İnsan yaşamak istiyorsa doğayı kendisinden korumak zorundadır

0

Bildiğimiz bu hayatın temel formu belirli bir değişim esasına dayanmaktadır. Bu esasa uyum sağlayanlar hayatta kalırken, diğerleri tasfiye olmakta, silinip kaybolmaktadır.

Yaşam döngüsü, beslenme zinciri ve bildiğimiz manada ekosistemin tümü bu temel döngüye dayanmaktadır. Aradan bir taş alındığında bile gerisi dönüşmekte, o eksik taşa göre yeni bir forma göre yapılanma yoluna gitmektedir. Artık şansınıza, yeni formun içinde yeriniz varsa veya yeni forma uyum sağlayabilmişseniz o yeni formun içinde yaşamaya devam edeceksiniz.

Bu yeni form size eskisi gibi görünebilir, ancak kanmayın görünüş her zaman için aldatıcıdır, ötesi aklınızın size bir oyunu, gerçeğin gördüğünüzle bir ilgisi yoktur.

Bu değişim görece hızlıdır veya değildir, daha doğru bir ifadeyle herkes veya her tür için aynı değildir, çünkü her değişim kimi türün hayatını zorlaştırırken kimi türünde hayatını kolaylaştırmaktadır. Bunun adı adaptasyondur ve gerçekte bu bir yere kadardır, bunun sebebi türün yeni şartlara adaptasyonunu ne düzeyde sağladığına göredir. Seçme şartı sınırlı olan türlerin hayatı bu değişime kendilerinden ne katıklarına göre birtakım farklılıklar gösterir.

Seçme, kelimenin gerçek anlamıyla türün şartları kendi hayat formuna uyarlaması demektir ve bu, ne kadar uyarlayabiliyorsa o kadar konforlu yaşaması demektir. 

Bu seçme şartının başat aktörü insandır, çünkü şartları en fazla insan türü kendi arzusuna göre dönüştürme yoluna gitmektedir. Ve takdir edersiniz ki, besin zincirinde onu en tepe noktaya çıkaran da tam olarak bu özelliğidir; çünkü diğer türler mevcut olan şartlara uyum sağlamaya çalışırken o şartları dönüştürmekte, şartlara arzusuna göre bir konfor ilave etmektedir. Kuşkusuz diğer türlerin de şartlara bir müdahalesi söz konusudur, ancak bu özelde ihtişamlı bir müdahale olsa da sınırı belirlidir, hiçbiri doğal şartların dışında değildir. Yani basit anlamda olayı bu şekilde aldığımızda insanın doğaya müdahalesi doğal görünmemektedir. 

Peki, insanın doğaya müdahalesi gerçekten doğal değil midir?

Eğer bunu alt türler açısından alırsak kesinlikle doğal değildir. Ama insan da doğanın bir parçası ve tüm bu yeteneklerini kademeli doğayla savaşında edinmiş bulunmaktadır. Buna göre insanı doğa dışı ilan etmek adil bir hüküm değildir. Diğer yandan, diğer türlerin doğaya müdahalesi kendisini doğal sınırlar içinde gösterirken, insanın müdahalesi suni bir nitelik almış bulunmaktadır. Takdir edersiniz ki, sunileşme ne oranda ise doğal olmaktan çıkmakta o orandadır.

Olaya insanın kendi doğası açısından bakarsak pek bir sorun görünmüyor gibi, çünkü her tür gibi o da kendi doğasının gereğini yapmaktadır.  Ama olaya doğanın kendi mantığı üzerinden baktığımızda ortada ciddi bir sorun var, çünkü karşımızda doğaya doğal olmayan yollarla müdahale eden bir türle karşı karşıyayız; zira bu tür artık diğer türler gibi seçimler içinde herhangi bir seçeneği seçmeye çalışmıyor, kafasından geçirdiği her ne ise ne pahasına olura olsun onu gerçekleştirmeye çalışıyor. 

Doğa, tür olarak insanın yaşamına cevaz veriyor, ama her istediğini gerçekleştirmesi şartına cevaz vermiyor. Çünkü doğanın sınırları var, insanın ise maalesef yoktur.

Sanırım insanın doğayla mücadelesinde temel handikabını bu farkı belirlemektedir, zira insanın bu sınırdan itibaren doğaya karşı korunması değil, doğanın ona karşı korunması sorunu belirmektedir. Çünkü doğala doğal olmayan bir müdahale onun elinden çıkmaktadır.

Demek ki, insanın doğayı kendi arzusuna göre dönüştürmeye çalışması türün arzusu açısından bir kazanç gibi görünse de bu doğru olmayabilir. Çünkü bu müdahale şartında ne doğanın ekosisteminin korunması bir şarttır ne de diğer türlerin dönüşüm şartları. Yani buna doğal şartlar açısından baktığımızda bütünüyle dışardan, yabancı bir müdahale söz konusudur. 

O zaman ne yapmalı?

Sanırım doğal dönüşüm bir iradeye, daha doğrusu ortada tasarlı bir müdahale olsa da bu, o müdahalenin o doğal dönüşümle uyumlu bir hale getirilmesiyle mümkün olabilir.

İnsan yaşamak istiyorsa doğayı kendisinden korumak zorundadır. 

İnsanın doğaya müdahalesi tasarlı olsa da bu doğal dönüşümle uyumlu olmak zorundadır. Bu uyum insanlar tarafından göz önüne alınmadığı müddetçe türün gezegeninin sonunu getirmesi bir kaçınılmazdır. Zira gezegen hayatı sanıldığı kadar sağlam kazıklara bağlı değildir. 

Muhtemelen yakın veya uzak -bu bakış açısına göre değişir. Bana göre yakın- bir zaman önce Mars ve Venüs gezegenleri de dünyanın bugün sahip olduğu bir ekosisteme sahiptiler.  Güneşin günden güne ısınıyor olması, daha doğrusu yaşlanırken ısısını dışa doğru kaybetmesi Mars ve Venüs gezegenlerinin fazla ısınması ve atmosferlerinin yüzeylerinde bulunan suların buharlaşmasıyla canlılıklarını kaybedip ölü gezegenlere dönüştüler. Bu dünya içinde beklenen doğal bir ölüm şeklidir, çünkü güneş yaşlanmakta ve yaşlandıkça ısısını daha hızlı bir şekilde kaybederek ölü yıldızlar sınıfına doğru yol almaktadır. Ancak insan hayatı veya bilindik anlamda zaman kavramı göz önüne alındığında bu insan için uzun bir zaman gibi görünebilir. Kanaatim bunun bir yanılgı olduğudur. Kaygım ise insanların bencil emellerinden dolayı bu süreyi kısaltıyor olmalarıdır. 

Yakın gezegenler ısınıp çölleşirken, güneşin bu ısınması muhtemelen uzak gezegenlere hayat taşıyacak, onlarda bilindik veya bilinmedik bir takım yaşam formlarının ortaya çıkmasına neden olacak. 

Bunun bize faydası ne?

Biz olmayacağız, bizden sonraki nesiller belki oralara taşınacak veya hiç olmayacaklar, bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz. Bildiğimiz bir tek şey var, o da gezegenimizi sahiplendiğimiz oranda bu kaçınılmaz sonu geciktirebileceğimiz ve yeni hayat alanlarına yolculuklar yapacak olan nesillere o projelerini gerçekleştirmeleri konusunda zaman kazandıracağımızdır. 

Görüyorsunuz, zaman göreli bir kavram olsa da hayatlarımız ona bağlıdır, şartları zamanı uzatacak şekilde kullanırsak zamanı uzatacağız, kısaltırsak zamanı kısaltacağız.  Ve kısalttığımızda gelecek nesillere başka hayat alanlarına yolculuklar yapmalarının önüne geçecek, hatta yaşamalarına bile fırsat vermemiş olacağız. Uzattığımızda ise bu şansı artırmış olacağız.

Biliyorum, iş şansa kaldığında bu oldukça basit bir neticeymiş gibi görünmeye başlamaktadır, ama ucunda milyarlarca hayat varsa o kadar basit değildir.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here