Japonya ve Çin için büyükelçi adaylarını açıkladı..

0

ABD Başkanı Joe Biden, Japonya ve Çin’e büyükelçi atamaları için düşündüğü isimleri resmi olarak açıkladı.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, Biden’ın Japonya Büyükelçisi olarak eski Beyaz Saray Genel Sekreteri Rahm İsrael Emanuel’i ve Çin Büyükelçisi olarak eski üst düzey Dışişleri Bakanlığı çalışanı Nicholas Burns’ü seçtiği bildirildi.

Siyasi kariyerinde 3 dönem Kongre üyeliği geçmişi olan Emanuel aynı zamanda eski ABD başkanlarından Barack Obama’nın Beyaz Saray Personel Müdürlüğü, Bill Clinton yönetiminde ise kıdemli danışman görevlerinde bulundu. Emanuel son olarak 2 kez Chicago Belediye Başkanlığı görevini yaptı.

Uzun süre dış politika uzmanlığı yapmış olan Burns ise onaylanması durumunda, ABD’nin kendine rakip gördüğü Çin ile ilişkilerin yönetilmesi adına en kritik büyükelçilik görevlerinden birini üstlenmiş olacak.

Beyaz Saray ayrıca, Tanzanya Büyükelçisi olarak görev yapmak üzere de Dr. Michael Battle’ın aday gösterildiğini duyurdu. Biden’ın 3 adayının da Senato’nun onayından geçmesi gerekiyor.

Ocak ayından bu yana ABD Başkanlığını yürüten Joe Biden büyükelçi atamaları ile ilgili eski başkanlara göre çok yavaş hareket ediyor. Görevinin ilk iki ayında denizaşırı ülkeler için hiç bir büyükelçi ismi belirlemeyen Biden’ın bugüne kadar tek onaylanmış adayı ise Meksika Büyükelçiliğine atanan Ken Salazar.

Mevcut durumda boş olan Çin, Hindistan, Fransa, Kanada ve İsrail gibi önemli ülke büyükelçilik atamaları hala onaylanmayı bekliyor.

Afgan ulusal güçlerinin tamamen çökmesi beklenmedik bir şeydi

ABD Başkanı Biden, Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında, Afganistan’daki son durumu ve devam eden tahliye operasyonundaki tabloyu değerlendirdi.

Biden, ABD’nin Kabil’deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı üzerinden ülkedeki Amerikalıları, ABD’ye destek olan güvenlik taramasından geçmiş Afganları ve diğer bazı 3. ülke vatandaşlarını tahliye operasyonundan övgüyle bahsetti.

Kabil’de 6 bin civarında ABD askerinin görev yaptığını anlatan Biden, “Bu operasyon, tarihteki en zor hava tahliye operasyonlarından biridir.” ifadesini kullandı ve son rakamlara göre 14 Ağustos’tan bu yana ülkeden çıkarılan kişi sayısının 13 bini geçtiğini belirtti.

Biden, Taliban ile yaptıkları anlaşma uyarınca Amerikan pasaportunu gösteren ABD vatandaşlarına Taliban’ın havalimanına kadar güvenli geçiş imkanı sağladığını vurguladı. “Taliban ile tahliye operasyonu konusunda yakın temas halindeyiz.” diyen Biden, ABD askerlerine veya operasyona müdahale etmeleri halinde en hızlı ve güçlü şekilde karşılık vereceklerini Taliban’a birçok kez ilettiklerini sözlerine ekledi.

Geride, Afganistan’dan ayrılmak isteyen hiçbir ABD vatandaşını bırakmayacaklarını kaydeden Biden, 31 Ağustos’tan sonra da ülkede asker bulundurup bulundurmayacakları sorusuna “Zamanı gelince değerlendireceğiz.” diye yanıt verdi.

Biden ayrıca, gerekmesi halinde havalimanına gelememiş ancak gelmek isteyen Amerikalılar için “kurtarma operasyonları” da yapabileceklerini ifade etti.

Afganistan’da bazı DEAŞ yanlılarının hapishanelerden (Taliban tarafından) salıverildiğini iddia eden Biden, Kabil Havalimanı etrafında muhtemel terör tehditlerine karşı tedbirler aldıklarını da belirterek, “Bu arada şunu da söylemek lazım, Afganistan’da DEAŞ ile Taliban birbirlerine yeminli düşmanlar.” dedi.

Afgan ordusunu ve yönetimini suçladı

ABD Başkanı Biden, Taliban’ın ülkede kontrolü bu kadar hızlı sağlamasına ilişkin ABD’nin hatalı bir istihbarat değerlendirmesi yapıp yapmadığına ilişkin bir soruya ise topu Afgan yönetimine atarak şu yanıtı verdi:

“Biz her ne kadar Taliban ile Doha’da irtibat halinde olsak da Afgan ulusal güçlerinin tamamen çökmesi beklenmedik bir şeydi. Eğer Afgan güvenlik güçleri Kabil kuşatıldığında savaşsalardı çok farklı bir hikaye olurdu. Ama ortak kanaat Afgan güvenlik güçlerinin böyle çözülmeyeceği, ülkeyi terk etmeyeceği ve silahlarını bırakmayacağı yönündeydi, ancak böyle oldu.”

Biden, Taliban’ın bundan sonraki eylemlerine bakarak bir yol haritası çizeceklerini ve gelecek hafta çevrim içi yapılacak G7 zirvesinde müttefikler olarak ortak bir politika belirlemeye çalışacaklarını dile getirdi.

ABD’nin Afganistan’da El Kaide’yi yok ettiğini ve Usame bin Ladin’i öldürerek misyonunu tamamladığını savunan Biden, “Eğer ülkeden çekilme kararı almasaydık oraya 1 Mayıs’tan sonra daha fazla asker göndermemiz gerekecekti. Bu askerlerimizin bazıları belki de orada hayatını kaybedecekti. Peki ne için?” diyerek ABD’nin artık Afganistan’da ulusal çıkarının kalmadığını ifade etti.

ABD’nin terörle mücadelede daha nokta atışı hedeflere yoğunlaşacağını anlatan Biden, görüştükleri müttefiklerinin de ABD’nin Afganistan’dan ayrılma stratejisinden şikayetçi olmadığını savundu.

ABD, sığınmacıları Meksika’da bekletme uygulamasına mahkeme kararıyla geri dönüyor

ABD yönetiminin haziran ayında uygulamadan kaldırdığı, sığınmacıların Meksika’da bekletilmesini öngören Göçmen Koruma Protokolü (MPP), mahkeme kararıyla hafta sonu yeniden uygulamaya girecek.

Donald Trump’ın başkanlığı döneminde uygulamaya konulan ve mevcut yönetimin sona erdirdiği protokol, sığınma başvuruları tamamlanmayan on binlerce Orta Amerikalı göçmenin Meksika’da beklemesini öngörüyor.

Göçmen Koruma Protokolü’nün 1 Haziran’da durdurulması üzerine Missouri ve Texas eyaletlerinin Biden yönetimine açtığı davada federal mahkeme, geçen hafta yönetimin protokolü “bazı faydalarını göz ardı ederek keyfi ve mantıksız biçimde” durdurduğu sonucuna varmıştı. Mahkeme, yönetime protokolün yeniden başlatılması için bu hafta sonuna kadar süre tanımıştı.

Biden yönetiminin söz konusu kararı durdurmak amacıyla ABD 5’inci Temyiz Mahkemesine yaptığı başvurunun kabul edilmemesi üzerine protokolün yeniden devreye alınması için tanınan süre hafta sonu doluyor. ​​​​​​​

Protokol, sığınmacıları şiddete ve sağlıksız koşullara maruz bıraktığı gerekçesiyle Demokratlar ve göçmen hakları savunucuları tarafından eleştiriliyordu.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here