhur İttifakı’nın kaybettiğini; demokrasinin, halkların, inançların, kadınların, emekçilerin, değişimden yana herkesin, tek adam rejimine itirazı olan tüm partilerin tabanının ortak tavrıyla bu seçim sonucunun açığa çıktığını söyleyebiliriz. Herkesin itirazının olduğu ortaya çıkmıştır.

Bu süreçte Sayın Öcalan ile görüşme oldu. Seçim öncesine tekabül eden görüşmeler ve kamuoyuyla paylaştığı düşüncelerinde de görülüyor ki Sayın Öcalan hala barış, insan hakları, adalet demekte, ülkenin toplumsal uzlaşmasına, barışa katkılarını sunmaya devam eden, burada da iyi niyet gösteren beyanlar sunmaktadır.

Kürt sorununun demokratik çözümü ülkemizin önündeki en temel sorundur. Bu ertelenmemelidir. Talebimiz hazır. Erdoğan, ‘1 yıllık sistemi masaya yatıracağız’ derken bu tıkayan sistemi, üsttenci tavrı masaya yatırmak durumunda olacaktır. Zayıflatılmış bir Meclis’i kabul etmediğimizi, tam tersi güçlendirilmiş bir Meclis sisteminin olması gerektiğini her zaman söyledik. Meclis’in yetkilerinin artırılması, rolünü oynaması gerekiyor. Demokrasi, adalet ve barışı bundan sonra ödev olarak önümüze koymalıyız. Toplumsal uzlaşı ve demokratik bir Anayasa ile ülkemizi geleceğe taşıyabiliriz, bunun potansiyeli de var. Hükümetin artık bu seslere kulak vermesi gerektiğini söylüyoruz.

İçinde bulunduğumuz hafta İşkenceye Karşı Mücadele ve İşkence Görenlerle Dayanışma Haftası. Bu hükümet başladığında ‘işkenceye sıfır tolerans’ söyleminin altını çizdi. En son yargı paketinde de ‘işkenceye sıfır tolerans’ dediler ama görüyoruz ki işkenceye sıfır tolerans yok. Hükümet eğer bunu önemsiyorsa ve bunu savunuyorsa işkence iddialarını mutlaka gündemine almak, bunun takipçisi olmak durumundadır. Ama savcıların harekete geçmesini sağlaması gereken pek çok vakada örtbas eden bir tutum içindedir. AKP hükümetleri döneminde söylediğimiz şu, eskiden işkence olurdu, insanlar işkence gördüklerini kanıtlayamazdı. Ancak AKP döneminde ise insanlar işkence izleriyle, kanıtlarıyla dışarıya çıkıyor ancak hükümet tavırsız kalıyor.

Gezi tüm bu sisteme itirazı olanların, itirazını alıp da gittikleri, bu sisteme karşı eleştirilerini tepkilerini dile getirdikleri, başta doğanın yaşam hakkı olmak üzere AKP’nin insanlar üzerindeki baskılarını eleştiren tutumlarıyla gelişen bir direnişti. Gezi’yi ülkemizin demokrasisinde önemli bir katkı olarak görüyoruz. Gezi yargılanmamalı, Gezi’yi yargılayamazsınız. Gezi davası Osman Kavala’nın tutukluğunun devamı kararıyla sonuçlandı. Temmuz ortasına ertelendi. Bu davanın düşmesi gerekiyor.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here