Hiçbir seçimimiz tesadüf değildir

0

İyi olmak zor değildir, zor olan iyi kalmayı sürdürmektir; çünkü bunun elinizde olduğunu düşünseniz de, bu her zaman mümkün değildir; o nedenle herkesin sığındığı cevap iyi olmaya çalıştığını söylemektir.
Kuşkusuz iyi olmaya çalıştığımız sözü doğru değildir, biz iyi olmaya çalışmıyoruz, ruhsal yapılanmamız böylesi bir iyilik çabasıyla kendisini bulduğu için böylesi bir çaba gösteriyoruz.
Ki ruhumuzun gereksindiği o yemi verdikten sonra genelde iyiliğimiz bitiyor, sıra kötülüğe geliyor.
“Bir seçme yetimiz yok mu?” diyeceksiniz, kuşkusuz var; fakat ne yazık biz onunla iyiliğimizi veya kötülüğümüzü seçiyoruz ve doğrusu şartlar bizi zorlarsa kötülüğü en yakınlarımıza yapabildiğimiz gibi, en uzak olanlara da pek ala bir takım iyilikler yapabiliyoruz.
Elbette iyilik bir esintidir, gelir-geçer demiyorum, çünkü on dilenciyi atladıktan sonra on birinci dilenciye üstümüzdeki bozukluları vermiş olmamız bir tesadüf değildir, bir seçimdir ve bu görünürde onun ihtiyaç sahibi olduğuna dair bir kanaatin sonucu olsa da, aslında buda doğru değildir, bu bütünüyle bizdeki suptil manada bir takım frekansların onun frekanslarıyla uyuşması sonucudur.
Yani oranlama içinde seçimin bir yüzdesi bizim seçimimiz olsa da, gerisi onun bizi seçmiş olmasıdır.
Suptil manada bir takım enerji frekanslarıyla kafalarınızı karıştırmaya çalışanlardan hoşlanmadığınızı biliyorum, onun için kafanızı soyut şeylerle karıştırmaya çalışmayacağım, günlük hayatınızda yaşadıklarınızdan bazı örnekler vereceğim.
Bizler açıklamasını yapamadığımız -devajular gibi- pek çok şey yaşarız aslında, yalnızca bir cevabımız olmadığı için onları genelde tesadüflerle izah etme yoluna gideriz, çünkü bir cevaba ihtiyacımız var ve tesadüfler iyi bir cevap olmasa da, bu hep hiç olmamasından daha iyi olduğu için seçeriz.
Oysa arkadaş seçerken, sevgili seçerken, sadaka verecek adam bile seçerken bu temel görü biçimiyle hareket ederiz.
Pek çok ticaret erbabı kapıdan girenin müşteri olup olmadığına karar verir ve bunu genelde giriş yapanın giriş biçiminden çıkarsadığını söyler, giriş yapanın da kendisini seçmiş olabileceğini hiç düşünmez. Oysa dilencide ki örnek gibi müşteride pek çok mekanı atlamış, gelip sizi bulmuştur.
Erkek çoğu zaman kızı kendisinin tavladığını düşünür, belki aslında ilk kapıyı tıklatan kendisi bile değildir, hatta tavlamamış, tavlanmış bile olabilir.
Bilim bir süredir bu tür karşılıklı uyuşan veya çatışan enerji hareketlerini gözlemliyor.
Evet, birde çatışan diyorum, çünkü verdiğim tüm örneklerin birde çatışan hallerini düşünebilirsiniz.
Hani “kalp kalbe karşıdır” derler ya, emin olun sizin itici bulduğunuz kişi de sizi itici buluyordur ve muhtemelen onun sizinle hiç işi olmaz, sizinde onunla.
Ama burada dikkatinizi çekip kontak için sahte kapışmalara girdikleriniz kişileri karıştırmayın, çünkü onlar gerçekte frekanslarınızın uyuştuğu kişilerdir ki, zaten yaptığınızda tatlı iğnemelerden öte değildir.
Bunlar, birilerin kendilerince anlatmaya çalıştıkları kötü enerji veya iyi enerji dalgaları değildir, bu bütünüyle içinde bulunduğunuz duruma esas sizin kendi yaydığınız bir çeşit enerjidir; seçebiliyor olmanız kendisini bu enerjileri ne düzeyde yönettiğinize göre gösterir ki; mutlak bir kontrol söz konusu değildir, çünkü bu bütünüyle bireysel düzeyde şartlara ne düzeyde hükmettiğinize göredir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here