İktidarın bu istikrarı ile dolar 10 lira da olur 15 lira da..

0

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, düzenlediği haftalık basın toplantısında gündemi değerlendirdi. Bugün Peygamber Efendimiz’in dünyayı teşriflerinin yıl dönümü olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Bunun için; bu gece, İslam aleminde büyük bir sevinçle idrak ediliyor. Bize verilen mesaj tefekkür ediliyor, hayatın ne manaya geldiğini düşünüyoruz. Bundan dolayı; bizim, tekrar tekrar Peygamber Efendimiz’in bize ulaştırdığı mesajı idrak etmeye, düşünmeye ihtiyacımız var. Ama ne yazık ki; böyle bir gecenin ikliminde, İslam’a yönelik saldırılar artarak devam ediyor. Bugün insanlığın sorunlarını, ancak Müslümanlar çözebili! Çünkü İslam; barış dinidir, huzur dinidir.

İşte bu noktada, gündemimiz; Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un, Peygamber Efendimiz’e yönelik ahlak dışı karikatürleri yayınlamasıdır. Macron, bunu niye yapıyor? Çünkü; düşüncelerini kin ve nefret üzerine inşa etmişler! Öncelikle, bu ırkçı ve ‘İslamofobi’ye dayanan girişimi şiddetle kınıyorum!

Ama bu saldırıları yapanlar bilmeli ki; insanlar, yalana artık prim vermiyor, insanlar bunun farkında. Macron, bu tavrı ile Fransa iç siyasetinde şovenizm üzerinden mevzi elde etmeye çalışıyor; fakat bu tavır kendisine de, Fransa’da zarar veriyor. Tarihin çöplüğüne atılmaya mahkumdur!

200 yıl evvel İşgalci Napolyon, Mısır’a çıktığında; Mısır’ın halkı Müslüman’dır. İnançlarına ve âdetlerine hürmet edin diyebilmiştir. Lakin bugün, 2020 yılında Macron, bu pervasız tavrı ile Müslümanlar’ın mukaddesine en ağır hakaretleri yapmaktan geri durmamaktadır. Bu noktada; Berlin’de, Milli Görüş Camii’ne yapılan saldırıyı da şiddetle kınıyorum. Fakat göreceksiniz; Almanya’da da, Fransa’da da, İngiltere’de de İslam, hızla yayılıyor ve yayılmaya devam edecek.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

Yarın Cumhuriyetimizin kuruluşunun 97. yıl dönümünü hep birlikte idrak edeceğiz. Cumhuriyetimiz, bir asırlık serüvenine yaklaşmak üzere; bu mutluluğu hep birlikte yaşıyoruz. Cumhuriyet demek; halkın iradesi ve istişare ile işleri yürütmek demektir.

Öyle ki; bizim Gazi Meclisimiz ilk açıldığı zaman duvarında; ‘onlar, işlerini istişare ile yaparlar’ ayet-i kerimesi yazıyordu. Bu demek oluyor ki; Cumhuriyet’in temelleri, farklı fikir ve düşüncelerin bir araya gelerek, konuşma ve istişare etme üzerine kurulmuştur. Bu ruh, bizim geçmişte de bugün de yaşadığımız birçok sıkıntının çözümüdür.

İnanıyorum ki; bu anlayış ile ülkemiz geleceğe emin adımlarla gidecektir. Bu sebeple de; Cumhuriyet’in ortaya koyduğu manayı hep birlikte anlamak mecburiyetindeyiz. Çünkü; Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi, bu ülkenin evlatları, kol kola, omuz omuza mücadele verdi.

Cumhuriyet’i kardeşlik ruhu üzerine inşa etti. Ülke olarak bugün de, birlik ve beraberliğe çok fazla ihtiyaç duyduğumuz bir süreçten geçiyoruz. Bugün küresel emperyalizmin amacı; kin ve nefret tohumları ekerek, bu kardeşlik ruhunu bozmak ve bizi birbirimize düşürmektir. Millet olarak, bu sinsi ve hain plana karşı uyanık olmak zorundayız. Buna karşı verilecek en güzel cevap, ‘inadına kardeşlik’, ‘inadına birlik ve beraberlik’ olacaktır! Bu duygu ve düşüncelerle; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal olmak üzere, Cumhuriyet’e giden süreçte emeği geçen herkesi minnet ve saygı ile anıyorum.

Ekmek bulamıyorsanız keyif çayı için

Geçen Pazartesi akşamı, İskenderun ve Payas’ta düzenlenen terör saldırılarını şiddetle lanetliyorum. Terörün her türlüsünün karşısında olduğumuzu bir kere daha vurgulamak istiyorum. Bu hain saldırılarda herhangi bir can kaybı olmaması en büyük tesellimiz olmuştur. Bu saldırılar sebebiyle, Hatay halkına geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Teröristlerin etkisiz hale getirilmesinde emeği geçen güvenlik güçlerimizi tebrik ediyorum. Kan ve vahşetten beslenenler bilmeli ki; terör, bu topraklarda amacına asla ulaşamayacak!

Şu an bizim en önemli meselemiz, ekonomi olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomide, iktidarın çelişkili tavrı bizi endişelendiriyor. Misal; ‘evime ekmek götüremiyorum’ diyen vatandaşa, Sayın Erdoğan; ‘ekmek bulamıyorsanız; keyif çayı için!’ diyebiliyor. Bu noktada Sayın Erdoğan, çok tenkit edildi; ama kanaatimizce Erdoğan, tavrını çok yumuşatmış. Eskiden; ‘ananı da al git’ diyordu, şimdi ‘abartıyorsun’ diyor! Yani problemin olduğunu görüyor; o yüzden keyif çayı ikram ediyor!

Bir noktaya dikkat çekmek istiyorum; Türkiye’de gözünüzü bir açıyorsunuz, 1940’ların tek parti idaresi ile karşılaşıyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz; 1990’ların atmosferi bir anda canlanıp, hayat buluyor. Şimdi bugünlerde ise 1790’ların Fransa’sını yaşıyoruz! ‘Ekmek bulamıyorsanız; pasta yiyin’ döneminden, ‘ekmek bulamıyorsanız; keyif çayı için’ dönemine geçiyoruz! Tarihte yaşanmış ne kadar kötü örnek, iktidar ve dönem varsa; AK Parti, hepsini bünyesinde toplamayı başarıyor.

Döviz fiyatları

Her ne kadar bizim Ekonomi Bakanımız; ‘ben, dövize bakmıyorum’ diyebiliyorsa da, gerçekler karşımızda durmaktadır. Bakınız; bu hafta Dolar 8.28 lirayı aştı, Euro 9.74 seviyesini gördü. Her bir kuruşluk artış, bizi daha da fakirleştiriyor, daha da yoksullaştırıyor. Peki dövizin serüvenine baktığımızda karşımıza ne çıkıyor?

Erdoğan, 2014’te Cumhurbaşkanı seçildiğinde; Dolar 2.1 TL,

2017 Anayasa Referandumu’nda; Dolar 3.6 TL,

2018’de, Erdoğan; “bana yetki verin” dediğinde; Dolar 4.7 TL,

Ve gelinen noktada; Dolar 8.30 TL oldu.

İktidar, ekonomide bu istikrar ile giderse; dolar 10 lira da olur, 15 lira da!

Türkiye, AK Parti’den büyüktür

Bildiğiniz üzere; Sayın Erdoğan; Türkiye’nin kaderiyle, AK Parti’nin ve Cumhur İttifakı’nın kaderi bütünleşmiş minvalinde talihsiz bir açıklama yaptı. Zat-ı âlileri bilmeli ki; Türkiye’nin kaderi, kimse ile bütünleşmeyecek kadar büyük ve derin bir mana içermektedir.

Bugün Türkiye, AK Parti’den de, Cumhur İttifakı’ndan da büyüktür! Bu, çok tehlikeli bir yaklaşım; bu, milleti tehdit etmek manasına geliyor. Allah’ın izni ile nice siyasi partiler ve iktidarlar gelip geçecektir; ama bu coğrafyada aziz milletimiz payidar kalmaya devam edecektir! Bu sebeple; hiç kimse çölde serap görmemeli, kendi kaderi ile ülkenin kaderini eşleştirmemelidir. Bu zihniyette olanlar, çok yakın bir zamanda nasıl yanıldıklarını net bir şekilde göreceklerdir!

Bize her gün milletimizden telefonlar gelmekte, dertlerini anlatmaktalar. Pazarcı esnafımızın derdi ayrı, kırtasiyecinin derdi ayrı, çiftçimizin derdi ayrı! Her biri için ayrı ayrı basın toplantısı düzenlesek, yeridir; çünkü insanımızın derdi dağlar kadar büyüdü.

İşte bize ulaşan mobilya üreticileri; ‘perişanız’ diyorlar. Piyasada mobilya malzemelerine zam üstüne zam geliyor. Mobilya ve koltuk üreticileri çok zor zamanlar geçirmekteler. Dolardaki her bir kuruşluk, artık mobilya üreticilerimizi sıkıntıya sokmakta, piyasada malzeme bulamamaktalar. Bu sese kulak verilmeli, milletin derdi ile hemhâl olunmalıdır.”

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here