İstanbul’da tekrarlanan seçimin sonuçlarının Ak parti ve MHP için ciddi şekilde incelenmesi gerekiyor demeden geçemiyoruz. Çünkü el değiştiren ilçeler azımsanmayacak kadar çok. Fatih, Üsküdar gibi ilçeleri İmamoğlu’nun alması ve genel İstanbul haritasındaki değişiklik açık ve net bir mesaj. Verilen bu mesajla ilgili sorulara geçmeden diğer soruları aktarayım:
- Mazbata problemi çıkar mı? Sanmıyorum.
- Ak parti ve MHP nasıl bir politika izlerler? Bunu bugünkü grup toplantıları gösterecek.
- İmamoğlu başarılı olmasın diye özel çalışma içine girilir mi? Girilirse sonuçları ne olur? Evet bu olabilir ama o zaman da Ak parti ve MHP ittifakı çok daha büyük oy kaybına uğrar.
- Binali Yıldırım için rövanş tarzı bir görevlendirme olur mu? Olursa nasıl sonuçlanır? Evet, bu mümkün. Sayın Yıldırım için rövanş tarzı görevlendirme yapılabilir. Ancak bu durumda da Cumhur ittifakı ciddi oy kaybına uğrar.
- Ak parti ve MHP bu sonuçtan gereken dersi çıkaracaklar mı? Bu konuda pek olumlu düşünmüyorum. Çünkü hala daha samimi bir davranış ve söylem takınılmış değil. Bazı bakanların tehditvari sözleri bunun ispatı. Bu davranış devam edecek olursa demokrasimiz ve ülkemiz için zararlı olur.
- MHP’nin sonuca ilişkin değerlendirmesi aslında ne demek? MHP değerlendirmesinde ‘sonuçlardan erken seçim çıkartılamaz’ derken, benim fikrim, aslında bu kapıyı aralamak istiyor. Neden mi? Çünkü Ak parti sonuçları irdelediğinde MHP ile koalisyonu masaya yatıracak ve MHP de bunu istememekte. Neden bu düşüncedeyim? Çünkü MHP başkalarının sırtından kendi düşüncelerini ifşa etmeyi hep yapıyor.
Verilen mesajlar:
- Seçim sonucunu Ak partililer objektif manada algılayabildiler mi? Sanmıyorum. Hala daha anlamış değiller. ‘İstanbul seçimini böyle yaptı’ diye başlayan cümleler, çok farklı devam ediyor ve sanki ‘böyle karar verdi İstanbul ama sonuçlarına katlanır’ gibi bir tepki var. Bu tepkiyi ortadan kaldırmak da Ak partili yöneticilerin görevi. Milletin verdiği bir karar var ve bu karar da %9,5’lara varan önemli sonuç. Normal düşünen akıl için yapılacak, başını ellerinin arasına alıp kendini sorgulamaktır.
- Sonuçlar keyfiliğe ikaz mıydı? Evet, bu sonuçla Ak parti, milletin yeri geldiğinde kendisine de ders vereceğini görmüş oldu. Uzun zamandır kemikleşmiş bir hal alan iktidar partisi keyfiliğini sorgulamaları gerekiyor. Millet, keyfi şekilde seçimin iptalini ve sonrasında devletin imkanlarını sonuna kadar kullanarak hiç adil olmayan seçim sürecini cezalandırdı.
- Bu cezalandırma hakkıyla anlaşılmazsa, neler olur? Bu ders verme, cezalandırma hakkıyla değerlendirilip anlaşılmazsa cumhur ittifakı, yani Ak parti ve MHP, oy kaybına uğrayacak ve bu oylar da yeni adresler arayacak.
- Klasik sağ-sol düşüncesi değişti mi? Bence değişti. Muhafazakar kesim için sorgulanamaz doğru olan ‘CHP’ye oy verilmez’ inancı kırıldı. Artık insanımız bu klasik sağ-sol düşüncesinin değişmesini istiyor. Sağda olan solu da anlamalı ve ona göre söylem takınmalı; solda olan da muhafazakar kesimi anlamaya çalışmalı ve ona göre politika yapmalı.
- Milletin verdiği mesaj siyasi hayatı nasıl şekillendirecek? Verilen bu mesajla siyasi hayatın değişeceği kesin. Zaten MHP de bunun farkında olduğu için, sonuçları değerlendirmesinde ikili ihtimal taktiğini uyguladı. Hem tarafını belli eder gibi, ‘bu sonuçtan erken seçim çıkmaz’ dedi ve hem de bu tabiri kullanarak kapıyı araladı ve ona göre politika kurmaya başladı. Milletin verdiği ‘sağ-sol artık bitmiştir, önemli olan değerlerdir’ mesajı siyasi hayatımızda yeni oluşumların yerini de açmış oldu. Bu noktada konuşulan iki gelişme var: Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan.
Ahmet Davutoğlu küskünleri toplamayı amaçlıyor gibi gözüküyor. Ak parti içinde olabilecek bir gelişme. Ancak Ali Babacan’ın çalışması daha genel, kapsayıcı, milletin verdiği mesajı karşılar tarzda. Bu sebeple de şanslı.
- Ali Babacan’ın çalışmalarından rahatsız olanlar nasıl politika izliyorlar? Bu yeni oluşumun ses getirip toplumda karşılığı olacağı aşikar. İşte bu yüzden de etkisini azaltmak için çalışmalar başlamış gözüküyor. Nasıl mı? TV kanallarında, gazete köşelerinde sürekli olarak İmamoğlu’nun muhafazakar seçmenden de oy alabileceği vurgusu yapılarak. İmamoğlu muhafazakar kesimden oy almıştır, evet. Daha farklı bir aday daha olsaydı bu kadar oy alamayacaktı, bunu da görmek gerekiyor. Bir diğer konu da, İstanbul’da başkan olanın siyasi hayatta aktif rol alacağı düşüncesi. Bu da özellikle dillendiriliyor ki, İmamoğlu aynı yolu izlesin ve böylece kurulacak parti başarılı olmasın. Ancak şurası unutuluyor: Kurulacak bu parti başkalarının baktığı açıdan kendini şekillendirmiyor; toplumsal değişim, dünya ve ülke gerçekleri, ekonomik veriler ve çözümler, genç kuşakların beklentileri, kaliteli ve erdemli siyaset, ülkedeki insanlarla barışık olma, ülkenin bütün kesimlerinin birleştirilmesi, diğer ülkelerle barış içinde hareket etme gibi önemli kriterler üzerinde şekilleniyor. Bu yüzden de standartlara göre yapılan başarısızlaştırma çalışması tutmayabilir…
Sevgi ve Bilgiyle kalın











