HDP ve Kürtler üzerinden kutuplaşma, çatışma hatları örmeye çalışanlar karşılarında bizi bulur..

0

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi’ni ziyaret etti. “Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın haksız ve hukuksuz bir şekilde temsiliyetleri ellerinden alındı.” diyen Sancar, şunları söyledi:

“CHP Milletvekili Enis Berberoğlu’nun da milletvekilliği düşürüldü. Bu işlemler halkın iradesini yok sayma anlamına geliyor. Bunu defalarca belirttik. Bunu bir siyasi darbe olarak görüyoruz, tıpkı kayyım uygulamaları gibi milletvekillerinin düşürülmesi de bir siyasi darbe operasyonudur. Darbeler sadece tank ve toplarla yapılmaz. Darbeler, yargı eliyle, iktidarın baskı yöntemleriyle de gerçekleşir. Bunlara siyasi darbe diyoruz. Bütün darbeciler ister tankla topla yönetime el koysunlar ister diğer yöntemleri kullansınlar, önce halkın iradesine yönelirler, halkın iradesini yok sayacak eylemler, işlemler yaparlar.

Uzak değil 12 Eylül’de ilk iş Parlamento’yu kapatmaktır. Buna benzer uygulamalar 27 Mayıs’ta da yaşandı. Bütün darbeciler halkın iradesini bastırmak ve yok etmek için harekete geçerler. Siyasi darbe yapanlarda aynı şeyi uyguluyor, aynı yöntemi uyguluyorlar. Leyla Güven sadece Hakkari milletvekili değil DTK’nın da eşbaşkanıdır. Tarihi de geçmişi de onurlu mücadelelerle doludur. Her zaman dik durmuştur, her zaman demokrasi ve özgürlük için bedel ödemeyi göze alarak mücadelede kararlı bir şekilde davranmıştır. Leyla Güven’e ve yine DTK üyesi Farisoğulları’na yapılan bu operasyon aynı zamanda DTK’nın temsil ettiği misyona dönük de bir operasyondur.

Biliyorsunuz milletvekillikleri düşürüldüğü gününün gecesi Leyla Güven ve Farisoğulları gözaltına alındı. Daha geç saatlerde Enis Berberoğlu da gözaltına alındı ve o gece tutuklandılar. Leyla Güven’in daha önce yine haksız ve hukuksuz bir tutukluluk süreci vardır. Yürürlükteki kanunlara göre o tutukluluk süresinin şimdi kesinleşen cezadan düşülmesi mahsup edilmesi gerekiyor. Toplam yatması gereken süre bu durumda 2 buçuk ayı ancak buluyor. Bir gecede vekilliği düşüren, bir gecede gözaltı operasyonunu gerçekleştiren ve tutuklama kararını çıkaran odaklar kaç gündür mahsup işlemini gerçekleştiremiyor. Burada keyfiliği daha da derinleştiren bir yaklaşım söz konusudur. Ayrımcılığı gözlerimizin içine sokacak kadar açık hale getiren bir zihniyet söz konudur.

Kürt oldunuz mu zaten ayrımcılığa her an maruz kalabilirsiniz; bir de HDP’li Kürt oldunuz mu bu ayrımcılığın her alanda katlanması artık Türkiye’nin normali haline gelmiştir. Ancak ne Kürtler ne HDP’liler bu baskılara boyun eğmediler, eğmeyecekler. Bizler hukuksuzluğa, adaletsizliğe ve zulme karşı dik durmaya devam edeceğiz. Demokratik siyaset mücadelesini büyüterek yürüteceğiz. Bu keyfi iktidarı, bu zalim uygulamaları, bu ayrımcı zihniyeti durduracak gücümüz vardır. Bunu yakın zamanda seçimlerde de gösterdik. 7 Haziran 2015, AKP’nin kurulduktan sonra ilk defa 13 yıllık geçmişinde mutlak çoğunluğu kaybettiği bir seçim olmuştur. 31 Mart yerel seçimlerinde de bu iktidarı durduracağımızı söylemiştik ve bunu başardık. Korkuları bundan. Bu iktidarı faşizan yöntemlerle otoriterliği pekiştirmek için her yolu kullanan bu iktidarı durdurabilecek en etkili güç HDP ve birlikte hareket ettiği tüm bileşenler ve kongrelerdir.

Kürt halkının kararlı mücadelesi demokrasi içindir, özgürlük içindir, eşitlik içindir ama aynı zamanda bütün bunların üst başlığı olarak bu mücadele bir haysiyet mücadelesidir. İradeye saldırı, bir halkın iradesine saldırmak haysiyetine saldırmaktır. Bir halkın kimliğine saldırmak haysiyetine saldırmaktır. Ama Kürt halkı haysiyetini korumayı, haysiyeti için sonuna kadar mücadele etmeyi bilmiştir. Bu mücadeleyi sürdürecek inanca, azim ve kararlılığa sahiptir Bizim bu konuda gücümüzden yana en ufak tereddütümüz yoktur. Halkımızın inancına ve kararlılığına güvenimiz tamdır.

Kendisini demokrasiden yana gören, adalet diye bir derdi olan herkes, her kurum, her siyasi parti, bulunduğu yerden bu tutumunu açıklıkla ortaya koyabilir. Demokrasiyi, adaleti ve özgürlüğü savunanlar, kendileri dışında birilerine yapılan haksızlığı, kendilerine yapılmış gibi görürlerse ancak inandırıcı olur.

Biz özgürlüğü herkes için istiyoruz, demokrasiyi bütün ülke için istiyoruz. Adaleti bu ülkede yaşayan her bir birey için istiyoruz. Bizim adalet, demokrasi ve özgürlük mücadelesinden ayrılmamız söz konusu olamaz. Bu konuda ürkek korkak ya da bilinçli olarak ayrımcı davranan herkes bu iktidarın ekmeğine yağ sürer. Sessizlik ve ürkeklik bu iktidarı daha da cesaretlendirir. Halklara ödeteceği bedeli daha da yükseltir. O nedenle gelin hep birlikte özgür geleceğe doğru yürüyelim.

Seçimlerle ilgili ittifak tartışmaları, seçimler gündeme geldiğinde açık ve dürüst bir şekilde yapılır. Bizim tercihimiz bu olacaktır. Ama oraya varmadan hepimizin yapması gereken çok şey var. O yapılması gereken çok şeye dair, bir diyalog bir müzelere çağrısı yaptık toplumsal kesimlerin hepsine. Bununla birlikte Demokratik Mücadele Programımız olacağını da vurgulamıştık. Bu programı da şimdi hayata geçiriyoruz.

HDP demokratik siyaset zemininde kararalı mücadelesini sürdürecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Demokratik siyaset zemininin de dışında HDP hiçbir yerde olmayacaktır. Bizim varoluş zeminimizi demokratik siyasettir. Mücadele yöntemlerimiz meşru yöntemlerdir. Yürüyüş meselesini yeniden biraz açayım. Bizim planladığımız yürüyüş uzun mesafe güzergahları yürümek şeklinde değildir. İlk günden bunu MYK’mızda da netleştirmiştik. Belirli ölçülerde de duyurmuştuk.

Şehirler arası yollarda, yaya yürümek gibi bir metodumuz yoktur. Esas itibariyle seçilmişlerimiz bu yürüyüşe katılacaktır. İki koldan yapılacaktır. Seçilmişler derken de milletvekilleri, belediye meclis üyeleri, belediye eş başkanları ve il yöneticilerimiz. Elbette bu ekiplerimiz bulundukları şehirlerde halkla buluşacaktır. İki noktadan başlayacak, bir Edirne bir Hakkari. Ülkenin iki ucu. En son nokta olarak Ankara’da buluşacağız.

Edirne’de önceki dönemler Eş Genel Başkanlığımızı yapan Selahattin Demirtaş cezaevinde. Hakkari ise Leyla Güven’in seçildiği il. Ben Hakkari’de başlangıçta bulunacağım, Pervin Buldan Eş Genel Başkanımız da Edirne’den başlangıcı yapacak. Daha sonra araçlarla bir sonraki güzergaha gidecek belirlenmiş heyetlerimiz. O heyetler içerisinde eşbaşkanlar olmayacak. Bir sonraki şehire gittiklerinde halk buluşmaları yapacaklar, araçlarla gidecekler. Kurumlarla buluşacaklar; hem Tutum Belgemizi ve belgemizdeki çağrıları iletecekler hem de ortak demokratik mücadele zeminini güçlendirmek için çalışmalar yapacaklar.

Şehirden şehire bu şekilde gelindikten sonra birkaç gün içinde Ankara’da bir buluşma gerçekleşecek. Ankara’daki buluşma salon ya da açık hava toplantısı şeklinde olacak. Orada da seçilmişler ve yedi bölgenin temsilcileri yer alacak. Ankara’daki toplantıda da bütün bu süreç ile ilgili değerlendirmemizi toplumla, basınla, kamuoyuyla biz eş genel başkanlar paylaşacağız. Yürüyüş diye günlerdir televizyonlarda tartışılan programımız esas itibariyle budur. Ayrıntılar zaten paylaşılacaktır. HDP üzerinden provokasyon hazırlıkları yapanları uyarıyorum. HDP hiçbir provokasyona malzeme vermez, hiçbir provokasyona da gelmez. Güçlü demokratik mücadele birikimini en etkili şekilde değerlendirmesini bilecek bir demokratik olgunluğa sahiptir.

Kim HDP üzerinden, Kürtler üzerinden toplumda yeni gergin ve kutuplaşma, yeni çatışma hatları örmeye çalışırsa buna en büyük engelin, buna karşı en güçlü duruşun HDP’den geleceğini bilmesi lazım. HDP bunlara izin ve prim vermez ama demokratik mücadele konusunda, anayasal haklarını, meşru demokratik haklarını kullanmaktan da vazgeçmez. Bu kadar baskı, keyfilik ve bunca faşizan uygulama varken HDP’nin sessiz kalmasını, HDP’nin hareketsiz kalmasını beklemek de haksızlık olur, yanlışlık olur.

HDP’yi gayri meşru zeminde göstermeye çalışan iktidar çevrelerinin asıl hukuk dışı ve gayri meşru zeminde olduklarını da biliyoruz. Bizim duruşumuz onların yüzünü daha da açığa çıkaracak. Darbe sözünü en çok muhalifleri itham etmek için, suçlamak için, karalamak için kullanan iktidardır fakat her türlü darbeci yöntemi hiç tereddüt göstermeden uygulayan da bu iktidardır. O nedenle darbeci zihniyete darbeci uygulamalara karşı demokratik mücadele ruhunu geliştirdik ve bu program çerçevesinde çalışmalarımızı yürüteceğiz. Bütün demokratlara, adaletten yana bütün birey ve kuruluşlara, bütün vicdanlı çevrelere birlikte demokratik mücadele çağrımızı yineliyoruz.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here