İslam ist in Europa (İslam Avrupa’da)

1

Haftanın belirli günleri cezaevlerinde dini ve psikolojik danışmanlık yapıyorum. Cezaevlerindeki Müslüman ve Yahudi inancına sahip olan tutuklularla hayata, dine ve kendilerine dair konularda konuşuyoruz, bir bakıma onların dertlerini dinliyorum.

Kimisi kader mahkumu diyebileceğimiz kişiler, kimileri de bildiğiniz suçlu insanlar.

Yazımın başlığına koyduğum cümle ise Cezayirli 28 yaşında bir gence ait. Nasır diye takma bir isim verelim bu gence ki, özel bilgilerin paylaşımı yasasını çiğnemeyelim.

Nasır Cezayir doğumlu zeki bir genç. Sekiz yıl boyunca Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde yaşamış sonrasında da gençlerin genelinin sorunu olan bir konudan cezaevine girmiş.

Bildiğiniz gibi Cezayir Afrika’nın ikinci büyük ülkesi. Bir tarafı Akdeniz kıyısı diğer tarafı ise Afrika çöllerini içinde bulunduran büyük bir ülke.

Cezayir 300 yıl Osmanlı hakimiyetinde kaldıktan sonra 1830 yılında Fransa’nın sömürüsü altına girdi.

300 yıllık Osmanlı hakimiyeti sebebiyle de yerel halk Türkleri ve Türkiyelileri ayrı bir yere koyarlar.

Ancak Fransız sömürüsü ülkenin bütün yer altı ve yer üstü zenginliklerini hunharca Fransa’ya taşımış ve hala daha taşımaya devam ediyor.

Ülkenin gelirinin neredeyse tamamı petrol ve doğalgaz.

Tahmin edeceğiniz üzere bu yer altı zenginliği en çok kullanan ülke de tabi ki Fransa.

Nasır, dediğine göre her gün beş vakit namaz kılan bir genç. İslam kültürüne dair bilgileri de bir hayli ileri derecede. Kendisiyle İbn Haldun’u, Farabi’yi ve İbn Sina’yı da konuştuk.

Sonrasında da Müslümanları. Daha doğru değimle Müslüman olduğunu söyleyen İslam ülkelerini.

Başka hangi konuları mı konuştuk?

Gençlerin baskıcı ve zorlamacı anne babalar yüzünden nasıl İslam’dan uzaklaştıklarını ve hatta nefret boyutuna gelen iç dünyalarını.

Nasır’la görüşmemde beni en çok etkileyen İslam ve Avrupa konusundaki görüşleriydi.

Halkı Müslüman olan, yöneticilerinin de kendilerinin Müslüman olduklarını söyleyen ülkelerdeki İslam’ın ya da Müslüman olmanın, şekilcilikten öteye gitmediğini, belli başlı ibadetlerin yapılması ve bunun da Show (gösteriş) amaçlı yapıldığını, İslam’a dair söylemlerin sadece ve sadece iktidara gelmek ya da iktidarda kalmak için söylendiğini dile getiriyorum ama bütün bunları Cezayirli bir gençten de duymak beni sevindirdi.

Halkı Müslüman olan, yöneticilerinin de kendilerinin Müslüman olduğu söylediği ülkelerdeki İslam’ın artık İslam olmadığını gençler de fark ettiler ve artık bunu dillendiriyorlar.

‘İslam ist vorbei’ cümlesi bana değil Nasır’a ait.

‘İslam artık bitti’

Nerede bitti?
Yukarıda ifade ettiğim halkı Müslüman olan ülkelerde.

‘Peki İslam nerede?’ sence soruma Nasır’ın verdiği cevap çok manidardı.

‘İslam ist in Europa’

İslam artık Avrupa’da.

Evet, İslam artık Avrupa’da.

Kabullenseniz de kabullenmeseniz de gerçek bu.

Güvenliğin, sosyal devlet olma özelliğinin, hukukun, demokrasinin ve insan haklarının, çalışanların haklarının korunmasının ve en önemlisi ‘insanca’ yaşama çabasının adresi Avrupa.

Bu yüzden gençler Avrupa’ya gitmek istiyorlar.

Bu yüzden ülkesinde savaş olan insanlar sığınmacı olarak ilk adresi Avrupa olarak belirliyorlar.

Nasır’ın kendi cümlelerinde bu gerçekleri duymak beni mutlu etti.

Evet, biliyorum birçok insanı mutlu etmez ve dahası ‘hadi ordan’ diyerek küçümsemeye kalkışanlar da olacaktır.

Ama nafile.

Şekilci ve göstermelik İslam’ın da artık çözüm olmadığını yakın bir zamanda sizler de anlayacaksınız.

Esas konu da bu anlaşıldığında iş işten geçmiş mi olacak yoksa hala da bir umut olacak mı? Sevgi ve Bilgiyle kalın

Önceki İçerikSorunlardan sorun beğenin
Sonraki İçerikCumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD gezisi: Biden’la görüşülmemiş, ama sorun bakalım neden?
Sinan Eskicioğlu kimdir? 1974 İzmir’de dünyaya geldi. Agah Efendi İlkokulu’nda eğitim hayatına başladı. İzmir İmam Hatip Lisesi’ni bitirdikten sonra ÖSYM sınavlarında Dokuz Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’ni kazandı. Kelam dalında ‘Allah’ın iradesi ve Nedensellik Problemi’ isimli bitirme teziyle, gecikmeli olarak 2000 yılında üniversiteden mezun oldu. 28 Şubat sürecinin etkisiyle İlahiyat fakültesi mezunlarının öğretmen yapılmaması yüzünden 2002 yılına kadar ticaretle ilgilendi. 2002 yılında D.E.Ü. İlahiyat Fakültesi’nde Din Felsefesi dalında yüksek lisansa başladı. Aynı yıl yüksek lisans programını yarıda bırakıp Almanya’ya gitti. Almanya’da Diyanet’e bağlı çeşitli camilerde eğitmenlik ve öğretmenlik yaptı. Duisburg-Essen Üniversitesi Sosyal işler ve yöneticilik bölümünde eğitim aldı. 2007-2011 yılları arasında IGMG (Avrupa Milli Görüş)’de Düsseldorf Bölgesi Eğitim Merkezi müdürlüğü ve bölge eğitmeni olarak çalıştı. 2011-2013 yılları arasında Osnabrück Üniversitesi Protestan Mezhebi bölümünde eğitimine devam etti. 2016 yılından itibaren Ocak Medya gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. 2020 yılında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlenen yazar Almanca, İngilizce bilmektedir. şimdiye kadar yayınlanmış olan yedi kitabı vardır. Yok Edin İnsanın İnsana Kulluğunu- Kişiselleştirilmiş İslam, Zeytin Ağacı (Roman), Katar istanbul, Müslüman Kardeşlerden Ak Parti’ye İslamcılık., Tarihteki Dindar Zalimler. İbn Sina, İbn Haldun

1 YORUM

  1. Mülteci olsam İslam ülkelerine mi , Avrupa’ya mı giderdim. Hangi İslam ülkesi ? Sunnileri öldüren İran’a mı , baskıyla yönetilen Mekke’ye mı, ülkesi laik olup yıllarca başörtüsü ve inancı gerici olarak siniflanan Türkiye’ mı?
    Avrupa insan haklarının olduğu bı ülke. Adı İslam değil ama yaşayışı İslam. Belki ileride İslam’la müşerref olur.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here