İhanetin Bedeli…

1

Çok da kolay dile gelen, başkalarına yapıştırılan bir kelime; “ihanet”.

Herkesin şahsi değer ölçülerine göre ötekileştirdiklerine takılan “sıfat”.

Aşağılayıcı ve gayri hukuki sınırlara itekleme kelimesi..

Suçlayıcı..

Dışlayıcı..

Korumacı (!)..

Bazen de güya sahiplenmeci (!)..

Adeta kendilerinden sıyırma çabası..

Reklam

Soyut mu? Somut mu? Belli bile değil…

*

Önce “ihanet” nedir? Ne değildir? Biraz hatırlatmak isterim.

TDK’na göre (iha:net), Arapça ihanet; Hıyanet, hainlik. Evlilikte, sevgide aldatma, sadakatsizlik. Gerektiğinde yardımda bulunmama, bir kimsenin güvenini yok etme.

Konumuz çekirdek ailelerdeki ihanet değil malum.

Kastım olan ihanet; devasa bir aileden, mahallelerden, beldelerden, ilçelerden, şehirlerden ve de tüm ülke ile bütünleşik bir aile içindeki siyasiler arasında yer alan ihanet.

Yetkili kıldıklarımızın ihanetleri!

Sorumluluk yüklediklerimizin ihanetleri!

Reklam

Yeminlere sadakatsizlik!

İlkelere sadakatsizlik!

Geleceğe ihanet!

Umutlara ihanet!

Huzura ihanet!

Çözüm yollarını aramaya ihanet!

Çözüm yollarını bulmak isteyenlere ihanet!

*

Bilerek veya bilmeyerek yapıldı.. yapılıyor.. yapılacak da…

Aldıkları yetki kullanımında, şahsi tercihleri ile topluma da yaşatılan duygular arasındadır ihanet.

Gurur duyduğumuz.. duyacağımız hizmetlerinin sonuçları gibi..

Sevindiğimiz.. sevineceğimiz başarılar gibi..

Evladını yetiştirirken, koruyucu olduğu iddiasındaki ebeveynlerin baskı kurarak, kendi yavrularının  özgüvenlerini yok eden aile büyüklerinin neden olduğu yıkımı görmedikleri gibi..

Yavrularının daha küçücükten yaptığı şımarıklıkları, yanlışlıkları şirin görüp de sadece gülüp geçtikleri gibi..

İzinsiz aldıkları herhangi bir şeye, gerekli ve izahlı uyarıda bulunmak yerine, göz yumdukları gibi..

Doğruları için teşekkür ederek tebrik etmek yerine, sadece yanlışlarını yüzlerine vurmayı tercih eder gibi..

Aile babası veya annesi olarak, sadece yaşları büyük olduğu için sanki her şeyin doğrusunu bilip yapıyormuş gibi, çocuklarını aşağılar gibi..

Peki neden bu kadar çabuk “ihanet” eden olarak ilan ediyorlar başkalarını?

Hangi hakla? Hangi cesaretle? Hangi cüretle? Hangi yetkiyle?

Ne gibi özellikleriyle?

Şehirlere ihanet eden olarak kendini topluma şikâyet edenler kimler?

Yıllarca yapılanlara rağmen kandırıldıklarını ifade edenler kimler?

Toplumdan ve Allah’tan af dileyenler kimler?

Cumhuriyetin kazanımlarını satıp, kapatanlar kimler?

Adaların gaspına göz yumanlar kimler?

Terörün her türlüsünü gör(e)meyenler kimler?

Adaletin terazini iyiden iyiye şaşırtanlar kimler?

Bir görüşe ait gömleği çıkarıp başka gömlek giydiğini söyleyenler kimler?

Şimdi de yeni bir gömlek ile siyaset meydanına çıkanları ihanetle suçlayanlar kimler?

Milleti ümmet yapmak isteyenler kimler?

Demokratik cumhuriyeti, bu hale sokanlar kimler?

HES, RES diye diye, ormanların talanını sağlayanlar kimler?

“Kazdağları”nın yok olmasına evet diyenler kimler?

“Hasankeyf”in boğulmasını sağlayarak, binlerce yıllık tarihi yok edenler kimler?

Fabrikaların kapanmasını, üretimlerin sonlandırılmasını sağlayanlar kimler?

Ülkeyi tüketim toplumu haline sokanlar kimler?

Üreten toplum olmamızı istemeyenler kimler?

Üreten değil, üretileni taklit ederek türeten toplum yaratmak isteyenler kimler?

Tazecik beyinleri, görüş farklılıklarından dolayı yok sayanlar kimler?

*

Ve şimdi sormak lazım değil mi?

Kim ödeyecek bu kadar kayıpların bedelini?

Bunca ihanetin bedeli yok mu?

1 YORUM

  1. Tenkit sadece söylemde kaldığı sürece doğru ise sözde kalır .Münekkit ise problemi net çözüm önerisi ile serdedendir gayrısı sizin yaptığınız gibi laf-ü güzaftır .umarımki sizde münekkit olma gayretinde olursunuz zira bizim Draman’da Kurunun kahvesinde sizden daha mükemmel yorumcular var çaya beklerim.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here