‘İnanıyorsanız üstünsünüz’ dediler. Peki öyleyse…

6

Yazılar toplumun aynasıdır diyor düşünürler ve yazarlar.

Yazılarımda ben de toplumun aynası oluyorum. Danışanlarımın aktardıklarını isim vermeden yazıyorum. Bunun sebebi de zorluk içinde olduklarını gördüğüm için.

Hristiyanlığın yaşadığı zorlukları şimdi de Müslüman kadınlar yaşıyorlar.

Onların diliyim ben.

Kitaplardaki uzun yazıları buraya taşımıyorum.

Toplumun içinde yaşayan kadınların ve erkeklerin söyleyemedikleri bunlar.

Yorumlarla destek oluyorsunuz, teşekkür ederim. Ama sizin destekleriniz sadece harflerle şekillenen yazılar. Sizlerin hayatını bilmiyorum. Çok güzel akıl verip yorum yazabilirsiniz ama ya hayatınız?

İnanmak üstün olmakmış.

İnananlar üstünmüş.

Peki inanmayanlar?

İnananlar üstte ve üstünse, inanmayanlar altta ve altın mı acaba.

Yok, kelime oyunu yapmadım.

İnanmamak aşağılanan bir durum mu diye düşünüyorum.

İnanmayıp inanmadığını söyleyenler var. Ama bir de inanmayıp, inanmadığını söyleyemeyenler var.

Türkler de ve Araplar da çok var diyebilirim.

Bu durum onların insanlığına zarar mı veriyor.

Bu konuyu tartışırken bir arkadaşım şunu söyledi: Kuran’da Yahudiler’in üstünlüğü de vardır ve Müslümanlar bunu hiç sevmezler, kullanmazlar’.

Öyle mi gerçekten.

Kutsal cümlelerde geçen ‘inanıyorsanız üstünsünüz’ doğru olarak kabul ediliyorsa; ‘Yahudiler üstün kılınmıştır’ da doğru olması gerekir, öyle değil mi?

Ama arkadaşım şunu da demişti: ‘İslamcılar, ayetleri istedikleri gibi yorumlayabilirler, dikkat et’.

Bunu söyleyen Türk değil ama Müslüman.

Üstün olmak için mi inanıyorlar?

İnanmaları gerektiği için mi?

İnandık diyenler sorgulamaya başladıklarında bocalıyorlar. Sadece düşünce olarak değil, aile ve toplum olarak. Çünkü eşleri de inanan insanlar ve inanma baskısı yapıyorlar.

İnanmıyorum değince, ailesi de yok olacak. Çocuklarını da göremeyecek.

Bu yüzden inandım demeye devam ediyor. Kendini kandırıyor ve de toplumu.

Sadece psikolojik açıdan bakıyorum.

İnanma üstün olmak ve insanı iyi eden bir durumsa, neden inandım diyenler psikolojik sorunlar yaşıyorlar diye düşünüyorum.

Tanrı açısından bakarsak, onun inanılmaya ihtiyacı mı var acaba. Olmaması gerekiyor. O halde inanma insan için geçerli bir duygu. İnsanın kendini daha iyi hissetmesi için.

Yanlış anlamayın inanmaya karşı değilim. Ama sanki yolunda gitmeyen birşeyler var gibi.

Ben çok inançlı biri değilim ama çevremde ve ailemde inançlı insanlar var ve saygı duyuyorum.

İnanma ve tutarlı davranışlar olunca saygılıyım ama tutarsız davranışlar olunca insanların zarar gördüğünü gözlemliyorum.

O zaman da danışanlarıma soruyorum:

Neden inanıyorsun o halde?

Hoşçakalın

6 YORUMLAR

  1. Sorun, yine dolaşıp geliyor özgürce yaşamamaya.. istemediğimiz, dayatılan hayatları yaşıyoruz.. bizler de bahsettiğiniz mahalle baskıları nedeniyle -mış gibi yapıyoruz Kerstin hanım.. Hipocrsy- iki yüzlü bir yaşam hiç de kolay değildir ve insanı mutsuz, huzursuz eder.. gözlerdeki yaşam enerjisini alır götürür.. saygıyla

  2. belki size danışanlarınız söylememiştir, şu aralar bizdeki tartışma din yaşanan mı dır yoksa kutsal kitap ve o’nun anlaşılması amacıyla yazılan kitaplarda olan mı?

    bir de hayatin getirdiği yeni durumlar var, henüz kitaplara kaydetme zamanı bulamayan. bu sanorım sorunun birinci kısmıyla ilgili.

  3. A be Kerstin hanım! Bazen konuları birbirine karıştırıyorsunuz gibi geliyor. Hatta mantıksız tatsız-tuzsuz çorba gibi önümüze koyuyorsunuz denebilir! İç içebilirsen! Hep müslümanlara takmış gibi bir haliniz de var üstelik, danış(m)anların mı ayartıyor nedir?!

    “Kutsal cümlelerde geçen ‘inanıyorsanız üstünsünüz’ doğru olarak kabul ediliyorsa; ‘Yahudiler üstün kılınmıştır’ da doğru olması gerekir, öyle değil mi?” diyorsunuz. –Doğru! Yahudilerin siyonistleri sevmeyen türleri göreceli olarak onlardan üstündür!

    “Kuran’da Yahudiler’in üstünlüğü de vardır ve Müslümanlar bunu hiç sevmezler, kullanmazlar” demişsin. Yahu, Alman hristiyanları çok mu seviyordu Yahudileri? Yahudilerin üstünlüğü İncilde ve Tevrat (Talmud vs) da yok mu sanki? Ama, siz Kuran ile yetiniyorsunuz! Kuran’daki mesaj sanırım şudur: Üstün olmak yetmez, Allah (Al İlah = The God = The One and Only God) ile fazla yılışıklık seviyesinde O’ndan herşeyi isteyen, test edildiğini unutan hatta O’nu test etmeğe kalkan ve bu şekilde aşırıya giden, sanki “fasulye gibi nimet”tenmiş gibi, “kibir” ile diğer insanları kendinden düşük seviyede görenleri kim olursa olsun; Alman olsun veya Yahudi olsun, Allah sevmez. Kuran’da bu da yazar, peki haberiniz var mı? Dolayısıyla Allah’ın sevmediği, lanet ettiği ibret olsun diye işaret ettiği Yahudileri bir zamanlar üstün kılmış olsa da o yüzden sevmez (Allah’ın sevmediğini müslümalar da sevmez, nokta!). Biz müslümanlar Yahudi olan Musa’yı Davud’u, İsa’yı hem Yahudilerden ve hem de Hristiyanlardan çok severiz, saygı duyarız. Çünkü, onlara Allah’ın seçkin kulları olarak, rehber olarak inanırız. Müslümanlardan onlara hiç hakaret edildiğini gördünüz mü, hiç bir zaman? Ama, Batı aleminde Muhammed’e inanmak şöyle dursun hakaret eden edene. Yahudiler ve etkilerine alıp kandırdıkları Hristiyanlar üstünseler üstünlüklerini kullansınlar, adalet ile davransınlar isteseler bugün Ortadoğuya huzur gelir, kardeşlik gelir. Ortadoğuya huzur gelmesi demek Dünya’ya huzur gelmesi demektir. İnanmayanların sözde üstünlüğü ile dünya bu berbat durumda! Gördüğünüz gibi size mantıklı, lezzetli bir çorba yapmış oldum. Afiyet olsun!

  4. İslama inananların çoğunluğu Hz. Muhammed’in inandığı ve içselleştirdiği tarzda inançlarını hayatlarına tatbik etmiyorlar, hatta edemiyorlar. Çünkü hayatını tek eksenli olarak algılıyoruz. Ahiret ve hesabı dilde olmasada yaşayışda yok sayıyoruz. Kolayca insanlarla ilişkimizde hoyratça yaralayıcı hatta yok edici oluyoruz. En küçük eleştiride kutsalların arkasına sığınıp, karşı tarafın inancını sorguluyoruz. Kendimizi üstüne, onu aşağı görüyoruz. Ne yazık ki! Kutsallarımızı yer ile yeksan ediyoruz.
    Selam ve dua ile hoşçakalın.

  5. Sayın Kerstin Mutlu; “Ben çok inançlı biri değilim” dediniz. Ancak inanç konulu bir yazı yazdınız!

    Yazınızın başlığı Kur’an da, Âli Îmran 139. Ayetinin manasını ve mealini içermektedir.
    Bu ayetin gerçek manası ve tefsiri dikkate alınmadan yazıldığı anlaşılmaktadır.

    Çok inançlı biri olmadığınızdan dolayı olsa gerektir, bilgi eksikliği ve düşünceler net olmayıp karışık olduğu görülmektedir.

    Okurlarımız için, Bu ayetin tefsiri ve gerçek manası hakkında, gelecekte bir yazı yazarak konuyu netleştirmek ve yanlış algıları düzelmek bize düşer. Selamlar.

  6. Kerstin Hanım, bana öyle geliyor ki siz tüm dinleri aynı kefeye koyarak hepsine aynı gözle bakıyorsunuz. Danışanlarınızdan aldığınız bilgiler de çok yüzeysel, dolaysıyle bunlardan doğru bir çıkarım yapmanız mümkün olmaz. Kabuğu kırıp öze inmek gerekir. İslam dini kendisinden önce gelen ilahi dinlerin hepsini kabul etmiştir. Hz. Ademi, Nuh u, İbrahim i, Musa yı, İsa yı ve en son gelen Hz. Muhammed i tasdik eder. Allah ın sıfatları, varlığı, birliği Ona iman edilmesi İslamiyetin birinci meselesidir. Tüm peygamberler Allah ı tanıtmak için gönderilmişlerdir. Bir papaz bana Hristiyanlığın merkezinde Hz. İsa nın olduğunu söylemişti.Bugün Hristiyan aleminde Tanrı, Tanrıça kelimeleri istisnaları olmakla beraber, nerede ise bir kabile reisi ile aynı anlamda kullanılmaktadır. İslamiyette Allah lafzı özel isimdir, çoğulu yoktur.O yüzden ben kendi inancıma göre Allah diyorum. Allah ın inanılmaya ihtiyacı yoktur, ama insanların kendinden üstün bir varlığa inanmaya, bağlanmaya ihtiyaçları vardır. Ay çiçeği güneşi takip ederek, kendisi aydınlanır, olgunlaşır. Şayet güneşe sırtını dönse güneşe zarar veremez. Mülk tamamen Onundur, biz de Onun mülküyüz. Gerçekte bizim sahip olduğumuz hiç bir şey yoktur. “Benim” dediğimiz elimizi, kolumuzu, kaşımızı, gözümüzü, midemizi, sinir sistemimizi annemiz, babamız yapmadı. Eğer suya akışkanlık özelliği verilmeseydi elektrik üretemezdik. Buluş ve icatlarda da insanın payı yok denecek kadar azdır.
    Zafer ve üstün gelme hep insanlar arasında döndürüp dolaştırılmıştır. Tarihe baktığımızda bir zaman çinliler, bir zaman mısırlılar ve daha bir çok milletler medeniyet kurmuşlar ve önden gitmişlerdir. Aristo yu, Eflatun u Batı alemine müslümanlar tanıtmışlardır. İman isteğe bağlıdır, dileyen inanır, dileyen inkar eder. Eğer iman zorlama ve cebir ile olsaydı sevap ve cezanın bir anlamı kalmaz, imtihan sırrı kaybolurdu.Zorlama neticesi içi başka dışı başka, iki yüzlü insanlar ortaya çıkardı. Oysa din samimiyettir. Bugün piyasada iki yüzlü insanlar vardır, ancak din bunu tasvip etmemektedir. Bana göre Allah a iman etmek, Ona bağlanmak, Onun himayesine girmek hayatın gayesidir. İnsan Allah ın sonsuz ikram ve nimetleri ile yaşadığını düşünerek, mahviyet ve tevazu içerisinde, Ona karşı şükür ve hamd görevini yerine getirmelidir. İnsan aciz bir varlıktır, istemediği halde yaşlanıyor ve ölüyor. Dünya devamlı dolup boşalıyor. Mutlak iman mutlak küfre karşı muhakkak galiptir. Biz insanların kendilerine göre izafi doğruları vardır, bunlarla oyalanıp dururuz. Ama mutlak doğru Allah katındadır. Bunu şimdi göremeyenler gidince göreceklerdir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here