Heryer Deprem, Herkes KHK’lı, “Hep Kahır Hep Kahır”

2

Türkiye Cumhuriyeti dün yaşanan depreme bundan 21 sene önceki acziyetinden pek de fazla gelişme kaydememiş olarak yakalandı.
Vatandaşının ona komplo kurduğu ve bunun için cezayı hak ettiğini düşünen devlet, kendi üzerine düşen görevlerde ise sınfta kalmaya devam ediyor.

Depremin bilançosu henüz netleşmedi ama pek parlak olacağa benzemiyor…
Doğal afetin değil buna hazır olmamanın faturasını 1999’da ve daha öncesinde olduğu gibi ödemeye devam edeceğiz.

Ülkede herşeyi değiştirdiğini söyleyen “iktidarın sadece kozmetikten ibaret dokunuşları”, Elazığ Sivrice’yi vuran depremden sonra vatandaştan para talep ederek açılış yapan yardım kurumunun haliyle daha da pekişiyor.

Depremin bilançosu net değil, bu sabah güneşin doğuşu ile bunu daha da net anlayacağız.
Ama belli ki yarınki şarkı da Cem Baba’dan gelecek ve o davudi ses bir kez daha : “Hep Kahır” diyecek.

“Türkçe’yi en güzel seslendiren 3 kişiyi say?” deseler, hiç kuşkusuz birisine Cem Baba’yı yazarım. Cem Karaca dönemin rüzgarlarında ülkeden kaçmaya zorlanmış sonrasında rüzgar yön değiştirdiğinde hem de ülkenin başbakanının gayreti ile vatanına geri gelebilmişti.

Turgut Özal’ın solculuktan hükümlü Cem Karaca’nın pasaportunu tekrar canlandırması ve ardından onu ülkesine dönebilir kılması, bir kesimde Cem Karaca’yı bir “dönek” olarak yaftalama motivasyonu bile doğurmuştu.

Oysa ki dünyada rüzgarlar çoktan yön değiştirmişti. Sosyalizm ile Kapitalizm ABD ile SSCB çatışması yavaş yavaş sona yaklaşmaktaydı.
Cem Karaca, “Parka” ile ya da “Tamirci Çırağı” ile ortaya koyduğu müthiş sınıfsal duruşun, onu hiç bir zaman SSCB’nin ya da Komünizmin bu ülkeyi işgaline
yandaş etmediğini iyi biliyordu.

Ne zamanki bu ülkede ‘paranoya’ yerini sukunute zorunlu olarak bıraktı, Cem Karaca’nın dönek falan olmadığını, gözü kararmış olanlar dışında herkes kabul etti.

Doğru zamana ve zemine göre değişen halini Türkiye’nin de yakın geçmişinde sıkça aşikar etmiştir.
Cem Karaca için sağcıların nefreti, solcuların eleştirisine dönüşmüş olsa da, onun için değişen hiç bir şey olmadı.
Cem Karaca memleketine dönmekten ve bunun üzerinden yapılan söz oyunundan hiç utanmadı.

Reklam

Cem Karaca’nın bazen hain bazen dönek olması ondan ötürü değildi. Sadece zamanın akışında doğruların algısındaki farklardı onu bazen hain bazen dönek yapan.

Cem Karaca aynıydı dönen ülkeydi, dönen dünyaydı, dönen değerlerdi.
Bugünler gibi desek yanlış söylemiş olmayız.

Bugünün gerçeğinde artık komünizm korkusunun pek bir kıymeti yok.
Bugün ülke bambaşka bir paranoya ile baş etmeye çalışıyor. Bu paranoya ülkeyi ahtapot gibi saran ve en sonunda askeri darbe girişimi ile resmi tamamlayan post modern bir paralel devlet yapısının açığa çıkmasından sonra hayatımıza girdi.

Cumhuriyet tarihinin en büyük başarılarına imza attığına inanmamız beklenen bir iktidar döneminde, Cumhuriyet tarihinde eşi görülmemiş bu sürecin de şahidi olduk.
Ülke bir taraftan inkişaf kaydediyordu ama arka planda bizzat bu iktidarın ağzından ifade edildiği üzere paralel bir yapı ülke kurumlarını ele geçiriyordu.

Hırsızın suçuna söylenecek söz olamazken, diğer tarafta kapısını kapatmayan anahtarı da kapının üzerinde bırakanlar bizden anlayış bekliyordu. En azından bizden “af” talep edecek kadar hatalarına vakıftılar.

Ülke tarihinde yabancısı olmadığımız ama başarısızlığına da şahit olmadığımız “Kudeta” geleneği bir kez daha hortlamıştı. Ama bu defa adam köpeği ısırdı. Darbeciler ters yüz oldu.

İnsanlık için küçük de olsa, bizim için mühim bir adımdı.
Bu adımın sonrası ise aslında tanıdık bir süreci bize yaşattı.
Biz bu sürecin bir versiyonunu 12 Eylül’den sonra 1402’likler için görmüştük. O zaman başarılı darbenin muktedirleri, suçlu görülen insanların temel haklarını ellerinden almışlardı.

Bu ve benzeri uygulamalar ve 12 Eylül’ün etkileri Cem Karaca örneğinde olduğu gibi tanınan tanınmayan binlerce insanı etkilemişti.
2016 Temmuz’una damga vuran başarısız darbenin ardından ise bu defa darbede yıkılmayan ve doğal olarak güçlenen iktidar cenahından aksiyon geldi.

Reklam

Biz bu süreci “KHK süreci” olarak bildik.

Benim gibi hiç bir zaman devletin nemasından payına zerre düşmeyenler için pek etki yaratmayacak önlemler ve yaptırımlar, belki de yaşamlarının tamamını sadece buna göre kuranlar içinse can yakıcı oldu.

İntihar edecek ev bile bulamayıp bunun için cami avlusuna muhtaç kalan Adem Gürbüz’ün, acıklı sonuna dair yakın zamana kadar AKP saflarında yer alan Mustafa yeneroğlu şu cümleyi kuruyor :
“Herhalde insanlar için hayatını sonlandırmaya karar verdirecek en tehlikeli gerekçe, adalete ve geleceğe dair ümitlerinin olmamasıdır. Suskun kalmamalıyız. Yitip giden her canın vebali omuzlarımızda.”

KHK yani ‘Kanun Hükmünde Kararname’ hayatının ilk baharındaki Harbiyelileri hayatlarının kışına kadar hapiste tutmaya kararlı olduğu görülüyor.

KHK’lılara bankada hesap açmak dahi bir lütuf olarak sunuluyor.
Emekli olamıyor, yurt dışına çıkamıyor iş aramaktan men ediliyor.
Sadece birey olarak değil aile boyu tecride ve dışlanmaya maruz kalıyor.
Adeta aile boyu bir bulaşıcı hastalık kurbanı muamelesine tabi oluyorlar.

Deprem acısının KHK haksızlığında karıştığı bir Türkiye gecesinde tamamlıyorum yazıyı.
Heryer Deprem. Herkes KHK’lı. Hep Kahır… üzerine bir ülkenin ferdiyim.

Cem Karaca’nın soğuk bir Avrupa kentinde kaleme aldığı dizeler beynimde dönüyor:

Dur! Bırak kaynasın kahvenin suyu
Dur! Bırak kaynasın kahvenin suyu
Bana İstanbul’u anlat, nasıldı?
Bana Boğaz’ı anlat, nasıldı?
Haziran, titreyişlerle kaçak yağmurlar ardı
Yıkanmış, kurunur muydu yine o yedi tepe
Ana şefkati gibi sıcak bir güneşle
İnsanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste
Yalan da olsa hoşuma gidiyor, söyle
Hep kahır, hep kahır, hep kahır, hep kahır
Bıktım be…
Dur! Bırak, kalsın, açma televizyonu
Bana istanbul’u anlat, nasıldı?
Şehirlerin şehrini anlat, nasıldı?
Beyoğlu sırtlarından yasak gözlerimle bakıp
Köprüler, Sarayburnu, minareler ve Haliç’e
Diyiverdin mi bir merhaba gizlice
İnsanlar gülüyordu de
Trende, vapurda, otobüste
Yalan da olsa hoşuma gidiyor, söyle
Hep kahır, hep kahır, hep kahır, hep…

Bıktım be…

2 YORUMLAR

  1. KHK YARASI DERİN YARA…
    KHK YÜZÜNDEN GÜNÜMÜZÜN KERBELASI YAŞANIYOR VE ÇOĞU İNSAN GÖRMEDİM, DUYMADIM, BİLMİYORUM POZİSYONUNDA.
    İNSANLAR SESSİZCE ÖLÜYOR…
    KİŞİLER VE KURUMLAR LALÜ EBKEM…
    DÜN CUMA NAMAZI ESNASINDA VAİZ, “DÜNYANIN ÇEŞİTLİ BÖLGELERİNDE MÜSLÜMANLAR ZULME UĞRUYOR” DEDİ SAYMAYA BAŞLADI: ORTADOĞU, UZAKDOĞU… ACABA SIRA NE ZAMAN KHK ZULMÜNE GELECEK DEDİM AMA NAFİLE…
    DEDİM YA BU YARA DERİN YARA…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here