İdamı gündeme getirerek problemlerin çözüleceğini düşünmek ciddi bir hata ve öngörüsüzlüktür..

0

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi.

Türkiye’nin çevresindeki ülkelerle iyi ilişkiler kurmaya ihtiyacı olduğunu belirten Karamollaoğlu, geçmişte Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin hem merkezi Irak hükümetiyle hem de bölgesel yönetimlerle irtibat kurduklarını hatırlattı. “Bu irtibatların sağlıklı biçimde yürütülmesine ihtiyaç var. Dengeli olunmalı. Her iki taraf da itina göstermeli. Durduk yere kavga çıkarmaya, bu münasebetleri zedelemeye ihtiyaç yok. Buradaki bir amblemi ayrı bir devlet gibi görmeye de ihtiyaç yok.” diyen Karamollaoğlu, Doğu Akdeniz’de ve Ege’de yaşananlar karşısında Avrupa Birliği ve Fransa’nın bu konuda Yunanistan’a verdiği desteğin uluslararası bütün kuralları bir kenara iterek takındığı tavrı tasvip etmenin mümkün olmadığını ifade etti.

Karamollaoğlu, şunları söyledi: “Yunanistan, 9 Eylül’ü bir defa daha hatırlamak mecburiyetindedir. Öç almak, şimdi kendi kafasına göre bir tavır sergileyip yeni politikalar belirlemek, Yunanistan’a fayda sağlamak değil ateşle oynamak manasına gelir.”

Karadeniz’de bulunan doğalgazın Türkiye’nin geleceği için güzel bir müjde olduğunu belirten Karamollaoğlu, “İnşallah arkası gelir. Biz, sadece kendi ülkemiz için değil aynı zamanda bunun ihracatını da yaparak, gelirlerimizi artırmayı arzu ederiz.” dedi.

Yunanistan’ın egemenlik konusunda hayallere kapılması halinde, konunun farklı yöne evrileceğini anlatan Karamollaoğlu, “Türkiye, Doğu Akdeniz’de haklarından hiçbir zaman vazgeçmemelidir. Bu noktada daima hükümetin yanındayız.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin, D8 ülkeleriyle, İslam Örgütü ve Ekonomik İşbirliği üyeleriyle 18 yıldır yakınlık kuramadığını dile getiren Karamollaoğlu, bu durumun dış politikada acziyet olduğunu kaydetti. “Bu ülke iktidarıyla muhalefetiyle hepimizin. Bulunduğumuz bölgede, dış politika temellerini yeniden gözden geçmeye ihtiyaç var. Biz attığımız her adımda ne yazık ki müstevli İsrail’in, siyonizmin ekmeğine yağ sürdük.” diyen Karamollaoğlu, yapılan anketlere göre gençlerin yüzde 76’sının yurt dışında yaşamayı tercih ettiğini, yüzde 77.5’inin ise torpilin yeteneklerden üstün tutulduğunu düşündüğünü aktardı.

Karamollaoğlu şöyle devam etti: “Nasıl ümit bağlasın gençler bu ülkede geleceklerine? Bu sebepledir ki genç nüfusun yarısı mutsuz. Ve daha da düşündürücü olan husus, gençlerin yüzde 81’i yetişkinlerin kendilerini anlamadığını düşünüyor. Dört gençten biri işsiz. Öğretmen olmak isteyip olamayan gençlerimizin sayısı 500 bin civarında. Ya eğitim fakültelerini bu kadar genişletmeyeceksiniz ya da oradan mezun olanlara iş imkanı sağlayacaksınız.”

Gündem değiştirmek için sık sık yeni konuların ortaya atıldığını belirten Karamollaoğlu, bunlardan birinin de idam olduğunu söyledi. Meselenin adalet olduğunun altını çizen Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Bugün Türkiye’nin meselesi idam değil; asıl mesele adalet meselesidir. Siz adaleti kamil manada uygulamadan idamı getirirseniz, haksız yere bir sürü insanın hayatını kaybetmesine vesile olursunuz. İdam, bütün tedbirler alındıktan sonra olsa olsa en son başvurulacak çaredir. Bizim idamı tekrar gündeme getirerek, problemleri çözeceğimizi düşünmek, sadece ciddi bir hata ve öngörüsüzlük olabilir. Siyasi parti mensupları olarak bir araya gelip, meselelerin sükunet içinde müzakeresine ihtiyaç var. Siz, bunu sağlayacağınıza idamı getirseniz ne yazar?”

Kadın cinayetlerinin son 10 yılda 10 kat arttığını ifade eden Karamollaoğlu, “Siz aldığınız tedbirlerle kadınların, özellikle de genç kızların hayatını kaybetmesini engelleyemiyorsanız idam çare değil. Geçmişte hataen idam edilen bir sürü insan oldu. Biz başbakanları bile idam ettik. Çözüm mü; değil.” dedi.

Öğretmen maaşlarında iyileştirmeler yapılması ve öğretmen sayısının artırılması gerektiğini anlatan Karamollaoğlu, “Eğitim denince kafanızda iki şey vardı, bina yapacağız, akıllı tahta koyacağız ve tablet dağıtacağız. Bunların hepsini yaptınız ama eğitimde bir ilerleme sağlanmadı. Bunlar araç gereç. Müfredat, öğretmen kadrosu, kadronun niteliği, vasfı… Bunların hiçbirine önem vermediniz. Sadece imam hatip okullarının adedini artırarak manevi eğitime önem veriyoruz kanaatini oluşturamazsınız.” ifadelerini kullandı.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here