İstihbarat Teşkilatlarında; Başarı / Başarısızlık

1

İstihbarat teşkilatlarının – Örgütlerinin ve / veya şirketlerinin “Başarılı” olup olmadıkları neye göre belirlenir?

Kıstaslar nedir?

Hangi durumlarda başarılı ya da başarısız ilan edilir?

Eşyanın ve doğanın tabiatı gereği elbette ki; mevcut yürüyen operasyonun, istenilen sonuçla kapanması sizi “analitik” olarak başarılı kılar.

Peki, sadece böyle olması yeterli midir?

Evet, sonuçlara, operasyonun sonunda / günün sonunda “kapanış raporuna” yazdığınız “sonuç” kısmı, o operasyonda çalıştığınız kurumun “başarı” ya da “başarısızlığında” kesin ve kati olan tek sonuçtur. Geriye kalanlar küçük detaylardır.

Detaylar?

Çok mu önemlidir, sonucun nasıl olduğunda?

Birlikte inceleyelim;

İstihbarat teşkilatlarının başarılı olup olmadıkları için tek “sonucun nasıl olup olmadığı konusundaki” başlık yeterli midir?

Ya da bu başlık kendi içinde çeşitlenirse durum ne yöne doğru ilerler?

“Bir istihbarat örgütünün başarısı, varlığını hissettirmeden gerçekleştirdiği sessiz çalışmayla hedefine ulaşmasından sonra, arkasında bıraktığı izlerin ancak fark edilir olmasıyla ölçülür” böyle midir “başarı” kavramı?

Varlığını hissettirmeden sessiz bir çalışmayla operasyon tamamlanıyor ve hemen arkasında bir bildiri ile duyuruluyor?

O zaman bu başarısız bir istihbarat şirketi midir?

Arkasında iz bırakmıyor ve direk imza atıyor. Operasyon incelendiğinde direk “Teşkilat adı hatta görevli uzmanın ismini bile” verebiliyorsunuz. O zaman? Başarısız mıdır yine de? Ama sonuç; kazanılmış bir görev.

İhtimalleri çoğaltalım; Bir operasyon düzenleniyor ve operasyon bir yerde çatlayıp, başarısızlıkla sonuçlanıyor. Ama hedef birim operasyonu kimin – neden – nasıl ve niçin yaptığını bir türlü tespit edemiyor?

Bulamıyor.

Tüm yollar tıkanıyor. Bu operasyonu dizayn eden örgüt, başarılı mıdır yoksa başarısız mıdır?

Daha basit bir soru sorayım; “İstihbarat dünyasında ‘başarı’ nedir?”

Hiç şüphe yok ki; hedefinize ulaşamadığınız operasyonlardan bile muazzam başarılar elde edebilirsiniz ya da tam tersi durumlarda hedefinize ulaşırsınız ama ezdiğiniz çimenlere baktığınızda fatura daha yüksek çıkabilir.

İstediğiniz hedefe ulaşmışsınız ama ciddi bir personel kaybı oluşmuştur.

Başarı?

Başarısızlık?

Hangisi?

Operasyonun icrası sırasında “üçüncü kaynaklarda” bir sızıntı sizi “dördüncü bölge”de açık etmiştir. Ama icra başarılı şekilde yürümüştür.

Sonuç nedir?

Operasyon aşamasında “düzensiz ve disiplin eksikliğinden” dolayı belirgin izler / lekeler / kirler oluşmuş ve bu sonradan fark edilmiştir?

Sonra?

Dediklerimin yanında bir de “Üçüncü Grup Alan Çalışması” sırasında düşman / hedef birimlere sızıntı olmuş ise suçlu kimdir?

Muhbirler ya da “besili kaynaklara” dayalı operasyonlardan bahsetmiyorum. Uzak hedef bölgedeki bir operasyonda “telli / telsiz muhabere araçlarında” teknik bir sorundan kaynaklı “çatlama” olduysa, sonuç ne olur?

Fatura kime kesilmelidir?

Tüm bunların hepsinin olma ihtimali çok çok yüksekken ve sık sık istihbarat uzmanlarının başına geliyorken, operasyonun hedefe ulaşması ne kadar önemlidir?

Ya da ulaşamaması?

Bir “Kaçma” görevinde alandaki personeliniz, ayağını burkup, yere düşüp, yakalanması sonucunda eksi puan kime yazılır?

Başarı burada nerede yatar? Peki ya başarısızlıkta suçlu kimdir?

Yanlış nerededir?

Bir toplantı sırasında “yerine geçtiğiniz / taklit ettiğiniz” kişi ya da kişiliğin solak olduğunu unutup, sağ elinizle form doldurursanız ortaya çıkacak “artı veya eksi değer” sizi ne kadar sorumlu tutar?

Peki ya çalıştığınız istihbarat örgütünü?

Kim başarısızdır?

Siz mi yoksa çalıştığınız kurum mu?

Sizi o göreve atayan ve sizden başarı bekleyen büronun suçu nerededir?

Sizden başarı beklemesinde mi yoksa sizin gibi birini oraya göndermesinde mi?

Sizin gibi biri?

Siz kimdiniz ve yetenekleriniz nelerdi?

Sizden Davut heykeli yapmanız istenmişken siz birinci sınıf bir Mona Lisa tablosu ortaya koyarsanız kötü bir iş mi çıkartmış olursunuz?

Sizin heykeltıraşlıktaki yetenekleriniz bilinirken sizden Davut heykeli isteyen şirket?

Ya ona ne demeli?

İstihbarat dünyasında; “başarı” ve “başarısızlık” muhakkak ki; göreceli bir kavramdır. Rasyonel olarak olaya bakıldığında sonuç ve sonuca ulaşırken izlenen yoldaki gizlilik muhakkak çok önemlidir. Bir operasyon sırasında çalışma usullerinizdeki tam gizlilik, tam profesyonellik ve %100 bağlılık ile icra edilmesi sonrası hatta çok sonrası o operasyonu sizin yaptığınız ve başardığınız öğrenilirse bu sizi kesinlikle “Başarılı bir istihbarat örgütü” yapar.

Ancak “insan faktörünün” olduğu her alanda olduğu gibi “istihbarat dünyasında” da hata payları her zaman mevcuttur. Bir işin içinde “insan” varsa zaten siz o işe eksi puanlarla başlarsınız. Başardıkça, başarılı oldukça puanınız yükselir. Hiç şüphe yok ki istihbarat dünyasında da bu böyledir. Duygusal yakınmalar, anlık anksiyetik bozukluklar, dış kaynaklı travmalar hatta psikolojik durumunuz bile çok önemlidir. Tüm bu toplama işlemi sonrası; Kazanılan ya da kazanıldığı düşünülen bir operasyonun ne kadar başarılı olduğu ise çok sonra ortaya çıkar.

Kaybedildiğini düşündüğünüz bir operasyonun başka bir yerdeki kanat çırpışları size inanılmaz kazançlar sağlarken kazanıldığını düşündüğünüz operasyonun faturası elinize geçtiğinizde aslında neler kaybettiğinizi o an görürsünüz. Ve her iki durumda “Başarı ya da başarısızlık” durumu çok sonra ortaya çıkar.

İstihbarat dünyasında, “Operasyonu Dizayn Etmek” bambaşka bir şeydir, o “Operasyonun içinde olup icra etmek” bambaşka bir şeydir. Her iki taraf içinde başarı; “…varlığını hissettirmeden gerçekleştirdiği sessiz çalışmayla hedefine ulaşmasından sonra, arkasında bıraktığı izlerin ancak fark edilir olmasıyla ölçülür…” olsa da bazı durumlarda bu durum ciddi değişkenlik gösterir. O durumlar da kesinlikle “insan” faktörü ile ölçülebilir.

Sonuç olarak; klişe olsa bile, bir operasyonun başarılı olması için; vadesi ve mevduatı ne olursa olsun, istenilen hedefe “gizlilik” içinde ulaşılması ile ölçülür.

Müşterinin beklentisinin ne derece de tatmin olduğu ile ölçülür. O operasyonun icrası sırasında yaşanılan – kazanılan ve kaybedilenlerin hiçbir önemi yoktur. Ve evet, bir istihbarat örgütünün başarısı ancak bu durumlarla birbiri ile kıyas edilebilir. En az zafiyet veren, en az hata yapan hatta en az kir bırakan teşkilat en başarılı teşkilattır. Ancak, bir de “insan / çalışan / görevli / atanmış” olarak olaya bakmakta fayda vardır. Zira işin temeli “insansa” kıstasta “insanca” olmalıdır.

1 YORUM

  1. başka istihbarat örgütlerinin yönlendirmesiyle hareket eden istihbaratın hiç bir operasyon başarısından söz edilemez. edilse edilse rezilliklerinden kepazeliklerinden söz edilebilir.o tür örgütlerin başarısı başka istihbarat örgütlerinin etkisinden kurtulma çabasıyla ölçülür ve ben öyle bir çaba göremiyorum.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here