Kadına Yönelik Şiddet

0

Her yıl 25 Kasım tarihi Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü (International Day for the Elimination of Violence against Women), kabul edilmiştir.

25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlüğe karşı mücadele eden üç kız kardeş (Patria, Minerva, Maria Mirabel’in) katledildi ve  cesetleri bir uçurumun dibinde bulundu. Mirabel kardeşlerin, tecavüz edilerek vahşice öldürüldüğü ortaya çıktı ve onlar diktatörlüğe karşı mücadelenin sembolü oldu. 

Bütün dünyada yankı bulan bu gelişmeler karşısında Birleşmiş Milletler 17 Aralık 1999’da, 25 Kasım’ın “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü” olarak benimsenmesine karar verdi.

Bu vesile ile biz de kadına yönelik şiddeti mimimize etmenin dini boyutuna değinelim istedik.

Tanım

Şiddet, “sertlik, aşırılık, kabalık, çevreyi sindirmek için yapılan hareket, karşı görüşte olanlara kaba kuvvet kullanmak, sert davranmak” demektir. (T.D.K,Türkçe Sözlük)

Şiddet eylemleri, insanın zihinsel işlevlerinin ürünü olup, kızgınlık, öfke, kin, nefret, düşmanlık duyguları ile beslenen bir tutkudur. (Özcan Köknel, Bireysel ve Toplumsal Şiddet, s. 24)

Şiddeti kabaca iki bölümde değerlendirmek mümkündür.

Fiziksel şiddet; sertlik, aşırılık, kabalık, vurma, dövme, öldürme gibi.

Sözlü şiddet; hakaret, tehdit, tahkir etmek, küfür etmek, gıybet, iftira, gibi.

İslam kadına şiddeti nehyeder

İslâm, barış, sulh, kardeşlik ve huzur, saadet, mahlukata şevkat ve merhamet dinidir. Sadece kadına, erkeğe, çocuğa, gence yönelik şiddet değil, hayvanlara, tabiata her alanda şiddete karşıdır. “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü”, prensibi esastır.

İslam; kadına, şefkat ve rahmet, saygı ve sevgi ile, rıfk ile davranmayı emreder. Kaba davranışı, zorbalığı, şiddeti yasaklar.

Nitekim;

“Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.” (Nisa,4/19)

“Kadınlarınız onlar size örtüdürler. Siz de onlara örtüsünüz.” (Bakara,2/187)

“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe,9/187) 

Ayrıca, kadınlar hakkında başlı başına müstakil bir sure indirilmiştir. Bu sure,”Nisa suresi”dir (kadınlar suresi demektir). 

Hatta yüce Rabbimiz, kocasından şiddet gören bir kadının Rasulullah’ a gelerek, “zıhar yemini” (eşini, annesi gibi haram sayarak terketmek,boşamak) hakkında tartışan ve Allah’a şikayette bulunan bir kadını muhatap kabul ederek Mücadele suresinin ilk ayetlerinde o kadından bahsetmiş, ona yer vermiştir.  

Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikayette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir” (Mücadele 58/1). 

Nisa suresini 34. ayetinde Allah (c.c); eşler arası şiddetli geçimsizlik söz konusu olduğunda,  “dövmeyi” değil, “boşamayı”, bir başka ifadeyle “ayrılmayı” tavsiye etmiştir.

Bu ayetin nuzül sebebi, kocası tarafından tokat yiyen bir kadının (Habibe bt. Zeyd) Rasulullah’a başvurması üzerine Rasulullah’ın aynı şiddette bir tokadın da kadın tarafından kocasına atılması (kısas) hükmünü verince bu ayet nazil olmuştur. 

“Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları serbest bırakın/ayrılın.  Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür” (Nisa,4/34).

Bu âyet inince Rasulullah “ben bir şey diledim, Allah ise başka bir şey; şüphesiz Allah’ın dilediği daha hayırlıdır” demiştir. 

Bu ayette geçen وَاضْرِبُوهُنَّ    kelimesine, meallerde genelde ‘dövme’ manası verilmektedir. Ancak  Resulullah’ın bu konudaki sözleri ve tavsiyeleri de kaynak gösterilerek, Ebu Bekir ibn Arab gibi bazı müdakkik müfessirler ‘ibaha’ yani serbest bırakma/ayrılma manası vermişlerdir.

Bu hususta Allah Rasulü “Kadınların hukuku konusunda Allah’tan sakının” (Müslim, Hac, 147.) ve “Sizin en hayırlınız, eşlerine karşı en iyi davrananınızdır” (Tirmizi, Rada’, 11.) buyurmuştur.

Veda Hutbesi‘nde “Eşleriniz size Allah’ın emanetidir. Emanetlere ihanet ermeyiniz” de diyerek de erkekleri kadınlara iyi muamelede bulunmaya teşvik etmiştir. 

Peygamberimizin “Allah’ın emaneti” ifadesini kullanması bilinçli bir tercihtir.

Kadın senin mülkün değil! Kadın sana ancak emanettir! Sahibi sen değilsin, el uzatamazsın. Keyfi davranamaz, haklarını ihlal edemezsin, ‘İstersem severim, istersem döverim’ diyemezsin demektir.

“Sizden biri günün sonunda aynı yatağı paylaşacağı hâlde (nasıl oluyor da) hanımını dövmeye kalkışır?” (Buhari, Tefsir, Şems/1.) diyerek eşine şiddet uygulayan erkeklere bu tavrı hiç yakıştırmamıştır.

Bir sefer esnasında hanımları taşıyan develeri hızlıca süren Enceşe’ye! “Yavaş sür, kristalleri taşırken yavaş ol!” (Buhari, Edeb, 111.) ikazında bulunarak kadınlara nazik davranılması gerektiğine dikkat çekmiştir.

Müslümanlar için en güzel örnek olan Hz. Peygamberin, hayatı boyunca hiçbir kadına şiddet uygulamadığını, Hz. Aişe validemiz bildirmektedir.(İbn Sa’d , et-Tabakât, I, 367) 

“Kadınlarına yumuşak ve iyi davranan kişinin, iman bakımından en mükemmel olduğunu” (İbn Hanbel, Müsned, IV, 47) vurgulayan, böylelikle kadın konusunda yeni bir anlayış ortaya koyan ve içinde bulunduğu toplumda bir zihniyet değişikliği meydana getirmeye çalışan Hz. Peygamber, Arap toplumunda var olan kadın dövme âdetini ortadan kaldırmaya çalışmıştır.

Hz. Peygamber’in hanımlarla olan ilişkilerinde, özellikle de aile hayatında ilgi, değer verme, adalet, eşitlik, hoşgörü, sevgi, saygı, nezaket, güven, iffet, feragat, haklara saygı, sabır ve tahammül, empati, îsâr ve zarafet hakim olduğu için neticede o ailede huzur, uyum ve mutluluk hakim olmuştur. 

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurur: “En hayırlınız, ailesi için hayırlı olandır. Bana gelince ben, aileme karşı sizden en hayırlı olanınızım.” (İbn Mâce, Nikâh, 50)

Uzun süre yanlarında kalan Enes b. Mâlik, Hz. Peygamber’in aile ilişkilerini çok kısa bir şekilde şöyle anlatır: “Aile fertlerine karşı Hz. Muhammed‘ten (a.s) daha şefkatlisini görmedim.” (Müslim, Fedâil, 63)

Kadının dünyanın her yerinde aşağılandığı ve bazı toplumlar tarafından insanlığının tartışıldığı bir devirde, Hz. Peygamber kadına el kalkmayacağını bizzat yaşayarak göstermiştir. 

Aile içerisinde yaşanan sorunları tatlılık ve sükûnet içerisinde çözen Hz. Peygamber, en başta kadınlara karşı hayır ve iyilikle davranılmasını tavsiye etmiştir. 

Eşlerine, çocuklarına ve yanında çalışanlara asla el kaldırmamış, Müslümanlara hanımlarıyla iyi geçinmeyi, onlara karşı sevgi ve şefkat göstermelerini istemiştir. 

Kız olarak doğmayı bir suç olarak telâkkî eden ve bu sebeple kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir toplumda kadınların durumunun nasıl olduğu az çok tahmin edilebilir.

Böyle bir toplumda, kadınların insan olarak erkekle eşit şartlara sahip olduklarını söyleyen Hz. Peygamber, hayatının tüm dönemlerinde kadınlara karşı saygı ve sevgi göstermiştir. 

Aile içi şiddeti önlemenin, sevgi ve saygı temeline dayanan bir aile olmanın yolu, Hz. Peygamber’in ailesini örnek almaktan geçiyor.

Günümüzde kadına şiddetten öte, kadın cinayetlerinin sıkça yaşandığı bir dönemde yaşıyoruz. 

Teknik ve teknoloji çağında, medeniyetin sınırsız nimetlerinden alabildiğine istifade eden insanlığın ahlaken yeniden orta çağın karanlıklara doğru sürüklendiğine şahit oluyoruz! 

Basında  ve Tv programlarında bu konu geniş  bir şekilde işleniyor ve bir çok çözüm önerileri de sunuluyor. 

Ancak bu  konuda Kuran’a ve Rasulullah’ın diriltici soluklarına ne kadar çok ihtiyacımız  olduğunu bugün daha çok anlıyoruz. 

İslam’a göre,  kadın cinayetleri işleyenler, “Yüce Yaratıcının emanetine hıyanet” gibi büyük bir suç işlemişlerdir. 

Ayrıca kadın cinayetlerinin temelinde, kadını özne ve birey olarak görmeyen, aksine nesne ve erkeğin mülkü olarak değerlendiren bir anlayış  vardır.

Şiddet gören, görmeyen Havva’nın kızlarına, ve onlara şiddet uygulayan, uygulamayan Adem’in çocuklarına, ve onları yetiştiren annelere-babalara ve onları eğiten öğretmenlere arzolunur!

Vesselam.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here