HDP Grup Başkanvekili Oluç: Bu iktidar, halk iradesini, sandık hukukunu ve adaletini yok saymaktadır

0

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Mecliste düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Partilerinin şimdiye kadar 15 belediyesine kayyım atandığını dile getiren Oluç, şunları söyledi:

“3 Büyükşehir, bir il ve 11 ilçe. Van, Diyarbakır, Mardin Büyükşehir belediyelerine; Hakkari il belediyesine; Karayazı, Yüksekova, Nusaybin, Kulp, Kayapınar, Kocaköy, Erciş, Bismil, Cizre ve Saray’dan sonra Kızıltepe’ye de kayyım atandı. Toplam 15 belediye. Daha önce de YSK, kazanmış olduğumuz 6 belediyede belediye eşbaşkanlarına KHK’lı oldukları gerekçesiyle mazbatalarını vermemişti.

Çok açık bir biçimde bir kez daha vurgulayalım. Bu iktidar hırsızdır. Bu iktidar irade hırsızıdır. Oy hırsızıdır, emek hırsızıdır. Halk iradesini yok saymaktadır. Sandık hukukunu ve adaletini yok saymaktadır. Türkiye tarihine baktığımızda, bu iktidar ile muhafazakar sağ partilerin önemli bir geleneği yıkılmıştır. Muhafazakar sağ partilerin ‘millet iradesi’ geleneğini bu iktidar yıkmıştır. Artık muhafazakar sağın bir sandık iradesi kararlılığı, ilkesi kesinlikle yoktur. Sandık hukuku ve adaleti kalmamıştır. İktidar sadece belediye eşbaşkanlarımızın görevden uzaklaştırılmasıyla yetinmemiştir; aynı zamanda belediye meclis üyelerimizi de görevden uzaklaştırmaktadır. 3 Kasım’da Van Tuşba’da 4 belediye meclis üyemiz daha görevden alınmıştır. Gerekçe soruşturmalardır.

Bir de tutuklama yapmaktadırlar. Son olarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanımız Adnan Selçuk Mızraklı, Kayapınar ve Kocaköy Eşbaşkanlarımız Keziban Yılmaz ve Rojda Nazlıer tutuklanmıştır. İktidar tutuklanmış olan belediye eşbaşkanlarımızı Diyarbakır’dan Kayseri Bünyan’a ring aracıyla, 10 saatlik bir yolculukla ve elleri kelepçeli olarak götürmüştür. Bu iktidar zulüm ve eziyet yapmaktadır, hukuksuzlukla yetinmemektedir. Haydutluk yapan, çeteleşmiş bir iktidarın en bariz göstergeleridir bunlar.

Şimdi biz ‘Kürt düşmanısınız’ dediğimizde itiraz ediyorlar, ama Kürt düşmanlığı budur işte. ‘Kürtsen seçtiğini saymıyoruz. Kürtsen verdiğin oyları saymıyoruz, gasp ediyoruz. Kürtsen senin seçtiğin değil benim atadığım yönetecek’ diyor bu iktidar. ‘Kürtsen nefes alma, yürüme, düşünme, gösteri yapma, fikrini söyleme’ diyor bu iktidar. ‘Kürtsen sana hukuk yok’ diyor bu iktidar. ‘Kürtsen sana hak yok’ diyor bu iktidar. Yani, ‘Kürtsen sana yaşam alanı tanımıyorum’ diyor bu iktidar. Bu yapılanların tercümesi budur.

Adeta sömürge valileri ve kaymakamları atanmaktadır. Öyle bir dönem yaşanmaktadır. ‘Kayyım rejimi’ derken işte bunu kastediyoruz. Bu kesinlikle kabul edeceğimiz bir şey değildir ve buna karşı mücadeleden bir an bile geri durmayacağız. Çünkü halkın, seçmenin iradesi, sandık hukuku ve adaleti bu siyasetle kayyımlaştırılmaya çalışılıyor.

Bakın sadece bizim belediyelerimize kayyım atamakla kalmıyorlar. Aynı zamanda kaybettikleri bütün belediyeleri, özellikle ‘Büyükşehirleri nasıl yaparız da yönettirmeyiz’ diye düşünüyorlar. Geçtiğimiz günlerde bu tartışmalar sürdü. Özellikle İstanbul Boğaziçi üzerinde sürdü bu tartışmalar. Bir tür gölge belediyeler yaratmaya çalışıyorlar.

Saray’dan yönetilecek belediyeler yaratmaya çalışıyorlar. Hedef büyükşehirlerin yetkilerini tekrar merkeze, yani Saray’a almaktır. O nedenle de siyaseti kayyımlaştırmaya çalışmaktadır bu iktidar. Kendilerinde olmayan, sandıkta kazanamadıkları belediyeleri ya gasp etmektedirler bizim örneklerimizde olduğu gibi, ya da çalıştırmamak için yetkilerini gasp etmeye çalışmaktadırlar.

Reklam

Boğaziçi Kayyım Yasa Teklifi var mı, yok mu belli değil. Çünkü tartışmalar sürüyor. Kimin arasında sürüyor tartışma? Muhalefetle iktidar arasında değil, iktidarın kendi içinde sürüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı mı bu yetkileri alacak, İçişleri Bakanlığı mı, yoksa bu yetkiler Saray’da mı toplanacak? Bu tartışma sürüyor. Çünkü İstanbul Boğaziçi’nde rant çok büyük. Kaybettiklerini yeniden elde edebilmek için, yolsuzluğu yeniden başlatabilmek için bu adımları atmaya çalışıyorlar.

Bu açıdan bir kez daha muhalefeti uyarıyoruz. Muhalefete sesleniyoruz. Diyoruz ki, bizim belediyelerimize kayyım atanıyor, sesinizi çıkarmıyorsunuz. Olağanmış gibi düşünüyor ve davranıyorsunuz. Bu olağan değil olağanüstü. Kayyım rejimi kurumsallaşıyor. Eğer buna sesinizi daha fazla çıkarmazsanız, buna itirazınızı daha köklü yükseltmezseniz, yarın sizin elinizdeki büyükşehirlerin yetkileri kısılırken kılınızı bile kıpırdatamazsınız. Bir kere demokrasi ilkelerinden, bir kere hukuktan taviz verirseniz, aman sesimizi çıkarmayalım bize dokunmasınlar diye düşünürseniz, emin olun ki yarın size dokunduklarında kimse ses çıkaramaz hale gelecektir. Dolayısıyla muhalefet partilerine, bir kez daha sesinizi yükseltin, kayyımlar karşısında suskunluğunuza son verin, bu durumu kabullenmeyin diyoruz.

Biz kabullenmeyeceğiz, buna karşı mücadeleyi her biçimde yükselteceğiz. Demokratik siyasete sahip çıkarak bu konudaki tepkilerimizi dile getireceğiz. Kendinize o kadar güveniyorsanız, koyun bakalım önümüzdeki hafta sandıkları Diyarbakır’a, Van’a, Mardin’e, kayyım atadığınız 15 belediyeye. Hatta kayyım atama hazırlığında olduğunuz diğer belediyelere de koyun sandıkları, alın cevabınızı halktan. Halk iradesinin bu şekilde gasp edilmesini asla kabullenmiyor, bunun cevabını, mutlaka politik olarak da size verecektir.

Vergilerle ilgili bu gelen paket de vergi adaletsizliğini büyütecektir. Çünkü dolaylı vergilerdir büyük ölçüde. Bazı maddelerinde gelir vergisi oranlarında oynamalar yapılmıştır. Ama genel olarak baktığımızda özellikle saptanmış olan bazı yeni vergiler, dolaylı vergilerdir. Bir tanesi ilginçtir. Avrupa’da da vardır çeşitli ülkelerde. Bir tür yerel yönetimlere destek olsun diye turistlerden konakladıkları zaman vergi alınır ve o vergiler konakladığınız şehrin yönetimine gider. Yani sizin kaldığınız kentte hizmetler daha iyi verilebilsin diye. Fakat bu getirilen öyle bir öneri de değildir. Doğrudan doğruya merkezi bütçedeki açıkları kapatmak için, yapmış oldukları yanlış harcamalardan ortaya çıkan açığı kapatmak için, merkezi bütçeye kaynak sağlamak için yapıyorlar bu düzenlemeleri. Dolayısıyla Avrupa’daki örnekleriyle de karşılaştırılamaz. Tüm bunlar vergi adaletsizliğini artıracak, halkı dolaylı vergi yükü ile karşı karşıya bırakacak vergilerdir. O yüzden de biz buna muhalefet etmeyi sürdüreceğiz.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here