İşin aslı: İlk Halife’nin kararlaştırılması

8

Halife seçimi

Geçen hafta macera başlıyor demiştim ya.

Evet, macera başlıyor.
Bu macera, yaşanan olayların üzerini örtüp kapatmadan irdelemek ve anlamak isteyenler için.

Yoksa zaten kaynaklarda mümkün olduğunca ‘abartılı güzel’ şekilde ele alınmış. Müslümanların Hz. Peygamber’den sonraki dönemini, kendilerini kandırarak, en iyi zamanlardı şeklinde görmeye çalışanlar bu tür yazıları sürekli okuya dursunlar; biz olaylara vakıf olmaya çalışalım. 

Hz. Peygamber’in vefatı bütün Müslümanları derin bir kedere gark etmişti. Özellikle de Hz.Ali’yi ve kızı Fatıma’yı. Hz. Ali ve Fatıma acılarını yaşıyorlardı. Doğal olarak da cenaze işleriyle uğraşıyorlardı ve ‘ACI’larını yaşamak istiyorlardı ve yaşıyorlardı.

Şehrin başka mahallelerinde başka işler dönüyordu.

Birileri Hz. Peygamber’in vefatı sonrası dönemi düşünmeye başlamıştı bile.

  1. Hz. Peygamber’den sonraki dönemi düşünenler, onun yerine kimin geçeceğine karar vermek istiyorlardı.

Bunu da şu şekilde sunuyorlardı: ‘Müslümanların geleceğini düşünen, bunu dert edinen kutsal kişiler…..’

Böyle gösterilmeye çalışılsa da, işin aslı böyle değil tabi ki.

İşin aslı şu: Kabileler halinde yaşayan Arap toplumu, İslam’la birlikte ‘devlet’ olmayı, sistem kurmayı öğrenmişlerdi. Kurumsallaşma ve savaşlarla oluşan rant büyüktü ve bu rantı idare edecek olan kişi ya da aile gücüne güç katacaktı. Hani bizde bir söz vardır ya, ‘Bal tutan parmağını yalar’, Müslümanların başına halife olacak kişi ve ailesi de balı tutma gibi ağır bir yükü üzerine alacaktı ama aynı zamanda da bal da yalayacaktı.

  • Hz. Peygamber hem bir peygamber ve hem de Müslümanların başkanıydı. O’nun vefatından sonra Arap Müslümanlar tekrar kabile düzenine geçebilirler, ya da Müslüman toplumu dağılabilirdi. Bu dağılmanın önüne geçmek için acilen bir halife seçilmeliydi.

Bakın!.

Müslümanların geleceğini dert edinen düşünce tekrar karşımıza çıkıyor. Ne kadar da ulvi bir görev!.

Müslümanlara sunulanların hepsinde İslamilik ve kutsallık var, öyle değil mi?

Kitaplara bu şekilde geçmesinin sebebi şu: Eserler daha sonra yazılmışlardı ve gücü elinde bulunduranlar kitapların öyle yazılmalarını istiyorlardı.

Aksi bir durumda ne olurdu?

Eziyet, işkence ve ölüm.

Tıpkı Hz. Hasan’la Hüseyin’e yapıldığı gibi….

İşin aslı tabi ki böyle değildi.

Hz. Peygamber’den sonra yönetimi eline geçirmek isteyen gruplar, aileler şunu biliyorlardı: ‘Kim elini çabuk tutarsa, kazanacaktı’. Bu yüzden de Medineli Ensar Beni Sakife isimli yerde toplanmışlardı. Burayı gölgelik olarak nitelendirirler, sizler de Anadolu’da gördüğünüz büyük bir kavak ağacının altında kurulmuş olan bir köy kahvesi gibi düşünün. İşte burada toplanan Medineli Müslümanlar, halifenin kendilerinden olmasını istiyorlardı. Bunun duyulması üzerine Mekkeli Müslümanlar hemen oraya koştular.

Neden mi?

Az önce ifade ettiğim konu: ‘Gücün ve iktidarın önemi’.

Müslümanlar arasındaki İLK ayrılık aslında böyle başlamıştır.

Halife, Mekke’den mi olacak, Medine’den mi?

Peki neler oldu?

İki başkan olsun dendi. Birisi Mekkeli, diğeri Medineli.

Ama buna karşı çıkıldı.

‘İki başlılık Müslümanları böler’ düşüncesi baskın çıktı.

Sanki Müslümanlar bölünmedi de…

Ebu Bekir, Ömer b. Hattab ve Ebu Übeyde b. Cerrah’ı teklif etti.

Dikkat buyurun, ikisi de Mekkeli!…

Fakat sahabiler onun (Ebu Bekir) halife olmasını uygun gördüler ve Mescid-i Nebevi’de kendisine biat ettiler. (TDV İslam Ans.)

Ebu Bekir, Ömer ve Ebu Ubeyde’yi biat edilecek kişiler olarak gösterince ikisi de gururlandılar. Hatta bir hayli gururlanmışlardı. Belki de bu gurur Ömer’e yetmiş olacak ki, hemen kendine geldi ve Ebu Bekir’in elini tutarak ona beyat (biat) etti. Siz bunu biraz bizim kurban pazarlarındaki pazarlığa benzetebilirsiniz, yani elini tutup sana biat ediyorum demek, oy vermek gibi bir durumdu.

Ömer, bu arada ayrıca şu sözleri de kullanımıştı: ‘Sen, Hz. Peygamber’in emriyle Müslümanlara namaz kıldırdın’.

Bu, Hz. Muhammed’in hayattayken Ebu Bekir’i işaret etmesi olarak algılandı. Belki bunu sadece Ömer algıladı ve orada bulunanlara algılattırdı. Şunu da diyebiliriz o zaman, başkan seçimlerinde algı oyunları yeni değil…

Ömer b. Hattab’ın bu davranışından sonra diğerleri de Ebu Bekir’e biat ettiler.

Beni Sakife’de birkaç Medineli ve Mekkeli Müslüman Ebu Bekir’in halifeliğini onayladılar.
Peki sonra ne oldu?

Sonrasında da ertesi gün Mescid-i Nebi’de hutbe okundu ve onun halifeliği halka duyuruldu.

Dikkat buyurunuz: ‘Halka duyuruldu’

Bu ibare kitaplarda şöyle geçer: ‘Ebu Bekir’in halifeliği halka duyuruldu, hutbe okundu ve halk bütün olarak ona beyat ettiler.

İşin aslı: Bir grup halifeyi seçti ve sonrasında halkın huzuruna çıkıldı ve ‘halife Ebu Bekir’dir’ dendi ve Müslümanlar da kabullendiler.

Yani buradan ‘İslam’da seçim var ve halifeler seçimler gelmiştir’ gibi bir sonuç çıkmaz.

Tartışılır.

Evet, tartışılır.

Ben de zaten tartışılsın diye yazılmayanları aktarıyorum.

Dediğim gibi macera başladı, hayırlısı bakalım.

Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikSalgının Ortasından
Sonraki İçerikNervengift Nowitschok zündet Dauerfeuer
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

8 YORUMLAR

  1. Sayın yazar! Sizden Allah razı olsun. Bizlerle,çok değerli bilgiler paylaşiyorsunuz.

    “Eserler daha sonra yazılmışlardı ve gücü elinde bulunduranlar kitapların öyle yazılmalarını istiyorlardı.”

    Sinan bey! Yoksa Siz bu günlerdenmi bahs ediyorsunuz??

    Demkki Müslümanlar, hiç değişmemiş. Nerdeise 15 asır geçmiş Müslüman devletleri içinde Türkiye usulu ilk seçim Araplarda yapılmış.
    Açıkcası; bilgisi olan değil dayısı olan seçilmiş.
    Daha sonra! Arap alemi o kadarı dahi kabullenememiş ve kabile usulu Diktatõrlük rejimine geri dönmüş.

    Yiyidi öldür hakkını yeme!
    Araplar! Peygaberimiz SAS efendimizin
    vefatından sonra, soylarına dönmüşler hemde ne dõnüş… tonlarca yalanlar ile tarihi çarpitarak dönmüşler.
    Nedense Kabile ve Diktatatõrlükle yõnetilen milletler hep soylarından gurur duyuyorlar ve hepside kendi soylarını üstün olarak gõrüyorlar.
    Artı dini yaşamak yerine sandıkta sakladıkları Mücevherleri ile gurur duyduklari gibi sadece gurur duyuyorla.
    Diğer inanç mensuplarınada ” siz ceheneme gideceksini bizde cennete gideceğiz iyede hava atiyorlar.
    Oğlumun, müdürü Rahip, başka bir eyaletten tayin olup geldiğinde bir gün oğluma şõyle demiş, “siz bizim ceheneme gideceğimizi sõyliyorsunuz”
    Oğlumda hemen “ben sizin cehenneme gideceğinizi nerden bilirim,” bende sizin gibi bir insanım.
    Kimin cenete kimin cehenneme gideceğini Allahtan başkası bilemez.”
    Deyince Müdür, Müslümanlar bana, herzaman siz ceheneme biz cennet gideceğiz diyorlarda onun için sordum demiş.”
    Daha sora o konuşmayı cemaatine anlatmış. Cemaati oğlumla tanışmak istemiş, o zaman bir restoranda tanışme yemeği vermiştiler.

    Oğlum bana anlatığında bende şaka ile! “biz Müslümanlar cenneti garantilediğjmz için bu dünyada biz Müsmünlar çalışmaya gerek gõrmiyoruz. Nasıl olsa heleki bu ülkelerde bim müslümanlara gõre cehennemliklerin kazançlarını yan gelip yatarak, afiyetce yiyiyorlar.

    Hani biz Osmanlinın savaşları ile gururlanip õve õve bitiremdiğimiz gibi.
    Ben bazenFehmi beyi,in sitesinde eleştiriyorum.
    Yorumcular, hemen kılınç kalkanlarla bana karşı atağa geçiyorlar.
    Ben hayatım boyunca geçmişte yapilmiş yalnışları yaşamamak için õrnek alırım.
    Bence hayatta başarılı olmanın tek yolu kendi ve çevre yalnışlarını gõrmek ve unutmamktan geçer.
    Ellerinize sağlık.

  2. Sinan Bey, merhaba
    Sizi yaklaşık üç yıldır takip ediyorum. Fehmi Koru’yu aramam sizi de buldurdu. şimdiye kadarki yazılarınızn çoğunu beğeniyle okudum. onları yakınlarımla da paylaştım. İslam, değişim, toplum, gelenek adına ortaya attığınız fikirlerin çoğunu benimsedim, takdir ettim.
    Amma bugün beni biraz hayal kırıklığına uğrattınız. İşin aslı yazı dizinizi de merakla takip ediyordum ki bugün önyargılı olduğunuzu hissettim. Evvela Hazreti Peygamber’le hareket etmiş, onun çilesini paylaşmış HAZRETİ Ebubekir gibi HAZRETİ Ömer gibi isimlere yaklaşımınız hoşuma gitmedi. onlar da insan, onları anlamak için daha tarafsız ve serinkanlı bakmalıyız ve buna çok ihtiyacımız var ama onları makam düşkünü, yönetim zaafı olan kişiler olarak düşündürmeye çalışmanız hoş olmadı. onları tarafsız incelemek önemlidir, bunu onları basitleştirerek bunu yapamayız, zaten müşteşrikler bunu yapıyor ve nesnellik adına onları karalıyorlar. biz bu insanların değerlerini kabul edip eksiklerini olanı olduğu gibi anlatarak, yorum yapmayarak verebiliriz. Ebubekir böyle yaptı değil HAZRETİ Ebubekir böyle yaptı demek bize daha yakışır.
    hem mesela Efendimiz’in vefatından sonra hemen bir yönetici seçme işini neden eleştiriyorsunuz, bu, gayet normal ve hoş bir durumdur. Hem insanların yönetici olma isteklerini hemen neden bir maldan nemalanma hırsı olarak değerlendiriyorsunuz, o insanların kalbini yarıp da baktınız mı, o insanlar böyle bir laf mı ettiler, tarih böyle mi yazıyor? peygamberden ders alan insanlar hemen böyle basit bir düşünce biçimine mi düştürler… Gerçekten samimane insanların parçalanmasını düşünemezler mi, bu samimiyet o insanlarda bulunamaz mı…
    sizden isteğimiz işin aslına bakarken olanı biteni bize kendi yorumunuzu katmadan anlatmanızdır, tarihin bize anlatmadığı saklı gizli olayları “yorumlamadan” bize anlatmanızdır. Yorumlamayı bize bırakırsanız daha istifadeli olacaktır.

    • Merhaba sn yorumcu kardeşim. Gazetecileri yada yorumcuları çok sevdigimizden değilse de, (gazetecileri sevmemeleri malum, hiç boyun etmiyorlar, yorumcularda troll bakımından sevilmiyor) kul hakkı yönünden düşünülürse seni üzen bir satır, bir kelime için ben olsam tüm yazıyı yenilerim.
      Belki de ne olursa olsun (yanlış ta olsa toplum hazır değilse bazı şeylere itina göstermek gereken şeyler olabilir) “es geçmemek gerek bazen..”
      Daha 1850-1950 arasında bir hikaye anlatırken, M.Kemal ile Atatürk ayriminı dahi son on yılda öğrendik, anladık toplum olarak.
      Yazıyı yazarken belki de öncesi, sonrası diye bir nüans farkı vardır. Okuyucu hemen anlamaya bilir. Bende yorum ararım ki, yazının özünü algılayabilelim.
      İslamı doğru ellerden öğrenip anlamaya, uygulamaya susamış bu topluma nice Sinanlar daha nasip etsin yüce Rabbim inşallah.
      Hakkını helal et.

  3. Ömer adaleti, kişinin benliğinde genlerinde var olursa (sonradan edinilmezmiş) her daim o devreye giriyor demekki.
    Ebubekir tevazuyu ve devlet adamlığını temsil ediyor.
    Hay Allah, aklıma sn A.Gül’ün CB adayı gösterilişi (snRTE tarafından) geldi.
    Lakin, bu kadar olumlu işin degilde, sadece eş başkanlık saçmalığı nın binbeşyüz yıl sonra hatırlanmış olması, beni hüzne boğdu.
    Bunca zaman sonra insanların etnik yada inançlarına göre tasnif edilmeye çalışılması ne kadar acı. Senden benden ondan, bizden sizden ötekilerden vs vs. Sana kimse al getir sofrana oturt, yatağını ver dememiş! Adaletli ol demiş! Taa 1500 sene önce hem de.
    Yine de peygamber zamanında yaşanılanları “hadisler” tekelinden dinleyip Kur’anın meali yada tefsiri gibi lanse edilmesinden insanları kurtarmaya yarar bu yazılar umarım. Çünkü insanoğlu bir bakarsın geçmişte yaptığı gibi “ana’cılar, bababacılar, ogulcular”a, hatta daha ileri gidip, “1.Kur’an, 2., 3. bile ” diyebilirler!
    (Daha geçenlerde ‘kur’an eskidi, o çağlara aitti, o zamanki insanlar için indirildi’ bile diyen zavallılar çıkmadı mı?)
    Bu nedenle çok hayırlı bir is yapılan. Hatta Diyanet kurumunun ne kadar önemli olduğu da belki bu yazı dizinizden sonra ortaya çıkacaktır!
    Yolunu şaşıranlar!, vazifesini unutanlar!, gaflete düşenler yazılarını z sayesinde gaflet uykusundan uyanacaklardır! İnşallah.

  4. hz.ebubekir sıddık r.a,hz.ömer ül faruk r.a hz.peygamber s.a.v işte yazınızdaki hatalar.
    bilerek veya bilmeyerek.bu kişiler sizin arkadaşınız değil babanızın oğlu da değil.
    yazılarınızı okuyup takdir ediyorum.
    halife seçmek nasıl olmuşsa olmuş.o zaman ki şartlarda haber nasıl verilecekti ki.cep internet vardıda kullanmadılarmı.peki kim geçecekti efendimiz s.a.v yerine.
    islamı ilk kabul edenlerden,mirac hadisesinde senin arkadaşın varya bir gece de mescidi aksaya gitmiş gelmiş dediklerinde bunu omu söylüyor evet denince o söylüyor sa doğrudur deyip sıddık yani tasdik eden lakabını alan,efendimiz s.a.v in mağara arkadaşı yani hicrette beraberdiler.cömertlikte en ileride olan,vefat edene kadar en yakın arkadaşı kayınpederi vefatından sonra da en vefa gösterenlerden en önde geleni.
    ilk yazınızla saygısız ifadelerinizle ben bilmiş enaniyet kokan tavrınızla merakla beklediğim yazı diziniz dağ fare doğurdu diyorum.
    ashabı kiram efendilerimize yazarken konuşurken biraz saygı lütfen.
    nedense ilahiyatçı olanlar bir zamanlar harb okulundan mezun olup da cumhurbaşkanlığını hayal eden genç teğmenler gibi kendilerin müçtehidi allame sanıyorlar.

  5. Yazarın bu yazısına tepki verip yaziyi Beyenmiyenlere bir kaç sorum olacak.
    1-! Peygamberimz SAS Abubekir, RA,, Õmer,RA Ali, RA, ve Osman,
    RA! Bunlar halife olacak diye vasiyet ettimi, Hayır.
    Eğer o zaman Mekkeli, Medineli, ve kabile liderleri aralarında anlaşarak kendi adaylarını gõsterip ADIL bir seçim yapsaidiler!
    2-! O zaman! Hiç Yezidler, Maviyeler, ve halifeleri şehit edenler tõremiydi?.

    3-! Şimdi Alevi, Şii Sunni deye Müslümanlar birbirini kesermiydi?

    Maalesef makam mevki ve Güç elde edebilmek için SAS Vefatından sonra onun soyundan gelenlerin hayatını cehenneme çevirmişler.

    Hiç uzağa gjtmeden 2 örnekle gûnümüz Türkiyesine bakalım.
    Erdoğan ortalarda yokiken Gül millet vekilliği ve bakanlık yapti, ne içerde nede dışarda hiç kimse Gülûn, ailesinin ve çocuklarının hakkında tek negatif laf etmedi.
    Aynen 7 yıllık C Başkanlığı dõnemindede, ne bir damat
    bakan oldu nede bir oğul sıfırdan gemicikler filosu kurdu.
    Gül efendi ve dürüstlüğünden zerre kadar taviz vermedi Buna rağmen Erdoğan milletin vergileri ile beslediğı trolleri her fırsata her ortamda Gülü ortaya atiyorlar.
    Gerçek insan ve Müslüman karekterine sahip Gül ile Türkiyeyi sülalsine ve Hemşerilerin peşkeş ceken Erdoğan hayranları gibilerden o zamanda varımįş şimdide var.

    Müslümanlar geçmiştede şimdide iş yapana değil onlari soyanlara biat edip saygı duymuş ve duyuyorlar.
    Onlari eleştirenlerede hain diyiyorlar.

  6. Peygamberimizin naaşı henüz ortadayken bazı Medineliler hemen yönetime şu veya bu sebeple (niyet okuyucu değilim) talip olmuş olabilirler. Kim bilir belki de Hz Ebubekir, Hz Ömer, Hz Ebuubeyde fitneye ve bölünmeye sebep olmaması için o toplantıya gitmiş olaya müdahale etmiş olabilirler.(fitne uyanmaması için…) Onların gururlanıp gururlanmadığını da bilemem. Ama asırlar boyunca pek çok kimse gücü ele geçirmek istemiş, bu uğurda çok kan dökülmüştür. Savaşlara katılanlar cihat yaptığını düşünmüş, oysa iktidar sahipleri için öldüklerini bilememişlerdir.

  7. Sayın Sinan eskicioğlu sizin yazılarınız dağ fare doğurdu. bu siteye yakışmıyor sunuz . Cennetle müjdelenen sahabeler nere? onlara dil uzatan sizin gibiler nere? Hz Ebubekir ve Hz Ömer’in mal birikimi hakkında ne biliyorsunuz yazar mısınız?

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here