Her şeye rağmen hayırlı kurbanlar

0

Bayram yaklaştı. 

Pazar günü kurban bayramı. 

Aslında bugün Yaratıcı Rabb’e, Allah’a teslim olma ve iman konusunda yazmak istiyordum. Sebebini de anlamışsınızdır. Ülkeyi yönetme ehliyeti verilen bir şahsın açıklaması. Siyasi bir kişilikle, kainatı yaratan varlık olan Allah’ı, fonksiyon bakımından aynı cümlede eşitlemesi. Bu cümlenin inançsal yanlışlığını konuşuyor olmak istemedim. 
Neden mi?

Çünkü faydası olmayacak ve bu konuyu konuşmanın verdiği hafifliği yaşamak ve yaşatmak bize yakışmaz. Halimiz budur, gerisini artık siz anlayın istedim. 

Kurban bayramı gelirken, kurbanı konuşmak artık adet olmuş. İbrahim peygamberin kıssası ve kurban ibadetinin farz olması, ayetler ve hadisler. 

Kurbanın aslında nasıl olması gerektiği, Hz. Peygamber zamanında kurban ve günümüzde kurban nasıl anlaşılıp uygulanmalıdır gibi konular. 

Gerek var mı? Yok. 

Yok, çünkü insanlarımız zaten biliyorlar. Aslında insanlarımız her konuda bilgi sahibiler. Dinden siyasete, ekonomiden borsaya kadar her konuda. 

‘Aslında kurban günümüzde şu şekilde uygulanmalıdır’ diye başlayan cümle, günümüz şartları açısından imkan dahilinde olmama hallerinin sunulmasıyla sona eriyor. 

İnsanlarımız kişiselleştirilmiş İslam düşüncesini zaten benimsemişler ve hayatlarında da uyguluyorlar. 

Kurbanı ve kurban bayramını nasıl geçirmeleri gerektiği ile ilgili her bireyin kendine ait düşüncesi ve planları var zaten. 

Bu da bize ‘Kişiselleştirilmiş İslam’ anlayışının uygulandığını göstermekte. Ne kadar güzel bir durum. 

Kurban, ilk olarak İslam’ın sunduğu bir ibadet değil. İlk insandan beri kurban var. Sümerlerde, Hristiyanlıkta, Yahudilikte de kurban var. 

Kurban verebilmek. Kurban paylaşmak.

İsteyen kurban keser, isteyen kesmez. İsteyen kurbanı kutlar, isteyen kutlamaz. İsteyen kurban vesilesiyle tatile çıkar, isteyen çıkmaz. Bize düşen insanları oldukları gibi kabul etmek, insanların düşüncelerine, anlayışlarına, inançlarına ya da inanmamalarına saygı göstermektir. 

Kurban bayramında tatil beldelerini dolduran insanlarımızı kınayamayız. Akrabalarını ve yakınlarını ziyaret etmeyenleri suçlayamayız. Çünkü bu insanlarımızın neden böyle karar verdiklerini bilemiyoruz. 

Hiçbir şey göründüğü gibi değil. Bu durum ülkemizde çok daha fazla. 

Neden her şeye rağmen hayırlı kurbanlar? 

Her bayram içimde bir sızı. 

Bayramı gurbette yaşadığınızda daha iyi anlıyorsunuz. Ama şükrediyorsunuz. 

Bayramda annesinden, babasından, amcasından, dayısından ayrı olan binlerce çocuk olacak, tıpkı geçen bayramlarda olduğu gibi. 

Bayramda anne-babası olmadığı için akrabaları tarafından oyun parklarına götürülen çocuklar olacak. Bayramda yalan söylemeye devam edecek binlerce amca, dayı, teyze , hala olacak. 

Binlerce insan bayramda çocuklarının, eşlerinin hasreti ile haber bekleyecek. 

Dünyanın şurasıymış, burasıymış. Şu ülkeymiş, bu ülkeymiş gibi suni ajitasyonlar beni ilgilendirmiyor. 

Yok Filistin’miş, yok bilmem neresiymiş. 

Ben mahalleme, şehrime, ülkeme bakarım. 

Ben mahallemde, şehrimde, ülkemde annesiz-babasız bayram geçirmek zorunda kalan/ kaldırılan vatan evlatlarına bakarım. 

İslam, iyilik olsun-tavsiye olsun, önce yakın çevreden başla der. Yakın çevremiz de ülkemizdir. 

783.562 km²’lik vatan toprağı üzerinde haksızlığa uyrağan varsa, dünyanın en değerli varlıkları olan çocuklar mağdur oluyorsa; kimse kusura bakmasın, başka ülkelerdekiler beni ilgilendirmiyor. 

Bugün Cuma. 

Milyonlarca vatandaşımız ‘hayırlı cumalar’ mesajları gönderecek ve Cuma namazlarını eda etmek için camileri dolduracaklar. 

Orada gene şu ayeti duyacaklar: ‘Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor’. (Nahl, 90) 

Duya duya artık anlam ağırlığı hissedilemez olmuştur diye konuyla ilgili bir başka ayeti de hatırlatmak isterim:

Ey iman edenler! (Buradaki muhataplar ALLAH’ a iman edenler, başka şeylere iman edenler bu gruba girmiyorlar) Kendinizin veya anne babanızın ve akrabalarınızın aleyhine de olsa adaletten asla ayrılmayan, Allah için şahitlik eden kimseler olun. (İnsanlar) zengin olsunlar, yoksul olsunlar Allah onlara sizden daha yakındır. Öyleyse siz hislerinize uyup adaletten ayrılmayın. Eğer adaletten sapar veya üzerinize düşeni yapmaktan geri durursanız bilin ki Allah yaptığınız her şeyden haberdardır(Nisa, 135) 

Dünyanın en değerli varlıkları olan siz çocuklar, bizi affedin…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here