HDP Grup Başkanvekili Oluç: Ortada bir darbe ihtimali yok, mağduriyet yaratma amacı var

0

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. “Bakan Albayrak göreve geldiğinde dolar 4.7 liraydı, şimdi 7 lirayı geçti.” diyen Oluç, şunları söyledi:

“Bakan Albayrak hala diyor ki Türk Lirası pozisyonunda kalanlar uzun vadeli karlı çıktı. Nasıl oluyor bu? Matematik bilmiyor demek ki. Ekonomi bildiği tartışmalı zaten, ama matematik de bilmiyor. Bu bakan 9 paket açıkladı. Ekonominin durumu ortada. Çeşitli veriler var ortada dolaşan, Hazine’nin dolarlarından ciddi satışlar yapıldığı yönünde. 60-66 milyar dolar satıldığı iddia ediliyor. Kimlere satıldı bunlar? Bakan’ın Türkiye ekonomisiyle ilgili söyledikleri, aslında bugün karşı karşıya kalınan durumu, varolan ekonomi yönetiminin anlamadığını açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için 2020 Bütçesi’nin tekrar ele alınması gerekiyor. Eğer 2020 bütçesi halkın temel ihtiyaçlarını güvenceye alacak bir şekilde düzenlenmiş olsaydı, bugün bunları tartışmak zorunda kalmazdık. Ama 2020 Bütçesi böyle değil. İşçilere, emekçilere, çiftçilere, esnafa, işsizlere, yoksullara, emeğiyle geçinenlere, ücretli çalışanlara 2020 Bütçesi aslında hiçbir şey vaat etmemişti. Şimdi biz bunun onarılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle bir kanun teklifi verdik. Kanun teklifinin temel anlayışı, sosyal devlet olmanın gereği ülkenin tüm ekonomik kaynaklarının ve imkanlarının halkın ihtiyaçlarının karşılanması doğrultusunda kullanılmasıdır.

Kanun teklifimizdeki 10 maddeye baktığımızda, temel anlayış, Saray’ı, ekonomik yandaşlarını, silahlanmayı ve savaşı finanse etmeye ayrılan kaynakları, bütçe harcamalarını durdurarak, bu kaynakların yurttaşların temel ihtiyaçlarını karşılamak doğrultusunda kullanılmasıdır. Kanun teklifinin temel anlayışı budur. İlave kaynağa gerek olmadan, toplumun yüzde 1’ine akan kaynakların toplumun yüzde 99’u için kullanılması yönünde bir öneridir. Tercihleri değiştirme önerisidir.

Biz Yürütme’nin ne yapmakta olduğunu biliyoruz. Şimdi bir darbe tartışması başlatıldı, ama bunun hiçbir mesnedi yok. Bu ülkede darbe, eğer askeri bir darbeden söz ediyorsak, her zaman ordu içerisinde gerçekleşmiştir. Neden Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar susuyor? Nerede Hulusi Akar, ordunun içinde herhangi bir darbe hazırlığı var mı yok mu diye açıklama yapmıyor? Çünkü böyle bir tartışma yok.

Çünkü Yürütme böyle bir tartışmayı kaşıyarak, böyle bir şey varmış gibi bir hava yaratarak, bir algı yaratarak esas itibariyle bir mağduriyet oluşturmaya çalışıyor. Yani Yürütme diyor ki topluma, bakın biz mağduruz, bizi darbeyle götürmeyle çalışıyorlar. Öyle bir şey yok. Siz zaten kendi kendinizi bitiriyorsunuz, kimsenin sizi darbeyle bir yere götürme ihtiyacı yok. Böyle bir durum söz konusu da değil.

Biz HDP olarak, bu ülkede yaşanmış olan bütün darbeler ve darbe girişimleri karşısında, ister askeri darbeler, ister siyasi darbeler olsun, hepsinin karşısında en tutarlı duruşu almış, her zaman darbeler karşısında en sert tepki vermiş, darbeler yapıldığı zaman da bunlardan en fazla mağdur olan kesimiz. Dolayısıyla her zaman darbeler karşısındaki tutumumuz çok nettir. Ama bugün ortada bir darbe havası, bir darbe ihtimali yoktur. Bunun üzerinden bir mağduriyet yaratma amacı vardır.

Aslında eriyen, tükenen bir iktidar ve Saray rejimi söz konusudur. Bu erimeyi ve tükenmeyi durdurmak için neye başvuruyorlar? Kutuplaştırmaya başvuruyorlar. Toplumun dayanışmaya en fazla ihtiyaç duyduğu, toplumun birlikte hareket etmeye en fazla ihtiyaç duyduğu bir zamanda, onlar toplumu kutuplaştırıyorlar.

Reklam

Dilleri, üslupları asla normalleşmiyor. Belki bütün toplum normalleşecek ve yeni bir döneme geçmiş olacak, ama AKP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı sıfatıyla yapmış olduğunu konuşmalarda asla bir normalleşmeyi yakalayamayacak. Son derece vahim bir tabloyla karşı karşıyayız. Nefret söylemi, hakaret, aşağılama kabul edilebilir değildir. Bu tartışmaların bu şekilde sürdürülmesini doğru bulmuyoruz.

Koronavirüs salgını ortadan kalkmadı, belirli bir pik noktasına erişildi, belirli bir platform ortaya çıktı, ama bu durum tedbirlerin ortadan kalkması anlamına gelmiyor. Eğer tedbirler ortadan bu şekilde kaldırılırsa ve bu salgının ikinci, üçüncü dalga ihtimallerinin ciddiyeti ve tehlikesi göz ardı edilirse, bunun vebali son derece ağır olur.

Erken dönemde alınan kararlar eğer doğru kararlar değilse, vebali ağır olur. Dünyada bunun örnekleri de var. Yaşanıyor. Bakın Japonya’ya, Singapur’a bunun örneklerini görüyorsunuz. Dolayısıyla meseleye bu ciddiyetle yaklaşmak gerek. Önlemlerin zamansız kaldırılması, ki yaşananlar kolay değil, toplumda bir an evvel normalleşmeye dönük çok ciddi bir ihtiyaç ve beklenti de var, hepimizde var, ama bu durum tedbirleri asla zamansız kaldırmayı gerektirmiyor. Bunu bir kez daha vurguluyoruz.

Normalleşmeden söz edeceksek, siyasette de normalleşmeye ihtiyaç olduğunu bir kez daha vurguluyoruz. Bu normalleşmeyi sağlaması gereken, pek umudumuz yok ama, esas itibariyle iktidardır. Diliyle, üslubuyla, nefret söyleminden, ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı anlayışından vazgeçmelidir.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here