- Kabinedeki 17 bakanın 9’u kadın.. - 30 Mart 2022
- Tarihe geçti.. - 30 Mart 2022
- Virüs patojenlerinin küresel takibi için 10 yıllık plan.. - 30 Mart 2022
HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Halep’te bugün yaşanan insanlık dramının bir sonuç olduğuna dikkat çeken Bilgen, bütün uyarılara ve eleştirilere rağmen Suriye politikasının büyük bir insanlık dramına dönüşme potansiyelini görmeyen, dikkate almayan bir siyasetin sonucu ile karşı karşıya olunduğunu ifade etti.
Bilgen, şöyle konuştu: “Elbette ki tüm insanlık dramlarında, sivillere yönelik her türlü saldırıda samimi olmak ve tutarlı davranmak gerekir. Halep için gösterilen duyarlılığın Cizre için Sur için, Nusaybin için, Şırnak için gösterilmemiş olması bir utançtır. Halep’te bugün yaşanan tablo, ikinci Mavi Marmara olayıdır. İkinci kez, daha önce destek verilenlerin, yanında olunanların yarı yolda bırakılmasıdır. İdlib’e yerleşme, Minbiç’e operasyon yapma, El Kaide uzantısı Nusra gibi grupların Türkiye’ye taşınması gibi daha büyük yanlışlar. Umut ederiz ki bugün yapılan yanlışların bedelini önümüzdeki günlerde aylarda hep birlikte ödemek zorunda kalmayız.”
HDP Genel Merkezi’ne dün gece yapılan pompalı tüfek saldırısıyla ilgili ise Bilgen, “Bu saldırı, son sürecin bir parçasıdır. Cumhurbaşkanı’nın, ‘özgürlük, demokrasi, bunlar hikaye’ ifadesi ve ‘kurşun adres sormaz’ ifadesi, milli dayanışma değil, hedef göstermeye dönüşmüştür. Saldırgan kişi seferberlikten bunu anlamış belli ki; eline tüfeği almış, sefer görev emrini yerine getirmeye çalışmış. Şimdiye dek bize ulaşan bir kınama mesajı yok. Sokağın her iki tarafında güvenlik güçleri olmasına rağmen, bir partinin genel merkezine yapılan saldırıyı hiçbir parti kınama zahmetinde bile bulunmuyorsa iktidar, ülkeyi yönetenler azmettiricidir, sorumludur.” değerlendirmesinde bulundu.
Anayasa değişiklik teklifiyle ilgili de Ayhan Bilgen, şunları söyledi: “Ya başkanlık ya kaos dayatması, somut biçimde adım adım hayata geçiriliyor. Her şeye rağmen 400 vekil çıkararak bir başkanlık hedefine ulaşamama sonucunda bir gizli anlaşma ile bunu yapmaya çalışıyorlar. Her anlaşma arefesinde, partimize yönelik bir baskı başlıyor. Bu da gösteriyor ki, AKP ile MHP arasındaki anlaşma sadece Anayasa metninde değil. Aynı zamanda partimize yönelik tutumda da bir anlaşma var. Çünkü dokunulmazlıklar kaldırıldığı halde uzun bir süre gözaltı tutuklama olmadı ama Anayasa değişiklik paketi olgunlaştığında partimize yönelik saldırılar yoğunlaştı.
Referandum süreci başlarsa çok daha yoğun baskılar gerçekleşecek. Kenan Evren’in anayasasının içeriğine uygun ama ondan bir adım daha ileride. Kenan Evren’den daha yetkili, daha sorumsuz bir cumhurbaşkanı hedefleniyor. Tıpkı içerikteki uyum gibi, referandum ortamı da Evren’den bir adım ileride seferberlik havasında, adeta savaş ortamında yapılmak istenecek. HDP bunun önünde engel olarak görüldüğü için, HDP’nin tutumu net biçimde kendilerini rahatsız ettiği için güvenlik gerekçesi öne sürülerek, partimizin komisyona katılmaması için, referandum sürecinde Meclis’te olmaması için her türlü provokasyon yapılıyor. Yine aynı şekilde bilerek Genel Kurul’da gerilim tırmandırıldı. Bizim Meclis’te onlara engel olmamız önlenmeye çalışılıyor. Dışarıda yürüteceğimiz çalışmalar da parti yöneticilerimiz tutuklanarak, binalarımıza doğrudan saldırılarak engellenmeye çalışılıyor.”












