İşin aslı: Veda Haccı ve Hutbesi

6

Veda Haccı, Hicretin 10. Yılın.

Mart (7,8,9) 632.

13 yıllık Mekke Dönemi ve sonrasında 10 yıllık Medine Dönemi’nin son yılı. İki bölüme ayrılan Hz. Peygamber’in hayatının veda haccıyla sonlanacağı sanki belliydi.

Hz. Peygamber, toplanan 125 bin kişilik Müslüman topluluğa son haccı olabileceğini irad ettiğinde, aslında gideceğini biliyordu.

İlk ve son hac ibadetini yapıyordu ve bu yüzden bu konuşması çok önemliydi…

Artık görev tamamlanmıştı.

Hicretin IX. senesinde hac ibadeti farz kılınmıştı.

‘Muhakkak ki, insanların ibadeti için kurulan ilk mabed, Mekke’deki o çok mübarek ve insanların kıblesi olup alemlere doğru yol gösteren Kabe’dir. Onda, Allah katındaki şeref ve hürmetini gösteren apaçık deliller ve İbrahim’in makamı vardır. Ona giren her türlü tecavüzden emin olur. Ona varmaya gücü yeten kimsenin Kabe’yi tavaf etmesi ise, Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır…’ (Ali İmran 96-97)

Haccın hicretin 9. yılında farz kılınması sebebiyle, Hz. Peygamber’in haccı hayatında yaptığı İLK hacdır.

Hz. Peygamber’in hac konusundaki sünneti: bir sefer hac yapmaktır.

Müslümanların sürekli ifade ettikleri cümle neydi?

‘Oralara bir kere giden, tadını alır ve hep gitmek ister’.

Ama bu cümle Hz. Peygamber’in sünnetine uymayan, keyfi bir dilek.

Hz. Peygamber, 125 bin kişilik Müslüman topluluğuna hutbesini irad ettiğinde ilk sesleniş ne Müslümanlara, ne ashabına olmuştu.

İlk sesleniş bütün insanlaraydı: ‘Ey İnsanlar!’ .

Buradan anlıyoruz ki, Hz. Peygamber bütün ilk muhatabı bütün insanlar olmuştu.

‘Ey insanlar!

Bilmiyorum, belki de bugünden sonra burada sizinle bir daha buluşamayacağım. Allah’ın rahmeti bugün sözümü işitip onu iyice kavrayanların üzerine olsun! Benim bu sözlerimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki bildirilen kimse burada bulunandan daha iyi anlar ve tabi olurlar’.

Hz. Peygamber, o günden sonra tekrar hac için gelmeyeceğini biliyordu.

‘Ey İnsanlar

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz nasıl mübarek bir şehir ise; canlarınız, mallarınız, ırzlarınız da öyle mukaddestir, her türlü saldırıdan emindir’.

Bütün insanların canları, malları ve namusları (aileleri) mukaddestir. Ve her türlü saldırıdan emindir.

Müslümanlar, ne olursa olsun, diğer insanların canlarına, mallarına ve ailelerine saldıramazlar.

Savaş durumunda sadece savaşan askerler vardır. Ama onun haricindeki bütün insanların canları, malları, aileleri kutsaldır.

İşin aslı:

Hz. Peygamber’den sonraki İslam dışı uygulamalar, Müslümanların insanları zorla İslamlaştırmaları, İslam adına baskı, zulüm yapmaları ve insanların canlarına kıymaları HARAM’dır.

Sevgi ve Bilgiyle kalın

6 YORUMLAR

  1. İnsanlar defalarca aynı tatil yerine giderken sorun yok, ama kabeye iki kez gittin mi ne gerek var canım , peygamberin sünnetinde böyle bir şey yok. Fakir fukaraya yardım et daha iyi, aynı cumleyi ,otele gidip tatil yapanlara yazsana . İnsanın tatile ihtiyacı var değil mi , ruhunda kişiden kişiye bir arınma mekanına ihtiyacı olabilir.

    • Sinan hoca! İlminize sağlık.
      Hac konusunu iyi açıklamışsınız.
      Medinede Peygaber SAS efdndimizin kabrini ziyaret ettiğimde, orada Türkçe ve İngilizce yazan kabirde namaz konusu tamamen bir birine zıt tavsiyeler idi.
      Türkcesi şöyle yaziyordu”size burada namaz kılmanız için yardımci olunacaktır.

      İngilizcesinde, Kabirlerde namaz kılmayıniz” kılınmayacağına dair Ayetilemi yoksa Hadislemi açıklamıştılar şu an onu tam hatırlamiyorum. Fakat
      ayet olarak hatırımda kalmıştı İngilizce olduğu için hafızam beni yanıltmiş ola bilir deye pek emin olmadım. Aradan 16 sene geçti.

  2. Bu yazı otele, tatile gidenlerden çok kendini müslüman olarak konumlandıranlara.Tabi ki müslüman istediği kadar kutsal beldelere gidebilir.Oralarda gözyaşı döküp, şahsi kemâlâtını arttırabilir. Ama ülkemize geldiğinde asayişi sağlayan polisin yüzüne tüküremez. Bir de müslüman şahsi kemalattan çok diğergam olmaya çalışmalıdır.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here