İnsan kimim diyorsa o dur

0

 İnsan kendisine münhasır bir şahsiyet olsa da, biz onu kendimize göre okuruz ve okumamız ne şekilde ise, kişiyi o okumaya göre konumlar, onu kendimizce bir kalıbın içine yerleştirir. Sonra kişi kendisi gibi davranır, ama kafamızdaki şekle uymadığı için onu değişmekle suçlarız. 

Bu konuda Shakespeare: “Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup, bunu AŞK sanıyorsunuz” diye aslında görülen şekle kendi hayalimiz olan kişiyi koyup onun şahsında hayalimizdeki kişiye âşık olduğumuzu söyler.  

Kuşkusuz bu seçtiğimiz kişiden o elektriği aldığımız için böylesi bir şeyi biz mümkün hale getiriyoruz, zira elektrik alınca kendimizde karşı tarafı buna ikna etme gücü buluyoruz.

Karşı kişi ise eğer daha yüksek bir beklentiye sahip değilse kendisini uğrunda mücadele etmeye değer görmemizi önemsiyor, çünkü insan hayatında böylesi karşılık beklemeyen fedakârlıklar her zaman görülmüyor. 

Peki, karşı kişi kandırılıyor mu? Aslında hem evet hem de hayır!

Nasıl mı?

Çok basit, eğer beklentiler karşılık buluyorsa bu evettir, bulmuyorsa hayırdır.

Ve doğrusu çoğunluk hayırdır, çünkü ortada farklı ruhların bir araya gelmesi, farklı beklentilere rağmen yekvücut olaya çalışmaları var.

Peki, iki müstakil şahsın birlikte yapması koşulu yok mudur?

Aslında vardır, yeter ki her kişinin müstakil birer şahsiyet olduğu kabul görsün.  

Bu mümkün mü?

Aslında mümkün ama biz genelde öyle yapmıyoruz, ısrarla iki farklı ruhu tek bedende diriltmeye çalışıyoruz.

Ben öyle düşünüyorum ama sanırım Goethe, benimle aynı şekilde düşünmüyor, ona göre, bir kişinin belirli bir karakter özelliğine sahip olmasını istiyorsak, ona sanki o özellik kendisinde varmış gibi davranırsak pek ala müspet sonuç alabilirmişiz. 

Zaten hep yaptığımız bu değil mi?

Biz o yüzden farklı netice alınca kişinin bizi yanılttığını söylüyor, sanki o kişi gerçekten o kişi değilmiş gibi onu değişmekle suçluyoruz. 

Kişiler değişemez mi?

Elbette değişebilirler, çünkü onlarda herkes gibi anı yaşıyorlar ve o an neyi gerektiriyorsa onlarda o ana göre davranmaya çalışıyorlar.

Kuşkusuz bizde bunu yapıyoruz, yani değişiyoruz, zira şartlar bizi de herkes gibi değişen o durumlara göre tutum almaya mecbur ediyor.   

Tabii buda ikinci bir hatamız, çünkü tüm değişmelere rağmen kendimizdeki değişiklikleri görmüyor, karşı kişileri bildiğimiz şekilde görmek istiyor ve öyle görmeyince onları değişmekle suçlayabiliyoruz. 

Peki, başkalarını öyle tanıyor gibi konumlarken kendimizi tanıyor muyuz?

Aslında hayır, kendimiz hakkındaki tüm bilgilerimizde birer sanıdır, biz başkalarında olduğu gibi kendimizi de bir kısım sanıdan hareketle konumlamaya çalışıyoruz ve doğrusunu isterseniz bu konumlamaların hiçbirinin bizim gerçek benliğimizle bir ilgisi yoktur, tümü toplumca yüceltilmiş bizimde anlam yıktığımız ve sahip olmamız durumunda kendimizi bulacağımızı umduğumuz bir kısım kişilik profilleridir.

Biz kendimiz içinde olduğumuzu umduğumuz biri gibi davranıyoruz ki, o biri belirli bir kişi olmadığı için durmadan kimlik değiştiriyoruz.

Ama Goethe’nin başkaları için söylediği şeyi biz kendimiz içinde yapıyoruz, yani aslında kendimizi de başkalarına olmayı umduğumuz şekilde göstermeye çalışıyoruz.   

Yani Shakespeare: “Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup, bunu AŞK sanıyorsunuz” sözünü buna uyarlarsak, biz kendimizi de bu şekilde kafamızdaki bir profile oturtmaya çalışıyoruz. 

Kuşkusuz bu kim olduğumuzun cevabı değildir ve biz gerçek kimliğimizi bilmediğimiz için durmadan kimlik değiştiriyor, her gün yeni bir kimlik veya maskeyle kendimiz ve veya başkalarıyla müşerref olmaya çalışıyoruz.

Shakespeare, bu konuda “İnsanları yorgun kılan hayat değil, taşıdığı maskelerdir” der.

Bu maskelerin bizi yorgun düşürdüğü doğrudur, ancak diğer bir şey var ki, tanımadığımız kendimizi böylesi bizde anlamı olan bir kısım maske sayesinde bir tanıma tabi tutuyor ve onunla toplumun onay verdiği bir normaliteye iştirak edebilir duruma geliyoruz.

Peki, insanı başkası bilmiyor, kendisindeki anlamlara haiz bir profile oturtmaya çalışıyor, kendisi bilmiyor, kendindeki anlama haiz bir profile oturtmaya çalışıyor, o zaman biz kimiz?

Aslında insan kimim diyorsa odur, bu neyim diyorsa o olduğu gibi.

İbrahim Yersiz 

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here