HDP Grup Başkanvekili Oluç: İnfaz Yasası ile ilgili temel yaklaşımımız eşitliğin sağlanmasıdır

0

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. “Yaşlılara yönelik ciddi saldırılarla, ciddi ithamlarla, alaylarla karşı karşıya kalınıyor.” diyen Oluç, şunları söyledi:

“Biz bunun ciddi bir değer kırılması yarattığını düşünüyoruz. Etik değildir böyle bir şey ve üstelik de yaşlılara dönük bu tutum tamamen yanlış bir bilgiden kaynaklanmaktadır. Yaşlıların virüsü erken kaptığı ve yaydığı gibi bir algı yaratılmıştır, bu doğru değildir. Yaşlılar virüsü en erken kapan ve yayan grup değildir; yaşlılar virüsü kaptığında en fazla olumsuz etkilenen gruptur.

Dolayısıyla toplumda yaşlılara yönelik oluşturulan olumsuz hava çok yanlıştır, asla kabul edilebilir değildir. Bunun sadece değer kırılması olduğunu söylemekle yetinemeyiz, bunun bir sonraki adımı ırkçı bir anlayışın tezahürüdür. Ağır bir suçtur. Yaşlılar, tam tersine korunmaları, özen gösterilmeleri gereken, dayanışmanın büyütülmesi gereken bir kesimdir.

Zaman zaman yaşlılarla alay etmekle, onları itham etmekle kalmıyorlar, teşhir de ediyorlar. Bu ayrımcılık, yaşlıların bir nefret objesi haline getirilmesi, savunmasız ve güvencesiz bir konumda olan insanların bu şekilde ayrımcılığa maruz bırakılması kesinlikle kabul edilebilir değildir. Bütün topluma öncelikle çağrı yapıyoruz; yaşlılarla bu şekilde uğraşmak etik değildir, değer kırılmasıdır, bir sonraki adımı suçtur. Olması gereken, desteğin ve dayanışmanın artırılması ve büyütülmesidir. Onların rencide edilmesi değildir.

25 Mart’ta, iki farklı saatte iki farklı rakamla karşılaştık. Saat 21.15’te Cumhurbaşkanı dedi ki, vaka sayısı 8554, ki kendisi yürütmenin başındadır. Sağlık Bakanı, yine yürütmenin içindedir, 25 Mart saat 23.41’de dedi ki, vaka sayısı 2433’tür. Yani buradaki farklı rakamlar bile şeffaflık meselesinin ne kadar acil bir ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Bu konuda yürütmeye çok ciddi bir sorumluluk düşmektedir. Yürütmeden talep ediyoruz, bir an evvel şeffaflık sağlanmalıdır, veriler toplumla paylaşılmalıdır. Yapılan testlerin cinsiyet, yaş, il ve bölge dağılımı toplumla paylaşılmalıdır. Aksi takdirde bu konuda çok ciddi tartışmalar sürdürülecektir. Son 24 saatte 5035 test dedi Sağlık Bakan. Evet, 5034 teste varılması elbette önemli, ama kesinlikle yeterli değildir. En hızlı bir biçimde, günde en az 20 bin test hedefine acilen ulaşılması gerekmektedir. Bu boşuna söylenmiş bir laf değildir.

Buradaki rakamın önemi şuradan kaynaklanıyor. Bakın, Güney Kore 50 milyon nüfuslu bir ülke, şu ana kadar 370 bine yakın test yapıldı. Test yapılmasının anlamı, bu virüsün bulaştığı insanları en hızlı şekilde tespit ederek, tedavi ve karantina altına alınması demektir. Testlerin sayısının günde 5 binde kalması kesinlikle yetersizdir. Acilen günde en az 20 bin test yapabilecek duruma gelinmesi gerekir.

Şimdi iktidara bunları yapın diyoruz ya, ‘evde kalın’ dediğiniz yurttaşların ihtiyaçlarını karşılayın diyoruz ya, onlar ne yapıyor? Bugün, dehşet verici bir durum. Tarihe geçtiniz. Kanal İstanbul ihalesi yaptılar. Kanal İstanbul ihalesini koronavirüs günlerinde, ‘kaynağımız kıt, çok fazla adım atamıyoruz’ lafını eden iktidarın, Ulaştırma Bakanlığı’nın bir rant kanalı ihalesini koronavirüs günlerinde yapıyor olması topluma karşı bir suçtur. Halk sağlığını yok saymaktır, topluma karşı ihanet gibi bir adımdır.

Siz ekonomiyi, rant çıkarınızı halk sağlığına tercih etmiş oluyorsunuz Kanal İstanbul ihalesi yaparak. Bu kabul edilebilir bir şey mi? Kim kabul edecek? Hangi yurttaş kabul edecek? Etmeyecek. Bu yaptıklarınızın hepsi bir kez daha şunu gösteriyor: Sendikaların, sivil toplum örgütlerinin, muhalefetteki siyasi partilerin, yurttaşların şu ihtiyaçlarını karşılayın şeklinde açıkladığı paketler, bizim de geçen gün açıkladığımız 12 maddelik paket, bütün bunların yerine getirilmesi yerine hala Kanal İstanbul ihalesi ile uğraşan bir iktidar var. Bunun toplum sağlığıyla bir alakası yoktur, toplum sağlığına ihanettir.

Reklam

Bakın, bugün IMF ve Dünya Bankası bile zengin ülkelere çağrı yapıyor. Yoksul ülkelerin borç ödemelerini askıya alın, erteleyin diyor. Yani bütün dünyada iktidarlar yurttaşların ihtiyaçlarını karşılayacak önlem paketleriyle meşgulken, bizdeki iktidar Kanal İstanbul İhalesi’ne çıkıyor, bugün.

Rant peşinde koşmanın bir başka adımıdır bu. Şöyle düşünüyorsa iktidar; bu virüs salgını geçer, ölenler ölür, enfekte olanlar olur, kalan sağlar bizimdir, biz rantımıza devam ederiz gibi bir anlayış varsa, şunu hemen söyleyelim ki, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de koronavirüs salgını sonrasındaki ekonomi, iktidar ilişkileri ve toplumsal ilişkiler geçmişteki gibi olmayacaktır. Her şey değişmek zorunda olacaktır. Yeni bir döneme girildi, Türkiye de girmiş olacaktır. Onun için küçük hesaplarla, kısa gün hesaplarıyla insanların geleceğini tehlikeye atmayın çağrısını bir kez daha bu iktidara iletiyorum.”

İnfaz düzenlemesiyle ilgili ise Oluç, şöyle konuştu: “Geçtiğimiz günlerde AKP ve Adalet Bakanlığı bürokratlarından oluşan bir heyet bizimle bir görüşme yaptı. Basına kapalı bir görüşmeydi. Bir bilgi notu sundular ve nasıl bir hazırlık yaptıklarını, tek tek yasa maddeleri olarak değil, ama genel içeriğe dair hazırlıklarını anlattılar. Bizim önerilerimizi almak istediler. Biz de onlara sözlü olarak önerilerimizi orada aktardık, madde madde hepsini değil, ama genel yaklaşımımızı aktardık. Yazılı olarak da istediler, bütün maddeleri içeren önerilerimizi madde madde hem Adalet Bakanlığı’na hem de Meclis’teki partilere ileteceğiz. Bu çalışmamız sürüyor, tamamlanmak üzeredir. Biz ama geçen gün de açıklamamızı yaptık, mesele koronavirüs salgını nedeniyle tartışıldığı için, cezaevlerinde var olan bütün insanların sağlık hakkı ve yaşam hakkı vardır. Bütün insanların sağlık ve yaşam hakkı devletin güvencesindedir. Yani devlet, iktidar sorumludur.

Dolayısıyla biz infaz düzenlemesindeki yaklaşımımızı esas itibariyle bu virüs salgını süresince eşitlik ilkesine dayandırıyoruz. İnfaz Yasası’nda çok büyük eşitsizlikler var farklı suçlarla ilgili farklı ceza oranları var. İnfaz Yasası’nda değişiklik yapılması gerektiğini eskiden beri söylemekteyiz. Bir kez daha görüşümüzü İnfaz Yasası’nda eşitlik sağlanması üzerinden dile getirdik.

Özellikle de şunu vurguladık; düşüncelerinden, sosyal medya paylaşımlarından, konuşmalarından, açıklamalarından dolayı ceza almış olan ya da yargılanan tutuklu olarak bulunan insanların herhangi bir şekilde dışlanıyor olması kesinlikle kabul edilebilir değildir. Bu görüşümüzü net olarak ifade ettik. Biz bunlara, siyasi tutuklu ve hükümlüler diyoruz. Bu insanların kapsam dışı bırakılmasının kesinlikle kabul edilemez olduğunu çok net ifade ettik Yani temel yaklaşımımız İnfaz Yasası’nda eşitlik sağlanması yönündedir. Bunun hangi oranda sağlanacağı net ifade edilmelidir.

Herhangi bir taslak getirmediler. Yani yapılmakta olan çalışmanın hangi noktalara değineceğine dair bir bilgi notunu paylaştılar. Kendi genel yaklaşımlarını anlattılar. Yani elimize verilmiş olan madde madde hazırlanmış olan bir taslak olmadı. Herhangi bir siyasi partiye de verildiğini zannetmiyorum. Biz diğer partilere de sorduk.

Herşeyin detaylı olarak tartışılacağı bir metin karşımızda olmalıdır ki, tartışabilelim. Şu önemli: insanlığa karşı işlenmiş suçlar, kadına yönelik suçlar, çocuk istismarı suçları, uyuşturucu meselesi, bunların hepsi çok hassasiyetle ele alınıp değerlendirilmesi gereken konulardır. Bunları mutlaka bu tartışmalarda değerlendireceğiz. İnfaz Yasası ile ilgili temel yaklaşımımız, eşitliğin sağlanması doğrultusundadır.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here