İşin Aslı: Hz. Peygamber’in vefatı sonrası ve Mirası

6

Sade bir hayat yaşayan

Sade bir hayat yaşayan

Sade bir hayat yaşayan Hz. Peygamber, miras olarak çok bir şey bırakmamıştır.

İbadetlerdeki gibi üç kere tekrar edeyim de, zihnimize iyice kazınsın istedim.

Hz. Peygamber’in ‘sade bir hayat’ yaşaması’.

Özellikle bugün çok önemli.

Saray yapma imkanı olanlar kendilerine çeşit çeşit saraylar yaparken, saray yapma imkanı olmayan Müslümanlar da, evlerine gösterişli bir hayatın kopyasını kurma derdindeler.

Ama dillerde şevkle ve arzuyla: ‘Önderimiz, örneğimiz Hz. Muhammed’.

Sizler de benim gibi gülüyor musunuz bu tiyatroya?

Kasımpaşa ağzıyla çok daha fazlasını demek isterdim. İsterdim de uymaz, yakışmaz..

İşin aslı: Hz. Peygamber’in miras olarak bıraktıkları:

Deve ve hayvan sürüsü,

Kılıcı, yüzüğü, hırkası ve özel eşyaları,

Birkaç arazi: Hurmalıklar ve Fedek arazisi.

Hz. Peygamber vefat ettiğinde defin işleriyle ilgilenen kişi Hz. Ali’ydi. Aslında bu bilgiyi de üç kere tekrarlamak lazım ki, Müslümanlar iyi bellesinler.

Kendisinin özel eşyaları da Hz. Ali’ye verildi.

Özel eşyaların değeri, kurulan bağdan gelir. Kullanan kişiye verilen değer, o eşyaları da değerli kılar. O eşyaların maddi değeri çok olmaz ama manevi değerine paha biçilemez.

Hz. Peygamber’in özel eşyaları da böyleydi. Onların değeri Hz. Ali için parayla ya da başka şeyle ölçülemezdi.

Hz. Ali, değer atfettiği emanetlere önem vermişti ve bunlar kendisine verildi.

Kılıcı, hırkası ve yüzüğü. (Yüzük mühür olarak kullanıldığı için)

Peki ya diğerleri?

Kimler mi?

Diğer sahabeler tabi ki.

Onlar için konu farklıydı: Kutsalmış gibi abartılarak gösterilen başka konu….

Devlet, Hilafet ve Müslümanların idaresi….

Hz. Peygamber hayattayken şu cümleyi söylemişti: ‘Biz peygamberler zümresi miras bırakmayız; bizim geride bıraktığımız her türlü servet sadakadır…’ (Buhari, Humus, 1/ Müslim, Cihad, 49)

Peygamberin vefatından sonra kızı Fatıma, Hz. Peygamber’in bıraktığı arazilerden olan ‘Fedek’ isimli yerin akıbetini sormak için Halife Ebu Bekir’le görüşür.

İslami kesimde, Müslümanlar arasında İslam Tarihi böyle anlatılır.

Müslümanlar da okurlar. Üzüntü, keder, huşu ve huzurla. Çünkü Hz. Peygamber vefat etmiştir. Alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin ardından başka hangi duygular olabilir ki… Öyle değil mi…

Hayır, ‘işin aslı’ köşesinde biz öyle yapmayacağız.

Ebu Bekir’in halife olması ne zaman gerçekleşti de, Hz. Peygamber’in kızı Fatıma Fedek arazisini sormaya ona gidiyor.

Önce Ebu Bekir nasıl halife olmuş, onu ele almak lazım öyle değil mi?

Sıkı durun haftaya macera başlıyor…

Sevgi ve Bilgiyle kalın

6 YORUMLAR

  1. Ben şimdiden, sabırsızlanmaya başladım.

    Herhalde! İslamda miras paylaşimı hakkında ehliytli olmayanlar için zorluğunu iyi bilmemden dolayi.

    Çünkü hayatta, eski eşi tarafında gõrmesine dahi musade edilmeyen bir genç kızı ve ölmeden bir yıl önce evlenmiş olduğu benim arkadaştan başka kimsesi yoktu, fakat her dinden ve milleten yüzlerce arkadaş vardı. Allah rahmet eylesin çok iyi bir ve Müslüman temsilcisiydi. Kendi kanserdi,
    Ölmeden önce eşi ile anlaşmışlar öldükten sonra bütün mal varlığını resmi olarak,yanındada resmi niteliği olmayan bir vasiyetneme ile birlikte bana bırakmış taşınmaz mali yoktu fakat parası vardi.
    Vasiyet name kısa ve õzdü.
    Õldükten sonra Şafeyi mesebinin kuralarına göre gömülmesi ve bütün masrafları çıktıktan sonra, kalan mal varlığının üçte birini sadakayi jariye olarak verilmesini, geri kalanide şeriyet kanuna göre eşi ve kızı arasında paylaşılması.

    Ben 8de birini eşine yarısınide kızına verdim geriye 100,000 dolar kaldı.
    O çok bilmiş arkadaşlarının her biri bir telden çaliyordular.kimisi kalan para fakir fukaray verilecek diğeri acele etme bekle belki borcu falan vardı. vb,vb. Benim kafama hiç birisi yatmiyordu.
    Tam 6 sene o para benim hesapta kaldı.
    Türkiyeden Diyanet dahil dünyada sormadığı kimse kalmadı, ama hiç birisi benim sorularıma cevap veremedi.
    Sadece Ürdünden bir hakım kalan para kızı ile eşi arasında 8/1- 2/1 olarak para bitinceye kadar bölünecek demişti yalnız diğer taraftan çok bilmişler Şafeyi messebi öğle değil diyiyordular.

    Sonunda ABD ye taşınırken bir arkadaş ile vadeleşmaya gittiğimde hanım evde yokmuş kapiyi eşi açınca hemen ona sordum, oda vasiyet namede nasıl yazdığını sordu bende sõyleyince, ayne ürdünlü hakimin dediği gibi söyledi.
    Hatta 6 yil önce vekelet namenin 2. sorumlusina islami konuda yardım isterseni ben yardım ederim demiş o çok bilmiş bey senin kadar be de biliyorum demiş. Onu dinleseydim o para fakirlere verirdim. Yani kızın ve eşinin hakkıni başkalarına verirdim.

    Kendilerini çok bilmiş zanedenler yüzünden 6 sene huzurumu kaçtı.

  2. Kılıç hırka yüzük kim tarafından verildi? Kimler karşı çıktı? Kimler ne dedi sağlam kaynağı varmı bu bilgiler önemli aslında.
    İslam saraya girmeyipte avamda kalsaydı ne olurdu? İslam su an itibariyle en geniş inanılan din olurmuydu?
    Bu kefereler geleceği mi gördü de bin bir filim çevirdiler? Bölünmek insanların vazgeçilmez bir hastalığı mıdır?

  3. Müslüman’m diyen nufusa değil, İslami yaşayanların sayısına bakın.
    Yazar yazdıkların’ın kaynağınide yazmış yani sizin sorduğunuz soruların cevapları’nın hepsi yazida mevcüt. Galiba siz okumadan yorum yazmışsınız.
    Yani”Şu an sizde yorumcu ve okuyucu oliyorsunuz”
    Tıpki Müslümanım diyenlerden kaç tanesi İslami yaşaması gibi.

    Dünyada en fazla nufusa sahip Hırıstiya.
    Ikinci İslam.

    • İşin içindeki iş! Leri yazacağını söylüyor yazar. Birilerinin anlattığı değil, birde benim anlattığı mı dinleyin der gibi.
      Mühür kimdeyse hükümdar odur dan öte mührün başından gecen yol hikayeleride ilginç ve önemli detaylar gösterebilir.
      Netice dönüp dolaşıp saraya kilitlenerek.
      Bakalım neler öğreneceğiz? Birileri ben böyle yaptığı m için buralara geldik der! Ve inanırsın,
      Belki de böyle değil de şöyle yol alınsaydı simdi İslam dünyada en fazla nüfusa sahip din olacaktı!.
      Bunu ancak yazarın anlatacakları ile ondan yola çıkarak anlayabiliriz belki,
      Biraz sabırlı olursak tabi..

  4. Saray bizi bozdu hocam.saray sarayları getirdi.
    Yazlık kışlık sabahlık akşamlık.
    Yokmu o sarayların çatısında dolaşıp atlas ipek çarşaflarda yatanların ne arıyorsun çatıda sorusuna muhatap olup devemi kaybettim cevabını verecek bir inanmış.
    Ona ey şaşkın denmesinden sonra onun verdiği cevaba sarayı terketmek.
    Sarayı terkedip gönül saraylarına yerleşmek
    Ve sonunda memleketine dönüp külhancının son bir isteğim İbrahim ethemi görmek cevabına
    Ey külhancı sen öyle bir mübarek kulsun ki Rabbim senin duan kabul olsun diye Ethem kulunu sarayından tahtından eder süründürür
    süründürür ve senin dizinin dibine getirir der.
    Ne böyle inanmış kullar var ne de Ethem olmak isteyen saray sahipleri.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here