HDP, milletvekilleri için Anayasa Mahkemesine başvurdu..

0

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Türkiye’nin hukuksuz kaldığını ileri süren Oluç, şunları söyledi:

“Bütün veriler hukukun üstünlüğünün işlemediğini göstermektedir. Bütün bu konuşulanlar yargının karşı karşıya kaldığı vahim durumu ortaya koymaktadır. Yani yargıda aslında tuz kokmuştur. AYM Başkanının açıklamaları bunu gösteriyor. Bu ülkede bağımsız ve tarafsız yargı kalmamış vaziyette. Sadece ve sadece Saray hukuku işletiliyor ve adil bir yargılamadan bahsetmek mümkün değil. Rakamlar çok açık bir şekilde bunu ortaya koyuyor.

Bu ülkede aslında iki tane anayasa var. Bir tanesi kağıt üzerinde var olan, çeşitli sorunları olan, çok ciddi antidemokratik hükümleri olan ama kağıt üzerinde var olan bir anayasa. Bu anayasa artık uygulanmıyor. Çeşitli örneklerde bunu görmemiz mümkün. Geçtiğimiz hafta 3 vekilin vekilliğinin TBMM’de hukuksuzca düşürülmesi, 65 belediyeden 53’üne kayyım atanması, hukuksuz ve Anayasa çiğnenerek atılan adımlara dair önemli bir göstergedir. Demokratik hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasına dair bütün engeller ve yasaklar bunun göstergesidir. Anayasa uygulanmıyor ama bir paralel anayasa var. Saray’ın bir paralel anayasası var, o anayasa uygulanıyor. Yani hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukunun geçerli olduğu bir paralel anayasa tıkır tıkır işliyor.

AYM Başkanının söyledikleri buna dair çok önemli veriler sunuyor. Bu konuda 2 çağrı yapmak istiyoruz, birincisi AYM’ye. AYM hukukun üstünlüğü, evrensel, demokratik hukuk ilkelerine uygun davranılması, Türkiye’nin imzaladığı uluslararası demokratik sözleşmelere uygun davranılması konusunda gerekli hassasiyeti mutlaka gösterilmelidir. Anayasa ve uluslararası demokratik sözleşmeler doğrultusunda adım atmalıdır, Saray’ın paralel anayasası doğrultusunda adım atmamalıdır.

Bir çağrımız da HSK’yadır. Eğer ülkedeki yargılamalar adil olmuyorsa, ki olmuyor AYM verileri de bunu gösteriyor. Adil yargılamanın, hukukun üstünlüğünün ortadan kalktığı, yargıda tuzun koktuğu bir dönem yaşanıyorsa, HSK bu konuda gerekli önlemleri almıyorsa ve yargının bağımlı ve taraflı, iktidar tarafından olması durumu devam ediyorsa HSYK’nin de aslında neye hizmet ettiği ortadadır. İkinci çağrımız orayadır. Hiç umutlu değiliz, bağımsız ve tarafsız davranacağınız konusunda. Madem siz bir anayasal kurumsunuz, yapmanız gereken şey Anayasanın, Türkiye’deki yasaların ve uluslararası sözleşmelerin yargı alanında uygulamasını sağlayacak düzenlemeler ve atamalar yapmaktır. Bunu bir kez daha hatırlatalım.

Geçen hafta Anayasaya aykırı ve demokratik irade ve teamüle aykırı biçimde milletvekillikleri düşürülen Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın durumuna ilişkin Anayasa Mahkemesine başvuru yaptık. Bizim tespitimize göre geçtiğimiz hafta atılan adım Anayasanın 2., 10., 13., 25., 26., 67. ve 83. maddelerine, TBMM iç tüzüğünün 133. maddesine aykırıdır. AİHS’in 10. 11. ve 12 . maddelerine aykırıdır. Biz bu nedenle demokratik iradenin çiğnenmesinden ulusal ve uluslararası mevzuat ve TBMM teammüllerine aykırılıktan dolayı Anayasa’nın 85. maddesi uyarınca bu kararın iptali ve milletvekilliklerinin iadesini talep eden başvurumuzu yaptık. Bu konuyu önemsiyoruz, bu konuda genel kurulda da çeşitli açıklamalar yaptık yapmaya devam edeceğiz. Bir kez daha hatırlatalım. Özellikle iktidara dönük olarak bunu söyleyelim.

Bu iktidarın çok sahte gündemlerle uğraştığını biliyoruz. Ben çocuktum bu ülkedeki iktidarlar Ayasofya meselesini tartışırlardı, şimdi saçlarım beyazladı hala bu ülkenin iktidarları Ayasofya’yı tartışıyor. Sahte bir gündem. İşsizliği, hayat pahalılığını konuşmayalım diye böyle sahte gündemlerle meşgul ediyorlar. İktidarın esas konuşması gereken şey halkın gündemi olan işsizlik, yoksulluk ve geçim derdidir. Bu ülkenin hukukunun ortadan kaldırılmış olmasıdır, bu ülkedeki demokratik işleyişlerin ortadan kaldırılmış olmasıdır. Bütün kurumların iktidarın hedefleri doğrultusunda yeniden inşa edilmiş olmasıdır.

Bakın işyerleri, esnaf kepenk indiriyor. Şimdi normalleşme dönemi diye esnaf kepenkleri açtı ama bir karşılığı yok. Çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıyalar. Dolayısıyla bu ülkeyi demokrasiyle hukukla değil krizle yönetmeyi temel politika haline getiren bir iktidarla karşı karşıyayız. Parlamento’yu da Saray’ın şubesi gibi görüyor bu iktidar, bunun farkındayız. Parlamento’da ve dışında demokratik hukuk ve adalet mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here