İmamoğlu Olmak…

2

X ülkesindeki Y şehrinin belediye başkanı olduğunuzu düşünün. Ancak X ülkesinde, Y şehrinin belediye başkanı olduğunuzda X ülkesinde A partisinin çoğunlukla başta olduğunu da ekleyin bu hayalinize. Bir de dişlerini – pençelerini bileyen bir kitle var karşınızda…

Ne zor bir hayal değil mi?

Bir de o X ülkesinde çoğunluğu elinde tutan A partisi ve onun taraftarlarınca hedef tahtasında uyandığınızı farz edin her güne… Geceden “Acaba yarın başıma ne tür işler açılacak?” düşüncesiyle yattığınız yatağınızdan…

Ne zor bir gece değil mi?

Sonra, birdenbire “Yahu ben doğru olduktan sonra tepeme örülen her yanlış çorabı deler geçerim” dediğinizi… “Nasıl bir iş açılabilir ki?” diye kendinize güvendiğinizi… Ve tüm gün boyunca hatta günler boyunca küçücük bir hata bile yapmamak -ki insansınız mutlaka olacaktır hatanız-, ufacık bir sıkıntıya yer vermemek için her adımınızı bir kaç kere düşünüp attığınızı aklınızda tutun tüm o günler boyunca…

Ne zor günler değil mi?

Y şehrindeki belediye başkanlığına oturduğunuz andan itibaren uğraşacağınız binlerce sorun, problem, arıza listesini düşünün bir de… Üstelik sizden önce 20 yıl boyunca o koltukta oturmuş A partisinin başkanının siz geleceksiniz diye öyle ya da böyle bir şekilde enkazlarının üstüne küreklerle kül ve toz attığını farz edin. Temizlemek size düşüyor… Belki yıllarınızı alacak bir temizlik bu…

Ne zor bir temizlik değil mi?

X ülkesinde onlarca yıldır “tek parti” hegemonyası altında ezilmiş %50’nin sizden beklentilerine bakın bir de… Y şehrinin vatandaşları olmasalar bile… “Bir umutsunuz…” , “Bir hayal…” ve “Her şey çok güzel olacak” diyerek çıkmışsınız yola… Ve milyonlarca insan her sabah penceresini açıp “her şeyin çok güzel olup olmadığına” bakıyor. Yapmak zorundasınız! Sözünüz var! Hayaller sundunuz, şimdi gerçekleştirme sırası… Üstelik tepenizde Azrail’in kılıcı gibi duran A partisine rağmen…

Ne zor hayaller değil mi? Gerçekleştirmek, vallahi ondan daha da zor…

Parça parça edilmiş, Kanarya Sevenler Vakfından, Ballışehir Spor Kulübüne kadar oluk gibi paralar gitmiş bir belediyeyi almışsınız. Binlerce makam arabası… İsraf, israf olmaktan çıkmış ve ona verebilecek bir isim bulamıyorsunuz kendi dilinizde… Bir yerden başlamak lazım ama… Sızlanarak “Ya ben hiç böyle düşünmemiştim” diyemezsiniz! Sözünüz var bu millete! Tutacaksınız. Y şehrinin insanları için bir sürü kolaylık saydınız. Kaçarınız yok. Ya yapacaksınız ya da “bir zamanlar bir belediye başkan adayı vardı… Geldiğinde hepimiz uçtuk – sevindik – naralar attık… Ama sonra adam fos çıktı…” diye tarihin tozlu sayfalarında yerinizi alacaksınız… Tutmalısınız bu sözü… Her şeyden önce “söz” borcunuz var!

Ne zor sözler değil mi?

1990’larda iktidar partisi bir sonraki yerel seçimlerde darma duman olduktan sonra “Milletimizden mesajı aldık” deyip de, o iktidar partisinin başkanı aleni tehdit etmişti. “Bizden olmayan belediyelere para yok!” diye. Ve rezil oldu o belediyeler… O yerel seçimlerde oylarını ikiye katlayan muhalefet partisi bir sonraki seçimlerde barajı zor geçti… Sebep basitti… İktidar partisi kendisinden olmayan belediyelere para vermedi. O belediye seçimini kazanan parti başkanları ne hizmet sunabildi, ne iş, ne aş, ne de ekmek… Suçlu onlar oldu ve onların “zihniyetleri”. “C partisi zamanında buralar çöplükten geçilmezdi. Su akmazdı su!!!” diye bugün bile seçim propagandası yapıldı o dönemlerde oynanan bu kirli oyun sonucu… Ama kimse “Yahu neden böyle oldu?” demedi.

1990’lardan 2020’lere değişen aradaki rakamlar dışında ne ki? Bunu biliyorsunuz ve bunu bilerek Y şehrinin başına geçip oturmuşsunuz. İktidar partisi sizden değil… Ve aynı kaos tekrar edip aynı travma tekrar yaşanabilir… Önlemleriniz olmalı… Planlarınız olmalı, projeleriniz… İhtiyaçları oluşturmak, harcama listelerini belirlemek ve nereden nasıl tasarruf edeceğinizi hesaplamak sizin işiniz…

Oysa size para verilmezken, verilmeyecekken bunları yapmak ne zor işler değil mi?

Projelerinizden bir ya da bir kaçı başarısız oldu mu halk dinlemez, “Bana ne kardeşim?” der geçer. Bilmezler. Bilmek isterler mi, orası ayrı ama A partisinin hemen hemen tüm medya organları elindeyken halkı aydınlatmak daha da zor sizin için. Y şehrinde yangın musluğu patlasa “Bakın beceremedi” diyecek hemen hemen tüm TV kanalları ve gazeteler… Boy boy resimleriniz çıkacak, düşünceli ve karamsar pozlarınızla yakalanmış halde… Kendinizi anlatmakla mı uğraşacaksınız, yoksa o patlamış yangın musluğunu tamir etmekle mi? Halk bilmez. Düşünmez. İrdelemez. “Neden, nasıl, ne oldu?” demez. O karşımızda duran ve oradan çıkan her sözü doğru kabul ettiği TV denilen üçüncü sınıf zekâlara hitap eden siyah kutunun etkisindeyken “bilinçli halk”ı bulmak çok ama çok zor olacak sizin için…

Ne zor bir çıkmaz değil mi?

“16 milyonu kucaklayacağım” dediniz. Ama size sarılmak istemeyen çok olacaktır. Sarıldığında, kalleşçe,  belinden kamasını çıkarıp sırtınıza saplamak isteyenler bile olacaktır. Öyle ya ne “Pontusluğunuz” kaldı ne de “Makaryos heykeli dikmişliğiniz” Ama korkunuz yok! Korkmadan emin adımlarla yürüyorsunuz kalabalıklar arasında… Hepsini kucaklamak için varıyorsunuz ayaklarına… Ayrım yapmadan… “Sevgi” diyorsunuz, “Barış” diyorsunuz hatta zaman zaman “Aşk” diyorsunuz… Ama yıllardır bu terimlerden bihaber olan “kinine sahip” insanlara bunları tekrar baştan, en başından anlatmaya kalkıyorsunuz. Kalkmışsınız.

Ne zor bir öğretmenlik değil mi?

Fareler tarafından panayır yerine çevrilmiş bir kalıp beyaz peynir gibi aldığınız belediye, bilinçsiz insanlar, eğitimsiz insanlar, kindar insanlar, para gelmeyen ve gelmeyeceğini bildiğiniz bir A partisi yönetimi, açığınızı arayan – kollayan bir medya, her güne başka bir iftira ile uyandığınız sabah, “umutlu” ve “ışıl ışıl” gözlerle sizleri bekleyen dışlanmış – ötekileştirilmiş bir %50 ve daha yüzlerce ilkel ve ihanet dolu sorun… Ve siz tek başınasınız… “Siz hepiniz ben tek!” diyorsunuz! Doğrusunuz! Doğru olduğunuzdan eminsiniz! Biz de öyleyiz… Arkanızdayız da! Ama inanın bana işiniz çok zor… Çok hem de…

Şimdi diyeceğime hak vereceksiniz;

Ne zor şeymiş İmamoğlu olmak değil mi?

2 YORUMLAR

  1. “Ne zor şeymiş İmamoğlu olmak değil mi?”
    Evet hemde çok zor şeymiş
    Aslında en az İmamoğlu kadar. Insan olmakta zormuş.
    Buna son 8 yildir şahidiz.
    Güldüren ve düşundüren bir yazı, elinize sağlık.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here