İnfaz ile insaf arasına sıkışmış bir toplum

0

Dünya koronavirüs ile yatıp kalkıyor. Bu yazıyı kaleme alırken yeni tip koronavirüs (Kovid-19) bulaşan kişi sayısı 1 milyonu geçmişti. Hayatını kaybedenlerin sayısı 55 bine yaklaştı, iyileşenlerin sayısı ise 219 bine ulaştı.

Bu veriler her dakika değişiyor. İnsanlar evlerine hapsolmuş, lanetli virüsten korunmaya çalışıyor. İş yerleri kapalı, sosyal hayat durma noktasına gelmiş.

İnsanoğlu çaresizliğin zirvesinde yaşıyor.

Daha düne kadar yeryüzünde çalım satarak yürüyen insan, ne kadar aciz olduğunu tüm hücrelerine kadar hissediyor. Gözle görünmeyen bir virüsle dahi baş edemiyor.

Kur’an-ı Kerim İsra Suresi 37. Ayette şöyle buyruluyor:

“Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.”

Ayet, insanın durumunu ne kadar güzel özetliyor.

Yâsîn Suresi 77. Ayette ise şöyle deniyor:

Reklam

“İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de şimdi apaçık bir hasım kesildi?”

Virüsle ilgili yapılan yorumlar, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı yönünde. Dünya değişim içerisinde. 

Virüsten önce, virüsten sonra.

Bencillikte Everest Dağı’nı aşan insan, şimdi dayanışmanın yollarını arıyor. İnsanın virüsten kendisini koruması yetmiyor, başkalarını da kollayıp gözetmesi gerekiyor.

Dünya, köpek gibi koşarak, tavşan gibi zıplayarak yaşanacak bir yer değildir. Kaplumbağa misali ağır adımlarla, düşünerek, tefekkür ederek, sindirerek, anın hakkını vererek yaşamak gerekiyor.

Aklımızı başımıza alma zamanı geldi de geçiyor. Görmediklerimizi veya görmezden geldiklerimizi görme, duymadıklarımızı işitme, yardım etmediklerimize yardım etme, el uzatmadıklarımıza el uzatma zamanı.

Bu fırsatı çok iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Birlik beraberlik içerisinde, toplumsal dayanışma adına cezaevlerindeki feryadı duyma zamanı da geldi.

İnfaz ile insaf arasına sıkışmış bir toplumu kurtarmak için son fırsat olabilir.

Reklam

AK Parti ile MHP, infaz yasasıyla ilgili bir düzenleme hazırladı ve Meclise sevk etti. Fakat tasarı, toplumdan yükselen feryadı karşılayacak nitelikte değil. Anayasanın temel ilkelerine aykırı olan bu düzenlemenin yeniden ele alınması ve taleplerin karşılanması gerekiyor. 

11. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül, tasarının nasıl olması gerektiğini gayet güzel özetlemiş: 

“Şu günlerde İnfaz Yasası’nda yapılması planlanan düzenlemenin nefret, şiddet ve terör içermeyen düşünce suçlarını ve basın çalışanlarını da kapsaması; içinden geçmekte olduğumuz zor zamanlarda toplumun eşitlik ve adalet duygularına hitap edeceği gibi ciddi bir ümit ve rahatlama sağlayacağı, birlik ve bütünlüğümüzü güçlendireceği, ülkemizin uluslararası imajına da olumlu katkılarda bulunacağını düşünüyorum. Mevcut virüs tehdidinin en az acı ve zararla atlatılabilmesi bakımından düzenlemenin yalnız hükümlüleri değil tutukluları da kapsaması gerektiği açıktır. Bu düzenlemeyi bir fırsat olarak görüyor, iktidar ve muhalefet tüm partilerin bu konuda yakın bir işbirliği ile çalışacaklarını ümit ediyorum.” 

Ülkemizdeki terör tanımı, o kadar esnek ki, canımızı sıkan herkesin başına, lastik misali çekip uzatıp geçirebiliyoruz. Düşüncesini açıklayanları ya da iktidarı eleştirenleri çok rahatlıkla terör kapsamına sokabiliyoruz.

Çizgilerimiz çok net olmadığı için cezaevlerinde kapasite 300 bin civarında. İnsan sağlığı her şeyin üzerindedir. Cezaevlerindeki insanların sağlığı da devlete emanettir. Virüs denen bu beladan onları kurtarmanın yolu da eşitlik ve adalet ilkesine dayalı bir düzenlemeden geçiyor.

Cezaevlerinde yakınları bulunanlar, seslerini sosyal medya üzerinden duyurmaya çalışıyor. Bu çağrılara, iktidar partisinin kulaklarını kapatarak bir yere varması mümkün değildir. 

İnfaz düzenlemesi ilk önce Meclis Adalet Komisyonunda görüşülecek. Özellikle muhalefet partilerinin birlik olup tasarıyı, toplumun beklentilerine göre yeniden dizayn etmeleri şarttır. Tasarının bu haliyle çıkması, tam anlamıyla toplumsal bir yıkıma yol açacaktır. 

Gelecekte bugünleri hayal kırıklıklarıyla yâd etmemek için bugün çok iyi düşünmemiz gerekiyor. Öfkelerimizi, nefretlerimizi, intikam duygularımızı bir kenara bırakarak vicdani, insani, ahlaki bakarak olayları değerlendirmemiz gerekiyor. 

Toplumsal barış için ilk adımı milletin temsilcilerinin yer aldığı Meclisin atması gerekiyor. İnfaz etmeyelim insaf edelim.

Nahl Suresi 90. Ayet: Şüphesiz ki Allah, size adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara bakmayı emreder; hayasızlıktan, fenalıktan ve azgınlıktan nehyeder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir.

Hadis-i Şerif: Yönettikleri insanlara, ailelerine ve sorumlu oldukları kişilere karşı adaletli davrananlar, Allah katında, Rahman’ın yanında nurdan minberler üzerinde ağırlanacaklardır. (Nesai, Adabu’l-kudat, 1)  

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here