Kadına şiddete karşı topyekun mücadele etmeliyiz

0

BM Genel Kurulu 1991 yılı 25 Kasım gününü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü ilan etti. Ancak o gün bugündür biz kadınlar, sadece ülkemizde değil tüm dünyada, üniversitede, iş yerinde, sokakta, apartmanda, restoranda, sporda, ev ortamında, sosyal medyada kısacası hayatın her alanında ne yazık ki şiddete maruz kalmaya devam ediyoruz.

Üstelik son yıllarda sosyal medyanın da etkisi ile artan farkındalıkla yaratılan kamusal bilinç bile karşı karşıya kalmış olduğumuz şiddetin boyutunun her geçen gün çoğalarak devam etmesine bir nebze dahi olsun engel olamıyor.

Milliyet’e açıklama yapan Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Ülke Direktörü Asya Varbanova,

Dünyada 15 yaş ve üstü her üç kadından birinin hayatı boyunca en az bir kez yakın partnerleri ya da partnerleri olmayan biri tarafından fiziksel ya da cinsel şiddete maruz bırakıldığını ve bu şiddet seviyelerinin son on yılda değişmediğini söylüyor. “Eğer veriler cinsel taciz, siber şiddet, insan ticareti, gibi kadınları ve kız çocuklarını etkileyen tüm şiddet olaylarını içeriyor olsaydı rakamlar çok daha yüksek olacaktı. Türkiye’de her 10 kadından 4’ü hayatlarının bir noktasında eşleri veya yakın partnerleri tarafından fiziksel ve cinsel şiddete maruz bırakılıyor. Toplumsal cinsiyete dayalı kalıp yargılar ve kadınlarla erkekler arasındaki eşitsizlikler kadınlar ve kız çocuklarına yönelik şiddeti alevlendirmeye devam ediyor.” diye ekliyor.

Çok değil daha on gün önce, tek suçu sosyopat, psikopat, katil Can Göktuğ Boz’un radarına girmek olan masum ve günahsız genç kadın Başak Cengiz‘in sokak ortasında samuray kılıcı ile vahşice katledilmesine tanık olmuştuk. Pırıl pırıl donanımlı bir insan, her yanı ile melek gibi bir enerji yayan gencecik bir kadın, nice hayali, umudu varken katledilmiş, önündeki acı tatlı süreceği upuzun ömrü bir hiç uğruna çekip elinden alınmıştı.

İnsan hakikaten kahroluyor.

Yaşanan bu trajedinin acısı hâlâ yüreğimizi sızlatırken şimdi de Kadıköy metrosunda yaşanan elim hadise gündeme bomba gibi düştü.

İzlediğimiz görüntüde Kadıköy – Tavşantepe metrosunda bir saldırgan elindeki bıçağı sağa sola sallıyor, sinirli bir şekilde vagona bir binip bir iniyor ve bir kadına tehditler savuruyordu.

Bıçaklı saldırganla muhatap olan Senanur Damgacı’nın bir televizyon kanalına verdiği röportajda Emrah Yılmaz’ın maskesini burnunun altına indiren bir başka kadını uyarma mahiyetinde saygısızca davranışlarından rahatsız olup kendisinin olaya müdahil olduğunu anlatıyordu. Bu andan itibaren ağza alınmayacak küfür, hakaret ve tehditlerle Senanur Damgacı’yı yönelen saldırganla aralarında bir arbede yaşandığını sözlerine ekliyordu. Ardından Senanur Hanım, saldırganın cebinden çıkardığı kocaman bir bıçakla karşı karşıya kalmış.

İzlediğimiz görüntülerde bini bir para olan hakaret ve küfürlerle muhatap olan genç kadının saldırgan karşısında göstermiş olduğu serinkanlılığa şapka çıkarmamak mümkün değil. Oysa böylesi bir anda insanın donakalması işten bile değildi.

Neyse ki hadise anında metro kalabalıktı ve genç kadın kick boksçu olduğu için kendine güveniyordu. Buna rağmen bıçağı saplamaması için dua ettiğini de ifade ediyor. Bu sefer çok şükür ki can kaybı olmadı.

Ardından İstanbul Emniyetinin yirmi suçtan sabıkası olan, adeta suç makinesi saldırganı yattığı yerde kıskıvrak gözaltına alınmasını izledik. İçimize biraz su serpildi ama bu sadece içlerinden biri ve bununla da bitmiyor ki.

Eli bıçaklı manyak, ifadesinde bir de ne dese beğenirsiniz cebindeki bıçağı bileylemeye götürüyormuş. O da kendisine hakaret eden ve maskesini takmayan her iki kadından da şikâyetçiymiş. Bak sen! Hem suçlu hem güçlü diye buna denilir.

Arsızı, uğursuzu hep bizim başımızda!

Bianet’ten aldığım bilgiye göre 1 Ocak 2021 den 23 Kasım tarihine değin görsel ve yazılı mecradan toplanan bilgiye göre 285 kadın öldürülmüş, 711 kadın şiddete maruz kalmış.

Şiddet her yanımızı sanki görünmez bir iple dolar gibi sarmış durumda. Ne ara, nereden patlak vereceğini kestirmek mümkün değil. Eş, eski sevgili, yakın arkadaş, amca, baba, yabancı… Dört duvar arasında, metroda, parkta, trafikte…

Sebep namus, hırs, kıskançlık, öfke ya da her ne dersen de. Bunlar gözü dönmüş caninin kendini haklı çıkarmak için sığınacağı bin bir türlü bahane.

İçişleri Bakanlığı Kadın Destek Uygulaması’nın (KADES) bugüne kadar benim de içlerinde olduğum yaklaşık 3 milyon kadın tarafından indirilmiş, 242 bin 473 ihbara da müdahale edilmiş. Düşünebiliyor musunuz milyonlarca kadın şiddetle baş edebilmek için kendince çareler arıyor.

Şunu bilin, biz kadınlar kendimizi erkeklerle iletişime geçtiğimiz hiçbir alanda güvende hissetmiyoruz.

Bu nedenle, bu sadece bizim değil, siz ERKEKLER! Sizin de sorununuz.

Dışarıdan eve yemek söylediğimizde eğer yalnızsak sanki yanımızda biri varmış gibi davranmak istemiyoruz. Ya da yolda yürürken biraz geç bir saatse takip edildiğimizi düşünerek korkuyla adımlarımızı sıklaştırmak. Kibar davranıp, dostane bir selam verdik diye elimizi verince kolumuzu kaptırarak, tacize uğramak bizim suçumuz değil. Tehdit sadece dışarıda değil ki; evde de devam ediyor. Bu devirde bir kadın eşinden ayrılmak istedi diye ölümle burun buruna gelmemeli. 

Her yeni gün yeni bir kadının öldürülmesi, fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalması, taciz edilmesi, mobbinge uğraması haberleri ile sarsılıp durmaya devam etmek istemiyoruz.

Kadınların utanç ve damgalanma korkusu olmadan yaşadığı en ufak bir şiddeti göz ardı etmeden dile getirmesi için kadın, erkek, yaşlı, genç hepimiz el ele vermeli, birlik olmalıyız.

Toplumun üzerine simsiyah bir tül gibi örtülen faillere yeterli ceza verilmediği üzerine oluşan bu korkunç algıyı kırmak için suç işleyenlere hak ettiği cezalar verilmeli.

Dün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül kadınlara yönelik huzur ve sükûn bozucu ya da taciz niteliğindeki ısrarlı takip fillerinin daha ağır cezalandırılmasına ilişkin yeni bir suç ihdası (oluşturma) konusunda da çalıştıklarını söyledi. 

Umarım bu gibi sevindirici gelişmeler kadınlarımızın tüm yasal haklarının ve can sağlıklarının korunması adına da gerçekleştirilir. Saçını yana tarayıp, başını öne eğdi, kravat taktı diye hiçbir katilin cezası indirilmez.

Dolar kuru yükseldiğinde feveran edip, haklı olarak çaldığınız tencere tavaları kadınlar birer birer katledilirken de ses çıkardığınızda yaşanan ölümlere ancak dur diyebiliriz.

Kadın erkek, tüm kurum ve kuruluşlar iş birliği içinde hareket ettiğinde ve insan hayatı tüm politik, ideolojik, din ve siyaset her düşünce ve inançtan üstün geldiğinde bu işi kökünden çözmek mümkün olabilecek.

O gün gelinceye kadar nefesim yettiğince, dilim döndüğünde tüm kalbimle haksızlıkla mücadele eden, şiddete maruz kalan, canına kastedilen tüm kız kardeşlerimin yanında olmaya devam edeceğim.

Yüreği sevgi ile dolu, mert, hak ve adaleti savunan kadın, erkek tüm dostlarımı da bu davada bizimle olmaya davet ediyorum. Ve yüksek sesle haykırıyorum: ASLA YALNIZ YÜRÜMEYECEKSİNİZ!

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here