İstanbul’u Almaktan Daha Önemlisi Kaybetmemektir

0

İnsanların, yerelde 25 (hadi Saadetlileri kızdırmayalım da 20’ye çekelim), merkezde 17, toplamda 37 senelik Ak Parti iktidarının koltuklarla ve o koltukların işaret ettiği güç odakları ile ilişkilerini hafife aldıklarını görüyorum.
31 Mart ve 23 Haziran’da koşulsuz destek verdiğim ve iktidarı gerçek anlamda tuş eden İmamoğlu’nun bu başarısı belli ki ondan çok ondan beklentisi olanların başını döndürmüş.

Oysa ki İmamoğlu sadece İstanbul’u kazandı tüm merkezi yönetim aynı ağır ve kesif iktidar odağının elinde olmaya devam ediyor.
İmamoğlu’nun iktidarı alırken gösterdiği sukuneti ve plan odaklılığı belli ki anlamakta hala güçlükler var. İmamoğlu’na seçim kazandıran taktik bazılarına hiç ilham vermemiş. İktidarın merkezi sinir sistemine dahil olan İmamoğlu “effect”in bu bünyede nasıl yan etkilere yol açtığını kimse merak etmiyor diye anlıyorum.

Oysa ki AKP tam bir İstanbul partisidir. Ve İstanbul’u kaybetmek AKP’de ana atardamarda kanama anlamına gelen etki yaratmıştır. Ana atardamarı kanayan birinin ne yaparsa yapsın gözünün hep orada olacağına kim şüphe duyar?

Askeriyeyi, Hazineyi, Hariciyeyi, Dahiliyeyi hem de uzun süredir, hem de kimseye hesap vermeden yöneten AKP’den söz ediyoruz.

Bir rodeocunun üzerinde sağlam durmaya çalıştığı azgın bir küheylan bile AKP ile İstanbul’da eş güdümlü çalışmaktan daha kolay bir partner gibi görünmektedir.
Oysa ilkelerinize riayet eder ve karşınızdakilerden ilkelerinize saygı beklerseniz, işiniz aslında hiç de sandığınız kadar zor olmayacaktır.

İmamoğlu’nun Bahattin Yetkin’i AKP merkezi iktidarda olmasa göreve almayacağına bahis açsam kimse benimle iddiaya girmez.
CV’si AKP’nin içinde gelişmiş birine üst düzey görev vermek pazarlık olmasa da ricanın neticesidir. Her rica kabul görmez ama bazı ricalar kabule şayandır. Yukarıda anlattığımız sebepten şayandır.

Size basit bir örnek vereyim. Bugün Selahattin Demirtaş hapisten çıksın aday olup seçilemeyeceği il bence yoktur. Buna Osmaniye de dahildir. Sn. Bahçeli ile iddiaya varım. Buna rağmen Selahattin Demirtaş halk iradesine rağmen bırakın yönetme iradesini, özgürlük hakkını dahi kullanamıyor.

Türkiye’de, yazık ki, yuvarlanan taşlar birleşti ve bir çığ gibi önüne çıkan her şeyi aldı götürdü. İstanbul seçimleri bu akışta bir durak olarak direnç noktası oldu.
Ancak bu direnç oluşurken sadece tek bir dayanak noktası vardı. Bu da mevcut iktidara karşı olmak.

Reklam

Oysa bu saatten sonra sadece iktidara karşı olmak değil iktidardan daha iyisini yapabileceğini kanıtlamak, daha kötüsüne düşmemek ve geride kalmamak.
Seçimi bir kez kazanmak harikadır.
Ama kazanılan seçimin ardından iktidarı hem de başarısızlık damgası ile kaybetmek faciadır.

AKP ayakta kalmak için tüm yolu denerken karşı tarafı da düşürmek için elinden geleni yapacaktır. Daha seçim olmadan kazansa da çalışamaz diye tehdit edilen ve tehdit eden kimdi? Hatırlayınız lütfen.

Şimdi herkes belediye dahilindeki atamalara büyüteçle bakarak teker teker şecere izliyor. Daha önce sosyal medyada ya da farklı mecrada kendilerini afişe etmiş olanları tespit edip görevlendirmeleri yargılıyor.

İmamoğlu seçimi kazanmasa böyle bir sorgulamayı akla dahi getirmek mümkün değil iken ve bu kişiler bu görevlerini bunca yıl yaptıkları şekilde devam ettirecekken şimdi teker teker bu kişiler geçmiş davranışları için bedel ödemeye davet ediliyor.
Çok da iyi oluyor.

Peki bugüne kadar en azından sosyal medyada görünür biçimde kendini afişe etmemiş olanlar? Onlar bunca yıldır yaptıkları göreve aynen devam edecek mi?
Onlar hiç trol gibi davranmadı diye İstanbul’un bu hale gelmesinde sorumlulukları yokmuş gibi davranılarak bağıra basılacaklar mı?

O zaman aslında Ekrem İmamoğlu ‘liyakata önem verdim’ derken istediğini tam olarak anlatamamış demek ki…
Liyakat demek bizimle çalışırsınız ancak bizim koşullarımızla çalışırsınız demek. Bu arada geçmişte yediğiniz hurmalar karnınızı tırmalayabilir. O zaman da yapılacak bir şey yoktur.

Bence Ekrem İmamoğlu da onu takip edenler de bu işleri sorgulayanlar da çok doğru yapmaktadır.
İş herkesin gözü önünde tam da Vezneciler Meydanında cereyan etmektedir. İBB’nin bilmem kaçıncı katının bilmem kaçıncı kapalı odasında ‘seni kovdum, seninle çalışmayacağım’ demenin kimseye faydası yoktur.

Ekrem İmamoğlu’na daha seçim bitmeden ‘çalıştırmam’ tehditi savuran kişi bu ülkenin en yetkin konumunda ise, Ekrem İmamoğlu bu işi usülünce idare ettiği için ancak kutlamayı hak eder.

Reklam

İmamoğlu’nun ona oy verenlerin güvenine, ona oy verenlerin de oylarının arkasında durduklarını gösterme iradelerine ihtiyaç var.

Bayram bugün bitiyor…
Hayat birkaç güne kadar gerçek temposuna dönecek. Yaz ise henüz devam ediyor.
Mart’ın sonunda gelmeyen bahar için Haziran’ı feda edenler sıkın dişinizi.
Onca yıl beklediniz biraz daha bekleyebilirsiniz.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here