İkbal vakti

0

Bir ikbal vaktini daha idrak ediyoruz. Yüreğimizdeki endişeler bir bir kayboluyor. Acılarımız sevince, hüzünlerimiz lezzete dönüşüyor. Çileler tatlı hatıralara tebdil oluyor. Yeni bir ikbal ve diriliş dönemine girdi insanımız ve bütün insanlık.

Kaosun boğucu ikliminde acılar ile kıvrananlar artık tatlı bir revnektar iklimlerin efsunlu havasına özenmeye durdular. Bir bıkkınlık faslı başladı maddi hayattan. Bir tiksinti dönemine girdi heva heves yolcuları.

Sıkıntılar ferahlığa, yeisler ümide, kin ve öfkeler sevdalara ve ebedi aşklara çevriliyor. Bin şükür…

Ufuktan ikbal vakti bütün haşmetiyle tulu ediyor. İnsanlık afakında ikbal yıldızları altın kanatlı güneş gibi yükseliyor.  Artık yepyeni bir bahar devrinin bülbülleri şakıyor dört bir yönde.

Karamsarlık idama doğru uzatıyor başını. Bunalımlar ve hafakanlar sevinç dalgalarıyla, şevk, heyecan hüzmeleriyle duruluyor ve dupduru, berrak bir iklime daye oluyor. İkbal vaktinin örgüsü narin ve hassas ellerde ilmekleniyor.

Kader-denk çizgisinde hareket eden bu zaman işçileri kadife misali parmaklarıyla ikbal motiflerini, yükseliş tablolarını tek tek dokuyup örüyor. Ve örülen motiflerin cennet-asa iklimini ve bütün insanlık için şifabahş olduğunu insan olan insanlar görüyor.

İkbal üveykleri dört bir yönde altın izli kavisler bırakarak uçuyorlar, ümidi, aşkı ve sevdayı sunuyorlar derhin yolcularına.

İkbal üveykleri yüzleri gülmemiş, bugüne kadar acıdan ve hüzünden başka bir şey tatmamış yirmi birinci asrın mağdurlarına ma-i tesnim sunuyor.

Dertlerine deva oluyorlar. Kanayan ve kabuk tutmayan yaralarını sarıyorlar.

Bulutları çoktan çıkmış bir yağmur müjdesi gibi, ışıkları çoktan hissedilmiş bir sabah muştusu misali ikbal esintileri de yavaş yavaş hissediliyor.

İkbal şehbal açıp afakımızı sarmaya başladığı günden beri binbir hücumun hedef tahtası haline gelen bu kutlu yolcular; yılmazlık ve sabır ufkuna kendilerini zincirlemiş olduklarından asla bu yoldan geri dönmediler ve bundan böyle de dönmeyecekler.

Çünkü onlar ikbal esintilerini duymadan önce de belki tohum ekilme ve çekirdek dikilme vaktinde de aynı inanç ve iman ile bu ufkun kara sevdalıları olarak yola revan olmuşlardı.

Hiç kimseyi kırmadan ve incitmeden bu yolun rükünlerini harfiyen yerine getirerek hedefe varmak ve yaralı beşeriyete hazık hekim hüviyetiyle bir mecal, bir reçete ve bir merhem sunmak yolundan asla ayrılmamışlardı.

Kasırgalar ikbal yolcularına tesir edemez. Karanlıklar ve tufanlar onları asla yıldıramaz. Yüreklerindeki şevk ve aşk ateşi gönül Tuva’larında bir yol gösterici, kalp Hira’sındaki ilk ses fetih ve zafer için bir pusula olarak onları aydınlığa ve gerçek varlığa çeker.

Kumsallar onlara zevk ve sefadan ziyade öte sahillere varmanın tarassut yerleri olma hesabıyla önemlidir. Kıyılar okyanustan haberler getirdiği için ve martılarıyla, dalgalarıyla sonsuzluk şarkısını mırıldandığı için güzeldir, hoştur.

Onların nezdinde dikenli tarlalar yolcuların el ve ayaklarından akıttığı kan ile bir şafak vaktinin hatırlattığından çirkin değildir. Çile ve ızdıraplar ikbal yolcularına çekilen acıların hepsini yazan Hak olduğu için güzeldir, anlamlıdır.

Hiçbir ızdırap ve azap lüzumsuz ve tesadüfi değildir. Bu sebepten ikbal vaktine uyanan gönüller asla çevrelerine sitemde bulunmazlar. Çektikleri acıların hikâyesini çeşitli meclislerde anlatma pespayeliğine düşmezler. Onlar acıları içlerine gömer ve ruhlarında filizlendirir.

İkbal yolunun bir karasevdalılar yolu olduğunu bilen bu yiğitlerden yiğitler, bu yoldan dönmeyi en büyük delilik ve en büyük ihanet olarak idrak etme erdemini de elde etmişlerdir.

Tesadüfen bu yola itilmiş olsalar da ikbalin bütün insanlığa bir cennet iklimi sunmak adına olduğunu kavradıkları andan itibaren diğergâmlık ateşiyle yanıp tutuşmuşlar ve ‘yandım, oldum, piştim’ sözünde olduğu gibi beşeriyeti kurtuluş sahillerine ulaştırmak için fazilet fırınında pişmeyi her türlü çile ve ızdıraba katlanmak adına kabullenmişlerdir.

Gelecek nesiller bugünün bu çilekeş yolcularını başlarına taç yaptıkları gün, siz ey tenperestliler, siz de utançtan yere bile bakmaya cesaret edemeyecek, yoklukta kaybolup gitmeyi tercih edeceksiniz.

Haydi seçim sizin. Ya dünyevi bir gayeleri olmayan ve sırf lillah için bu yola revan olmuş yolcularına yoldaşlık yapın ya da onlara engel olun…

Aklı selimler saadet illerine gidişte kol kola bu yolculara refik edip, huzur gemisinin bir an önce zaman okyanusunda yüzdürülmesi uğrunda, boğulan insanlığın yardımına koşmak için vakit fevt etmeden gayrete delip kendisine düşen insanlık vazifesini yerine getirin… Bunda ise ebedi kar… İstediğinizi seçin… Zira ikbal vakti aynı zaman da seçim vaktidir…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here