HDP, HSK seçimlerine katılmayacak..

0

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, HSK seçimlerine ilişkin konuştu. Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Beştaş, HDP’nin HSK seçimlerine katılmayacağını söyledi.

HSK’nın 7 üyesini belirlemek üzere Adalet ve Anayasa Komisyonunun toplantıya başladığını belirten Beştaş, şunları ifade etti: “Türkiye’de yargının durumu ile ilgili çokça değerlendirme yapılıyor. Tarafsız ve bağımsız yargının varlığı Türkiye’de hukuk devletinin, hak ve özgürlüklerin temel teminatı konumunda. Bu her türlü tartışmanın dışında ama geldiğimiz aşamada açıkçası yargıya güvenin neredeyse sıfırlandığını deneyimliyoruz. HSK; yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığı konusunda kurul olarak çok kilit bir konumda ve önemli bir yerde duruyor. Hakim ve savcıların özlük işleri, atamaları sürgün edilmeleri, terfi edilmeleri veya haklarında soruşturma açılmaları gibi birçok temel meselede yetkili bir kurul olarak orta yerde duruyor.

Bu kurulun yapısı 2017 referandumunda tamamen değişti. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte ‘Bu kurulun 7 üyesini Cumhurbaşkanı atar, 7 üyesini TBMM seçer’ diye bir madde var. HSK’nin her zaman AKP’nin hedefinde olduğunu söylemek isterim. 12 Eylül 2010 referandumunda HSK’nin yapısının değiştirilmesi Türkiye’nin temel gündemlerinden biri olmuştu. O süreç 16 Nisan 2017 referandumu ile tamamlandı ve yargının siyasallaşmasına bir zemin oluşturuldu. 2017’de HSK’nin genel kurulda seçimi vardı. Biz o zaman da demokratik bir seçim olmaması vb. nedenlerle o seçime girmemiştik. Hatta o dönem ana muhalefet partisi de o seçime girmemişti.

Bugün ne yaşanıyor? HSK’nin yapısının düzeltilmesi yerine, farklı bir yöntemle bir seçim yapılacak. HDP olarak, karma komisyon üyeleri olarak bugünkü karma komisyon toplantısına ve seçimine girmiyoruz. Çünkü bu yöntemi doğru bulmuyoruz. Hangi yöntemi doğru bulmuyoruz? 7 Haziran’a kadar HSK‘nin üyelerinin tespit edilmesi gerekiyordu. Bu kapanmadan önce yapılan toplantıda bir alt komisyon oluşturuldu ve normalde Salı günüydü. Karma komisyon toplantısının bu ayın 18’inde yapılması gerekiyordu. Fakat bize herhangi bir açıklama yapılmadan 20 Mayıs’a ertelendi. Anayasaya göre karma komisyon ve genel kurulda önce 2/3 aranıyor, sağlanamazsa 3/5 aranıyor. Bu da sağlanamazsa en çok oyu alan adaylar arasında kura yöntemiyle bir seçim yapılması öngörülüyor. Biz ilk toplantıda önerilerimizi sunduk.

HSK seçiminin önemi ve yargı tarafsızlığı ve bağımsızlığının geldiği aşama nedeniyle demokratik bir yöntemle üyelerinin seçilmesi için önerilerimizi sunmuştuk. Grubu olmayan diğer siyasi partilerin de komisyonda temsil edilmesi gerekiyor ama talebimiz maalesef kabul görmedi. Başka bir önerimiz daha vardı. Hakim, savcı, öğretim üyesi ve avukatlardan oluşan 115 aday adayının başvurusu vardı. Bütün aday adaylarının komisyona gelmesi ve kendilerini ifade etmesi gerektiğini önemle talep ettik. Bu talep de kabul görmedi. Şu anda milletvekilleri, aday adaylarını tanımıyor ve sadece bir CV’den oy vermeye çalışıyor.

Yargının içinde bulunduğu tablo çok vahimdir. Kadına yönelik şiddet ve kırım dosyalarında büyük bir cezasızlık politikası var. İstanbul Sözleşmesi kaldırıldıktan sonra bu daha da arttı. Buna dair HSK’nin yapısında kadın özgürlüğünü esas alan, kadına yönelik şiddeti reddeden ve cezasızlık politikasına geçit vermeyen bir anlayışın hakim olması gerektiğini savunduk. CV’lerini veren aday adaylarının bu yönde incelenmesi gerektiğini ifade ettik. Bu görüşlerimiz komisyon tutanaklarında yer alıyor, bunların hiçbiri kabul görmedi.

Alt komisyonda sadece teknik bir inceleme yapıldı, koşulları uymadığı gerekçesiyle 3 kişi elendi. Halbuki bize göre elenmesi gereken çok kişi vardı. Neden? CV’lere ilişkin bir kaç örnek vereyim. Birileri AKP’ye bağlıyım diye CV’sine yazıyor, birileri zaten PM üyeliği yapmış ve aday olmuş, partili olduğuna dair çok sayıda açıklaması var, doğrudan bağlılık ifade etmiş. Bazıları MHP, AKP ve İYİ Parti’ye bağlılık sözü vermişler. Bunlar CV’lerde açıkça yer alıyor.

Çok sayıda referans var CV’lerde. Bunlar genelde AKP Milletvekilleri. Bir tanesi MİT başkan ve başkan yardımcısını referans olarak göstermiş ne kadar bağlı olduğunu göstermek için. Biri Hamza Dağ’ı referans göstermiş. Diğerlerini örneklemeye gerek duymuyorum. Bu CV’ler bize neyi gösteriyor? Hakimler ve savcılar görevlerini yaparken iktidar partisine bağlılık göstermek zorunda hissediyor. HSK’da yer elde etmek için siyasete bağlılığını ifade ediyor. Hukukun yerlerde olmasının, bu kadar pespaye davalar ve yöntemlerle siyasetçilerin ve kadınların yargılanmasının sebebi budur.

Cumhur İttifakı 4, Millet İttifakı 3 üye üzerinden anlaştı

Bu listeden kimler seçilecek? ‘Milletvekilleri istediğine oy verecek mi?’ diye soracak olursanız cevap kocaman bir hayır. Böyle bir oylama olmayacak. Bizim kesin olarak bildiklerimize göre Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı arasında doğrudan ilkesiz ve pazarlığa dayalı bir yöntemle 7 kişilik bir HSK listesi belirlenmiştir. Aslında seçimden önce belirlenmiştir. Yani seçim birazdan olacak ama böyle bir dağılımla kendi aralarında pazarlıkla anlaşmışlardır. Bu pazarlıkta liyakat yok, yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına hizmet edecek hakim, savcı, avukat ve öğretim üyelerinin seçilmesi yok. Bu pazarlıkta ezici çoğunlukla şartları uygun olanların eşit şartlarda yarışmasının önünün açılması yok. Bu baştan sona ilkesiz ve pazarlığa dayalı bir anlaşmadır. Millet İttifakı ve Cumhur İttifakı arasında şöyle bir dağılım yapılmış: 4 üye Cumhur İttifakına 3 üye Millet İttifakına verilmiş. Bu 3 üyeden 2’sinin İYİ Partiye, 1 üyenin de CHP’ye verilmesi şeklinde bir anlaşma ortaya çıkmış vaziyette.

Biz bu pazarlığın tarafı olmadık. HSK’nin yapısını çok önemsiyoruz. Yargının tarafsızlığının ve bağımsızlığının kuvvetler ayrılığı sisteminde hayati bir rolde olduğunu gayet iyi bilen bir partinin, geleneğin temsilcileriyiz. Şu anda yargıda tarafsızlık ve bağımsızlık bir yana, kuvvetler birleşmiş iken bu pazarlık ve ilkesizlik yargının kararlarını daha da vahim hale getirecektir. Biz HDP olarak, ilk günden itibaren şunu ifade ettik; bizim adayımız yoktur, bizim adayımız bu başvurular arasında yapacağımız değerlendirme ile hukukun üstünlüğünden yana olan, siyasi partilere bağlılık göstermekten ziyade verdiği kararlar ve yaşam pratiği ile bağımsızlığını gösterecek olan, adaletten yana olan adaylardan yana olacağımızı söyledik. Bugün de aynı şeyi söylüyoruz.

Bizim bu açıklamamız ‘adayları vardı onlar girmedi’ diye okunmasın. Çünkü biz başından beri bunu doğru bulmadık. Bunu da üzülerek söylüyorum; geldiğimiz aşamada maalesef bu HSK yeni vahim kararlara imza atmaya devam edecektir. HSK’nin bugüne kadarki açıklamalarından birkaç örnek vermeden yargının muhalefete, demokrasi güçlerine, kadınlara ve partimize karşı nasıl bir siyasi çalışma yürüttüğünü tartışmasız objektif bakan herkes görebilir.

Biz bu açıklamayı yaptığımız sırada Kobanî Kumpas Davası Sincan Kampüsü’nde görülmeye devam ediyor. O davada önceki dönem eş genel başkanlarımız başta olmak üzere, Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak MYK üyelerimiz ve onlarca arkadaşımız tamamen AKP ve MHP’nin yazıp çizdiği bir iddianame ile yargılanmaya çalışılıyor. Ama yargılayamıyorlar, çünkü arkadaşlarımız savunmalarıyla onları yargılıyorlar. Kobanî Kumpas Davasında baştan sona tek mahkeme heyetinin görevlendirilmesini, 2018 yılında özel bir savcının atanmasını, Yüksel Kocaman’ın bu işle görevlendirilmesini ve mükerrer davayı oluşturduktan sonra Saray’da ağırlanmasını ve uçakla balayına gitmesini bütün Türkiye gördü. Yüksek Kocaman büyük bir taltif aldı, ödül aldı, Yargıtay’a seçildi. Aynı Yüksel Kocaman, HSK için aday adayıdır. Bakalım birazdan sonuçlanacak ama biz zaten seçileceğini biliyoruz.”

Hakim ve savcıların, HSK’nin tutumuna bakalım. Mesela Eyüp Akbulut. Bütün kamuoyunun bildiği bir isim. Viranşehir Cumhuriyet Savcısı. Bir video yayınladı, pandemi yasakları, yayınlanan genelgelerin, idari işlemlerin ve kararların hukuka aykırı olduğunu ve bunu kamuoyu ile paylaştığını ve bununla ilgili her an hakkında işlem başlatılacağını tahmin ettiğini söyledi. Hemen akabinde hakkında soruşturma açıldı. Bir cumhuriyet savcısı görevini yaptığı için hakkında soruşturma açılabilir. Yine ÇHD’li avukatlar Selçuk Kozağaçlı ve diğer avukatlarla ilgili açılan davada, aynı gün tahliye oldular. İlk duruşmada ve HSK’nin müdahalesiyle 24 saat dolmadan aynı heyette hiçbir delil değişmeden avukatlar hakkında tutuklama kararı verdirildi.

Ve hala avukat arkadaşlar içeride. Osman Kavala dosyasında, tahliye beraat kararı veren mahkeme heyeti dağıtıldı, haklarında soruşturmalar açıldı. Bunu HSK yaptı, çünkü Cumhurbaşkanı bunu kabul etmedi, beğenmedi. Onun beklediği doğrultuda karar verilmediği için. Buna dair birçok örnek verebiliriz. HSK, iktidarın hoşuna gitmeyen kararları veren hakim ve savcılara soruşturma açan ve sürgün eden bir yapıda. İktidarın hoşuna giden kararları veren yargı mensuplarını taltif eden bir durumdadır. Bu aşamadan sonra bu daha da ilerleyecektir.

Başta da söylemeye çalıştım yargıya olan güven zaten yerlerde sürünüyordu. Bu HSK’nin 7 üyesinin pazarlık usulüyle, partilere bağlılıkla ve ilkesiz bir şekilde belirlenmiş olmasıyla artık yargıya güven sıfırın altına inecektir. Kimse kendisini güvende hissetmeyecektir. İşte biz bunun tarafı değiliz. HSK; vatandaşa küfreden, aşağılayan sözlere terfi veren bir yapıdaydı, bu devam edecek. Bugünkü ilkesiz ve pazarlık usulü ile HSK’nin belirlenmesi Türkiye’deki on binlerce hakim ve savcıya büyük bir haksızlıktır. Büyük bir hukuksuzluktur, 115 kişi içinde hukukun üstünlüğü, demokrasi ve adaletten yana olan hukukların tartışılmaması bunun vahametini ortaya koymaktadır.

Bundan sonra hakim ve savcılara avukatlara yargıya şu mesaj veriliyor. Sizin ilerlemeniz, konumunuz iktidara bağlılıktan geçiyor. Artık kimse bu yargıdan tarafsız ve bağımsız karar vermesini beklemiyor. Yargıçlar kendilerini bu baskının altında hissedecektir. Partili cumhurbaşkanı sistemindeyiz, zaten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi baştan sona ucube sistem, şimdi partili hakim ve savcılar CV’lere iktidara ve iki ittifaka biatlarını bildirmiş oluyor. Şimdi 4 partiden oluşan bir HSK var. Bundan sonra bu yargının, bu yargı mekanizmasının vereceği bütün olumsuz ve haksız kararlarda sadece AKP ve MHP’nin değil aynı zamanda Millet İttifakının da imzası olacaktır. Böyle bir ilkesizliğin tarafı olacaktır. Artık bu sürece ortak olmuşlardır. Biz HDP olarak böyle bir ilkesizliğin ve gayrı meşru yöntemin tarafı olmayacağız.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here