İslamcı radikalleşme, içsel bakımdan sorunlu olanlarda daha mı fazla?

0

İzmir/Kemeraltı’nda insanların cafelerin önüne akın etmesi bana çok ilginç gelmişti. Olağanüstü birşeyler oluyordu ve ben de TV yayını olan bir mekana girerek olaya şahit olmuştum. Kocaman yolcu uçakları gökdelenlere dalış yapıyorlardı ve ardından patlamalar…

New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’nin kuleleri yanıyordu. 

Tarih 11 Eylül 2001. O gün doğanlar bugün 18 yaşındalar. 11 Eylül olaylarının ardından çok tezler ileri sürüldü. ABD’nin planladığı ve böylece Orta Doğu ve Afganistan’ın işgalinin resmileşmesine yaradığı görüşü de bunlardan biri. 

11 Eylül olayının çok yönlü sonuçları oldu. Ve daha da önemlisi 3000 insan can verdi. 

Sebebi olarak ne gösterildi? 

El-Kaida bağlantılı insanların uçak kaçırması ve ikiz kulelere saldırıları. 

Evet, El-Kaida’yı kurdurdurlar, kullandılar ve bu sonuçları aldılar. 

Peki neden İslam’a inanan Müslümanlar ve neden böyle aşırılıklara kaçan radikalleşme? 

Reklam

Hiç bu soru üzerine düşünüyor muyuz acaba?

Neden insanlar böyle radikalleşiyorlar ve neden İslam’a inandığını söyleyen Müslümanım diyenlerde de bu radikalleşme oluyor? 

İslamcı radikalleşme üzerine çok araştırmalarım oldu. Radikalleşme eğiliminde olanlar ve radikalleşmenin içinde olanlar. 

Bu araştırmalarımdan çıkan sonucu şöyle özetleyebilirim: İslamcı radikalleşmeye meyilli olanlar ve radikalleşme içinde olanlar çeşitli içsel sorunlar sebebiyle buna yöneliyorlar. 

İçsel huzursuzluk, tatminsizlik, çocuklukta yaşanan travmalar, önü alınamaz hırslar, bastırılamayan egoizm ve benci istekler, manik-depresif durumların legalleştirilmesi, ailevi sorunlar, boşlukta olunduğu için oluşan anlamlandırma ihtiyacı, maceraperest kişiliklerin isteklerini resmileştirmeleri gibi. 

Kişiler içlerinde hissettikleri, yaşadıkları bu sorunları radikalleşmeyle resmileştiriyorlar ve legalleştiriyorlar. 

Konu din olduğunda ve son din olarak İslam olduğunda; kişi radikalleştikçe sözüm ona ‘daha inançlı, daha dindar ve daha İslami’ olarak kabul ediliyor. İşte bu yüzden de kişiler içlerindeki rahatsızlıkları, sapkınlıkları, hastalıkları radikalleşerek toplumsal legalleşmeye gidiyorlar. 

11 Eylül saldırısında bulunanları internetten araştırın ve resimlerine bir bakın. Acaba ne kadar normal ve sağlıklı bir kişi gibi görünüyorlar? 

Reklam

Sadece bu kadar mı. Tabii ki hayır. 

İçinde iyiliğe olan inancı kalmayan, yaşama sevincini yitirmiş kişiler de dinsel aşırılıklara ve radikalleşmeye kayıyorlar. 

Ayrıca, yaşamlarında her türlü zevkleri uçlara kadar yaşamış olanlar da dinsel radikalleşmeye kayıyorlar. Sebebi de tadacakları başka şeyler kalmayıp dinsel hazzı ve katletmeyi merak etmeleri. (Avrupa’dan gelip böyle örgütlere katılanlar buna çok güzel bir örnek. Her türlü hazzı ve isteği yaşayarak başka alanlar arıyorlar ve buna en uygun ortam da İslamcı radikalleşme. Burada şunu da belirtmek isterim, böyle tipler Müslümanlar tarafından da alkışlarla karşılanıyorlar. Çünkü Müslümanların sonradan Müslüman olanlara aşırı sevgi ve muhabbet beslemeleri)

Şimdi birkaç örnekle daha da açalım:

Kendine aşık, kendinden başkasına söz hakkı tanımayan ve aşırı egoist olan bir kişi düşünün. Mutlaka çevrenizde de böyle tipleri görmüşsünüzdür. İşte böyle bir kişi ya da kişiler, dindarlaşıp daha da aşırılığa gidip radikalleştikçe içindeki bu aşırı ego dinle birleşerek iyice belirir ve legalleşir. Peki ne der bu kişi? ‘İnanıyorsanız en üstün sizsiniz’ düsturunu diye diye egosunu dinsel kılıfla kabul ettirmeye çalışır. Ve bu tip kişiler şunu da yaparlar: Hiç okumadıkları, bilmedikleri bir dine inanan kişiler için ‘üstün ırk olduklarını iddia ediyorlar’ derler. Aslında onlar üstünlük saplantısındadırlar ve koca bir din öğretisinde sadece onu görürler ve ortaya çıkarırlar. Müslümanlar arasında da ‘Yahudi düşmanlığı’ prim yaptığı için bu kişiler birden kutsal kimlikler halini alırlar. 

İçsel huzuru ve yaşam sevinci olmayan kişiler ise sürekli olarak ‘cennete gitmek’ üzerine kurulu bir söylem içindedirler. Çünkü mutlu olma çabaları yoktur ve öldükten sonra hedeflerinde cennet vardır ve bu dinsel söylem prim yapar. İnsanlar da bu kişileri dindar olarak kabul ederler ve bu kişi içsel huzursuzluğunu dinle ve dinde radikalleşmeyle legalleştirir. Sosyal medya bu insanlarla doludur. 

Hayatlarını kişisel tecrübeleriyle anlamlandıramayanlar da kendilerine kurtarıcı olarak dini kullanırlar. Dinde radikalleştikçe hayatları anlam kazanır ve hayata tutunma sebebi olarak görürler. Bir de bunlara düşmanlar oluşturdunuz mu deymeyin keyiflerine. 

Aktüel bir konuyla da örnek verelim. 

Bir dini gruplaşmanın sözcüsü durumundaki bir kişi şu beyanı verdi: ‘Ekonominin bozukluğunun sebebi kadınların çalışması….’

Bu kişinin yaşadığı sorun, kadın sorunu. Kadınlarla ilgili sorunları var. Dini anlamda falan düşünmeyin sakın, insani açıdan sorunları var. Bu yüzden de, bu yönünü dinde kadının durumu şöyledir, böyledir diye legalleştirmeye çalışıyor. 

Bütün bu örnekler ve hayatın içinde olan başka örnekler bize şunu gösteriyor: ‘İnsanlar, kendi içsel sorunları ve çıkmazları için dini kullanıyorlar. Ve prim yaptığını gördükçe daha da kullanıyorlar ve sonrasında dinsel radikalleşme başlıyor’. 

Hayat anormalleştikçe de, sorunlu-içsel problemli ve hasta kişiler aşırılıkları topluma pompalıyorlar. 

Din, insanın hayatını zenginleştiren, tatlandıran bir durum olmaktan çıktı; agresif, sorun oluşturan, dünyaya ve hayata aykırı bir baskı unsuru oldu. 

İslamcı radikalleşmeye bir de bu açıdan bakılması gerektiği kanaatindeyim. 

Sevgi ve Bilgiyle kalın

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here