İşin aslı: Medine şehir/site devletinin oluşma süreci

1

Hz. Peygamber Medine’ye hicret etmiş ve şehirdeki hayatın kolektif şekilde başlaması için bir merkez kurulmasını istemişti. Bu merkezin kurulmasında ve inşasında da bizzat çalışmıştı. Bu merkez de Medine’de yapılan ilk mescit idi. 

Ein Bild, das Gras, draußen, Gebäude, Bank enthält.

Automatisch generierte Beschreibung

Daha önceki yazımda da ifade ettiğim gibi, gayet sade ama işlevsel olan bu mescit, hicret eden ve aynı zamanda Medineli olan Müslümanların ortak mekanlarıydı. 

İlk mescidin bir köşesi de Hz. Peygamber’in evi olarak inşa edildi. Hz. Peygamber bu davranışıyla kendisini oluşacak olan yapının merkezine koymuştu. Bu da çok normaldi, çünkü gelmekte olan dinin peygamberiydi. 

Hz. Peygamber hicretten önce de Medine hakkında araştırmalar yapmış, Medine’lilerden brifingler almıştı. 

Medine çok parçalı yapıya sahip olan bir şehirdi. 

Evs ve Hazrec kabileleri Arap yapıyı; Beni Kaynuka, Beni Nadir ve Beni Kurayza da Yahudi yapıyı oluşturuyordu. Şehirde aynı zamanda putperest Araplar ve Hristiyanlar da mevcuttu. Rakamsal orana bakacak olursak, 10.000 olan şehir nüfusunun 6000’i Araplar ve 4000’i Yahudiler şeklindeydi. Hicretten sonra nüfusa eklenen Mekke’lileri de unutmayalım. 

Şehrin demografik yapısı: 

Daha Müslüman olmamış Araplar, 

Müslüman olmuş Ensar, 

Hicret etmiş olan Mekkeliler (Muhacir) 

3 Kabileden oluşan Yahudiler, 

Ve az sayıda Hristiyanlar. 

Sizlerin de anladığı gibi bu yapı milliyete göre değil, dini inanışa göre sınıflandırılmıştı. Çünkü o zaman sınıflandırma kabilesel ve dinseldi. 

Hz. Peygamber’in Medine’de oluşturmak istediği site/şehir devletinin en temel özelliği de, kabile ve dinsel olan sınıflandırmanın devlet esasına göre yapılması ve devlet olmanın gereği olan birey statüsüne geçmekti.

Şehir/site devleti statüsüne geçmek için de gereken şey ‘mutabakat’. Medine’de yaşama konusunda taraflar arasında sağlanacak uzlaşmaydı. 

Ein Bild, das draußen, Gebäude, Wasser, Front enthält.

Automatisch generierte Beschreibung

Hz. Peygamber için önemli olan kabileler ve dini inanışlar değil sistemin kurulmasıydı. Çünkü İslam ve Kuran Hz. Peygamber’in sistem kurmasını telkin ediyordu. 

Mekke’de gelen ayetlerle Medine’de gelen ayetler bu sebeple farklıydı. 

Medine Dönemi dediğimiz zaman İslam’ın bu sistem düşüncesini, yapısını ve Hz. Peygamber’in örnekleriyle de bunun nasıl hayata uyarlandığını anlamamız gerekir kanaatindeyim. 

Sistem düşüncesinin ve yapısının ilk aşaması, yukarıda ifade ettiğimiz gibi, ‘kabilecilik-dindaşlık’tan devletin fertleri olan bireylere geçiştir, bu da Medine Dönemi’nin alt yapısını oluşturur. Biz de Medine Dönemi’ne bu sistem anlayışı ile bakarak bugünle kıyaslamalar yapacağız. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın 

1 YORUM

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here