‘Hukuk yoluyla bütün sorunları çözeceğiz’ naifliğine sahip değiliz..

0

İnsan Hakları Derneği’nin çağrısıyla çok sayıda meslek ve emek örgütü, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu bir araya geldi.

“HDP’nin Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz” başlıklı toplantıda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, şunları söyledi: “Bu organizasyonun başını çeken İHD başta olmak üzere katılan bütün kurumlara teşekkürlerimi iletiyorum. Gerçekten çok değerli bir buluşma ve çok değerli bir ses ortaklığı. Çünkü HDP’ye karşı açılan kapatma davası ve onun öncesinde ve sonrasında yürütülen baskı politikalarının tek hedefi HDP değildir. Asıl hedefi HDP gibi görünse de nihai amaç demokrasi güçlerini sindirmek, demokratik siyaseti bitirmek, hak arayışını ve dinamiklerini ortadan kaldırmaktır. 

Yani bu dava ve bu davaya eşlik eden kampanya, şiddet ve baskı politikaları Türkiye’de demokrasi güçlerini, demokrasi arayışını, özgürlük ısrarını ve barış inadını hedef alıyor. Bu nedenle ben buradaki başlığı ‘HDP’yi, HDP’nin siyaset yapma hakkını savunuyoruz’ olarak değil barış mücadelesini, demokrasi ısrarını ve özgürlük özlemini savunuyoruz diye okuyorum. Bunun tek yolu da ortak mücadeleyi büyütmektir. Ortak mücadeleyi büyütemediğimizde, gerçekten bu zalim iktidara ve her türlü kirli ve gayri meşru hukuksuz yolu mübah gören zihniyete karşı güçlü bir direniş ortaya koymamız da mümkün olmayacaktır. 

İşte bu toplantı ve bu bildiri, bu buluşma, bu ortak mücadele iradesinin bir ifadesi olduğu için, bu iradenin güçlü beyanı olduğu için çok değerlidir. İnanıyorum ki, bu irade dalga dalga büyüyecektir. Bu savaş, şiddet ve talan düzenine karşı en güçlü sesi bu birliktelik oluşturacaktır. Bu düzeni bitirecek gücü de bu birliktelik ortaya çıkaracaktır. 

Bugün özgürlük mücadelesinde bir başka sayfanın da mutlaka anılması gerekiyor. Hukuk mücadelemizi ısrarla sürdüreceğiz. Bunu söylüyoruz ama hukuk yoluyla bütün sorunları çözeceğimiz gibi bir naifliğe de sahip değiliz. Hukuk mücadelesini toplumsal siyasal mücadelenin önemli bir alanı olarak görüyoruz. Bu iktidarın hukuku da hiçe saymak konusunda herhangi bir tereddüdü olmuyor. Nitekim 4 gün önce AYM’nin değerli arkadaşımız Ömer Faruk Gergerlioğlu için verdiği kararı da, açıkça tahliye talep etmesine rağmen bu iktidar ve bu düzen uygulamıyor. Yani daha önce vekillik hakkı adaletsizce gasp edildi, özgürlüğü gasp edildi. Şimdi bizati AYM bu özgürlük gaspının hukuka aykırı olduğunu, Anayasa’ya aykırı olduğunu söylüyor ama 4 gündür içeride tutmaya devam ediyorlar. Buradan hep birlikte tekrar Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun özgürlüğünü ve bütün diğer demokrasi mücadelesinde tutsak alınan, rehin tutulan bütün arkadaşlarınızın özgürlüğünü de hep birlikte savunduğumuzu göstermiş oluyoruz. Sincan Cezaevi önünde Adalet Nöbeti için arkadaşlarımız bugün toplanmıştı. Maalesef güvenlik güçleri çok şiddetli bir şekilde müdahale etmişler. 

Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun oğlu Salih Gergerlioğlu dahil olmak üzere arkadaşlarımızı şiddet uygulayarak gözaltına almışlar. Bunu da kınıyoruz. Gergerlioğlu ve diğer siyasi rehinelere derhal özgürlük talep ediyoruz. Ahmet Telli’nin şiirlerini çok severim. Bu toplantılara en iyi uyan şiiri benim için dövüşen anlatsın şiiridir. Sadece sonuç dizesini aktaracağım: Kavgalar büyüdükçe zulüm de biter gün ağarırken. İşte ortak mücadele ile bu zulüm de mutlaka bitecektir hem de çok geç olmadan, gün ağarırken. Hepinize kendim ve partim adına en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Mücadeleyi büyütme kararının bütün topluma umut verdiğini bir kez daha belirtmek isterim.”

Ortak deklarasyon

46 siyasi çevre ve kuruluşun imzaladığı “Demokrasi ve İnsan Hakları İçin HDP’nin Siyaset Yapma Hakkını Savunuyoruz” başlıklı deklarasyon İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan tarafından okundu. Deklarasyon metni şöyle: 

Bölgemizde ve ülkemizde, siyasal ve toplumsal sorunların çözümü için gerekli olan diyalog ve müzakerelerin askıya alındığı, hukukun ve insan haklarının yok sayıldığı, karanlık birtakım güçlerin ortaya çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Şiddetin dili hâkim kılındıkça kadına ve çocuğa yönelik şiddet başta olmak üzere toplumsal yaralar derinleşmekte, insanlar büyük bir baskı cenderesi altında nefessiz kalmaktadır.

Türkiye, muhaliflerin hapsedildiği bir ülkeye dönüşmüş, hapishaneler en ağır insan hakları ihlallerinin meydana geldiği mekânlar haline gelmiştir. Siyasi iktidarın Kürt sorunu başta olmak üzere ulusal ve uluslararası tüm sorunları, güvenlikçi bir zihniyet ile baskı ve kontrole dayalı yönetme tarzı, bu vahim tabloyu ortaya çıkarmaktadır.

Demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarından olan muhalif siyasi partiler, siyasi iktidar tarafından düşmanlık politikalarının hedefine konmakta, bir nefret iklimi yaratılmaktadır. Muhalefet liderleri açıkça linç teşebbüsüne uğramakta ve tehdit edilebilmekte, parti çalışanları parti binalarında öldürülebilmektedir.

Siyasi rakipler olarak partilerin faaliyet yürütmesi Anayasal güvence altındayken siyasi iktidarın yargıyı sopa olarak kullanarak rakibini devre dışı bırakmak istemesi esasen demokrasiye zarar vermekte, demokratik siyasete kilit vurmakta ve en önemlisi toplumsal ve siyasal nefret iklimini büyütmektedir.

Bu nedenlerle, üye, yönetici ve çalışanlarına yönelik yargı baskısının yanı sıra fiziki saldırılarla birlikte Halkların Demokratik Partisi (HDP)’nin kapatılmak istenmesini demokrasiye ve demokratik siyasete yapılan bir darbe ve Türkiye’ye yapılmış bir kötülük olarak görüyoruz.

Siyasi düşünce ayrımı gözetmeksizin demokrasi, insan hakları ve doğayı savunan; bunun mücadelesini yürütenler olarak ülkemizde yaşanan ve her geçen gün büyüyen bu hak ihlallerine karşı artık dur ve yeter denilmesi gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’yi yönetenler Anayasal güvence altına alınan temel insan haklarına ve demokratik değerlere saygılı olmalı, Anayasal yükümlülüklerini yerine getirmeli, İstanbul Sözleşmesi’nin feshini yok saymalıdır.

İnsan hak ve özgürlüklerinin temel esaslarından biri olan siyasi örgütlenme hakkı hiçbir gerekçe ile engellenemez.

Anayasa Mahkemesi’nin de AİHM’in DTP ve Diğerleri / Türkiye kararında belirtilen insan hakları ve demokratik ilkelere uygun ve Türkiye’deki siyasi çeşitliliği gözeten, halkın seçme iradesini hesaba katan adil bir karar vermesini bekliyoruz.

Tüm bu nedenlerle, yargı eliyle kapatılmaya, kolluk gücüyle sindirilmeye çalışılan ve parti binaları basılarak üyeleri katledilen HDP’nin demokrasi ve insan hakları için siyaset yapma hakkını savunuyoruz ve tüm demokrasi güçlerini de bu hukuksuzluğa karşı dayanışmaya çağırıyoruz.

İmzacı Kuruluşlar

1. Alevi Bektaşi Federasyonu

2. Alevi Dernekleri Federasyonu

3. Alevi Kültür Dernekleri

4. Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi

5. Askeri Darbelerin Asker Muhalifleri Derneği

6. Birleşik Devrimci Parti

7. Çağdaş Gazeteciler Derneği

8. Çağdaş Hukukçular Derneği

9. Demokratik Alevi Derneği

10. Doğu-Güneydoğu Dernekler Platformu (DGD)

11. Demokratik Yöre Dernekleri Koordinasyonu

12. Demokrasi İçin Birlik (DİB)

13. Demokratik Bölgeler Partisi

14. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu

15. Devrimci 78’liler Federasyonu

16. Dersim Dernekleri Federasyonu

17. Devrimci Sosyalist İşçi Partisi

18. Diyalog Grubu

19. Düşünce Suçuna(?) Karşı Girişim

20. Emek Partisi

21. Ezilenlerin Sosyalist Partisi

22. Emekçi Hareket Partisi

23. Ekoloji Birliği

24. Halkevleri

25. Halkların Demokratik Kongresi

26. Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı

27. Hak ve Adalet Platformu

28. Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği

29. İnsan Hakları Derneği

30. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu

31. Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu

32. Özgürlük İçin Hukukçular Derneği

33. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği

34. Sosyalist Emekçiler Partisi

35. Sosyalist Meclisler Federasyonu

36. Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi

37. Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP)

38. Sol Parti

39. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği

40. Türk Tabipler Birliği

41. Türkiye İnsan Hakları Vakfı

42. Türkiye İşçi Partisi

43. Toplumsal Özgürlük Partisi

44. Yeşil Sol Parti

45. Yurttaş Girişimi

46. 78’liler Girişim

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here