- Evlilik: İki Başat Hikâyenin Çarpışma Noktası/ Ehe: Der Konfliktpunkt…. - 10 Ocak 2026
- Umut, İnsanın Kendisini Kandırmasıdır/ Hoffnung ist Selbsttäuschung - 2 Ocak 2026
- İnsanın Var Etme Hırsı / Der Schaffensdrang.. - 27 Aralık 2025
Huzur insanın her daim aradığı şeydir, aradığı her ne ise adını huzurla ifade eder. Bununla kastettiği belki de huzur değildir, ama adını huzur şeklinde telaffuz etmektedir.
İnsanın bir amacının olması yanlış değildir, ama huzur istiyorsa ne istediğini bilmesi, hırs etmekten vaz geçmesi gerekmektedir.
Oysa şunu biliyoruz ki çoğu zaman, hatta genellikle insanların amacı kendilerinin değildir, hırs ettikleri şey birilerin yücelttiği, kendilerine ait olmayan bir şeye sahip olma, onu elde etme istekleridir.
Huzuru bulmanın anahtarı elbette insanın her şeyden vaz geçmesi değildir, çünkü ne yaparsa yapsın iyilik ve kötülük, iyi ve doğru ve diğer şeyler yine orta yerde durmaktadır, birini seçmesi kaderi değilse bile, seçmek zorunda ve seçtiği bütün olarak değilse bile önemli oranda kendi elindedir.
Sorun, hayattan ne istediğiniz değildir, iç huzurunuzun olması, kendinizle barışık olmanız, hoş şeylere meylederken hoşa gitmeyen şeylerin de hayatın bir gerçeği olduğunu, onlar olmadan diğer şeylerin da anlamını bulamayacağını bilince çıkarmanızdır.
Yoksa hoş olan şeyleri aramanız ve hoş olmayan şeylerden kaçınmanız yanlış değildir. Sonuçta hayat iyi ve kötü ayrımında seçeneklerden ibarettir, insan seçimlerini gerçekleştirmeye çalışırken bu iki temel arasında gidip gelir, onların varlığını kabul eder, onlarla birlikte akar ve hangisine tutunması gerektiğini onlardan öğrenir.
Huzurunuzun kapısı neyi ne için istediğinizi bilmenizden geçmektedir; eğer istediğiniz şiddetli bir arzu ise bu sizi muhtemelen huzursuz edecektir, yapacağınız doğru şey o arzunuzu kontrol etmeniz, olana meydan okumadan olabilir olanı kabul etmenizdir.
Sonuçta pek çok şey sizin kontrolünüzde değildir, sizin dışınızda vaki olur, siz yalnızca gözler ve o seçenekler içinden birini seçme yoluna gidersiniz.
Burada görmeniz gereken en önemli nokta sizin olan şey olmadığınız, olanın içinden herhangi bir seçim geliştirebiliyor olmanızdır ki, bu da sizi olanın dışında, hatta olanın üstünde bir şey olduğunuzu gösterir.
Sizin burada yapacağınız tek şey onun farkına varmanız, onu bilince çıkarmanızdır. Siz ancak Onu fark ederseniz bir gözlemciden ötesi olduğunuzu görür ve gerçek potansiyelinizin farkına varma şansını elde etmiş olursunuz.
Ama bunu başarmanız için geçmiş ve gelecek olanın arasında, bir yerde olduğunuzu, onun şimdi olduğunu ve şimdi de geçmişin izi olsa da geleceğinde mührü olduğunu ve sizin burada bir rehine olmadığınızı ve tüm bunların farkında olanın, onların farkındalığıyla hareket edenin bilinciniz olduğunun farkında olmanız gerek.
Gerçek olan sizsiniz, geçmişin bir anı ve geleceğin temeli o geçmişe dayansa da onun sizdeki bir kurgu, bir hayal olduğunun farkında olduğunuz sürece sizin kendinizi veya isteklerinizi gerçekleştirmenizin önünde nelerin olduğunu görmeniz, onları bilince çıkarmanız hiç de zor değildir.
Siz hayatınızı her ne kadar geçmişe rehin verseniz de veya geleceğin kaygılarına gark etseniz de şimdidesiniz, şimdiyi yaşıyorsunuz ve sizinle olan şimdidir; onun geçmişte sizin olması yalnızca sizdeki şimdiye dair bir anıdır, gelecekte sizin olması ise yine o günkü şimdiye dair bir ihtimal ve doğrusu siz onun farkında olduğunuz sürece o sizindir, ama şimdinin dışında başka bir şeyde değil.
Unutmayın, geçmiş anılarınızdadır, geleceğiniz ise yalnızca hayal gücünüzün bir ürünü, siz şimdinin farkında olduğunuz sürece hayatınızın sahibi olarak bir tasarrufta bulunabilir, onunla ilgili birtakım seçimler geliştirebilirsiniz.
Sizin tüm ebedi ve ezeli haliniz şimdinin içindedir, siz şimdinin farkında olduğunuz sürece ebedi ve sonsuz şimdi olabilir, varlığınıza bir anlam veya değer katabilirsiniz, çünkü tüm gerçekliğiniz ve anlam yüklemeleriniz şimdinin, şu anın içindedir, siz ancak geçmişi veya geleceği düşündüğünüzde onlar sizde bir varlık kazanabilirler, yani siz geçmişi veya geleceği düşünmediğiniz sürece onların var olması ve hayatınızda bir emil olmaları olası değildir, onları hatırlayan ve şimdiye taşıyan yine sizsiniz.
Unutmayın, düşünceleriniz değiştiğinde geçmişin ve geleceğin şimdiye taşınması amacı değiştiği gibi, kendileri de değişmekte, şimdiye yeni bir veçheyle, yeni bir anlama matuf dönmektedirler ki, gerçekte bir dönüş söz konusu değildir, tüm o dönmeler sizin onu şimdiye, bu ana hangi sebep veya amaca dair taşıdığınızla ilgilidir.
Şimdinin sahibi veya rehinesi olmak bütünüyle sizin elinizdedir, ama şimdiyle sınırlı, anlamı şimdi için matuftur, şimdiden çıktığında geçmiş için anı ve gelecek için sizdeki anlama esas değişebilir olan bir projektördür, siz onu geleceğe ne şekilde tutarsanız onun size göstereceği gelecek o olacaktır.
Şimdinin gerçek olduğu hissi asla değişmez, ama ne tür bir gerçek olduğu hissi bütünüyle sizin ona hangi gerçekliği yıktığınıza göredir, bu hayallerinizde de öyledir, düşlerinizde de.
Bir tek uyku halinde böyle bir gerçeklikten söz etmeniz söz konusu olamaz, çünkü orada farkında olduğunuz şimdiye göre bir belirlilik söz konusu değildir. Ama yine de düzensiz olsa da orada uyku durumunuzun derinliğine göre geçmişin anıları ve geleceğin kaygıları bir iç içelik içinde devinmekte, ağırlıklarına göre uyumanıza fırsat verirken, uykunuzun derinliğine göre de kontrolü salmanıza, kendinizi bir sonraki şimdi için daha zinde bulmanıza fırsat vermektedir.
İşte, hayat bilinçtir ve o bilincin işleyişi bildiğimiz bilinçten farklı olarak bu şekilde işlemektedir.
Huzur bulmak ve mutlu olmak siz bu şimdinin bilincinde olduğunuz oranda sizin elinizdedir; sonuçta iyi-kötü, acı veya tatlı istekleriniz geçmiş anılarınızın birer yansımasıdır, siz onları ne şekilde alıyorsanız onların sizi o temelde mutlu veya mutsuz etmeleri bir neticedir. Siz elbette acı çekmek istemezsiniz, ama geçmişle şimdiyi işgal ettiğiniz oranda bu sizin kontrolünüzden çıkmakta, şimdiye davet ettiğiniz oranda sizi rehin almaktadır.
Ancak hayat bütündür, siz bir mutluluğu ancak ıstırabın acısının ne olduğunu bilince çıkardığınız oranda anlamına varabilir, ona istediğiniz anlam yükleyerek onu istediğiniz şekilde algılayabilir duruma gelirsiniz; sizin tüm o acılardan kurtulmanız için, yani mutlu olmanız için hayatı bir bütünlük içinde almanız ve acı olanında onun bir parçası olduğunu bilince çıkarmanız gerekir. Aslında siz birinin bir diğerinin türevi olduğunu bilince çıkardığınız anda bile mutsuz olmanın sebepsiz olduğunu bilince çıkarabilir ve pek ala mutlu olabilirsiniz.
Sizin tek sorununuz bütünü gözden kaçırmanız ve parçaları görerek onu bütünün yerine ikame etme yoluna gitmenizdir. Bilinç elbette doğası gereği parçaları böler, ayrıştırır, onları belirli sınıflara göre tasnif ederek kategorize eder, ama sonuçta bilincin yapmaya çalıştığı şey parçalar arası uyumu yakalamak ve oradan bir bütüne ulaşmak içindir.
Bütüne ulaşan bilinç aslında bildiğimiz şeyleri aşan, onların ötesine ulaşan bilinçtir ki, temelde bir insanın ulaşması gereken nokta orasıdır; keder ve mutsuzluğun bittiği, bilincin her şeyi yeni bir veçheyle aldığı nokta da orasıdır. Orada artık öfke ve nefret yoktur, her şeyi sevgiyle göğüslemeye çalışan yeni bir hal vardır. Bu hal ise ruhunuz ve bedeniniz arasındaki köprüyü ortadan kaldıran sevgidir.
Kısaca sizi her şeyden kurtaracak olan tek şey sevgidir, siz içinizdeki o sevgiyi beslediğiniz müddetçe mutlu olmanız için umut vardır.












