Kadının adı hâlâ KAYIP!

4

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK Türk kadını özgürce kendini var edebilsin diye tüm dünya ülkelerinden önce 5 Aralık 1934 ’te bizlere ‘Seçme ve Seçilme’ hakkını tanıyan ilk lider olarak tarihe adını altın harflerle yazdırdı.

Atatürk, bir kapıyı araladı aralamasına ama bugün gelinen noktada toplumsal olarak kadının yeri hiç de hak ettiği bir statüde değil, Sevgili Okuyucularım.

Dün muhalefetinden, iktidarına, parti başkanlarından, milletvekillerine, yazarı – çizeri oradan sokaktaki vatandaşına her ne hikmetse çoğunluğu erkeklerden oluşan bir grup insan ‘5 Aralık Dünya Kadın Hakları’ ile ilgili tivitler atıp, kutlama yapmakla meşgulken; benim bu dumanlı başımda uykusundan uyanan aslanları bir kükreme aldı ki, sormayın.

Yüzyıllar önce tanrıça olarak kabul edilip idolleştirilen, ışığıyla kitabelere konu olan, dillere destan güzelliğiyle piramitler dizdiren, adına aryalar, şarkılar söylenen, sayfa sayfa şiirler, şarkılarla methiyeler düzülen sonsuz enerji kaynağı ‘KADIN’.

Hep bir çekişme halindeki erkek hegemonyasında kılıçların kınlarından çıkmasına neden olan ve Tanrı tarafından kutsanan o muhteşem bedeninin tarlasında, yine kendi gibi eşsiz bir varlığı dünyaya getirebilme özelliğiyle onurlandırılan o taçsız kraliçenin, bugünün dünyasında nefes almak için bile yaşam savaşı veriyor oluşuydu kızgınlığımın nedeni.

Kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz dosyaları göklere çıkarken gıkları çıkamayan bazı erkekler; bizim için çok matah bi’ şeymiş gibi göstermelik iki satır yazı yazarak vicdanlarını rahatlatmaya çalışmasınlar.

Henüz birkaç hafta önce oy çokluğuyla geçirilmeye çalışılan ‘çocuk gelin yasası’ için yine kadınların boğazlarını parçalarcasına bağırdığının ve kendini sokaklara attığının gerçeğini değiştiremez dün sosyal medyada attıkları alengirli göz boyama mesajları.

Ramazan günü Devletin televizyonunda hamile kadının sokakta dolaşmasının ayıp – günah olduğunu fetva veren din adamlarına ses çıkarıyor musun sen ondan haber ver?

Kadını sadece cinsel haz objesi gibi gören  ‘ve bedenini görmesine izin verdiği erkeklerin tümüyle zina yaptığını’ söyleyebilecek kadar çılgınlaşarak dokuz birim nefsine bir türlü hâkim olamayan hemcinslerine, bizim kadar efeleniyor musun, hele onu de bakiyim!

3347654.tumblr
3347654.tumblr

2010 – 2016 yılları arasında 1411* kadının vahşi bir şekilde katledildiği Türkiye’de, bu zalimliğin düzeltilmesi için bir fikrin var mı? Kadınlara sen onu söylesen de, sessizce dinlesek.

Evde sabahtan akşama kadar ağır işçi gibi çalışan annene, kardeşin yahut eşine gönül çelen iki kelâm etmez; ofisinde oturduğun yerden paso klâvye delikanlılığına kalkışırsan kadınların başı göğe ermiyor sevgili kardeşim. Bizi kandırdığını sanırsın ama, emîn ol ilâhî sisteme takılırsın!

Her gün bilmem kaç çeker arabana binip geçip gittiğin o yolların kenarında belediyelerin taşeron işçileri bacağında şalvarı, başında yemenisi çapa yapıp çiçek ekiyor. Değdiği yeri çiçeklendiren o çilekeş kadınları hiç fark ettin mi? Tivitlerken pek yaratıcı olan o zihninden;  acaba sigortalı mı değil mi diye bir sorucuk geçip gitti mi. Yok öyle işkembeden sallayıp hashtagden nemalanmak. Bari yanlarından geçerken çok havalı klaksonunla üç düt çak da, hiç olmadı saygı duruşu yerine geçsin.

Geçenlerde okudum ‘Yeni Türkiye’de’ bir eksiğimiz kalmıştı, o da açıldı. Hayırlısıyla nur topu gibi haremlik selâmlık hizmet veren tavukçu zinciri hizmete girdi. Aslında beynini saran düşüncelerinin haremlik selamlığından bir kurtulsa şu insan, bence bu gelişmeyle kendi prangalarının bile zincirini kolayca kıracak. Ama nerdeee…

Üst kat komşun kocasından her gece bir kamyon dayak yerken kapını sıkı sıkı kapayıp, kulağına pamuk tıkayacağına. Tivit atan o güzelim parmakların 155 POLİS İMDAT’ı arasa inan daha fazla sevap kazanacak.

Kadınların aynı senin gibi etten kemikten yaratıldığını, parlak bir zekâya sahip olabileceğini, zaafları, korkuları, ihtiyaçları, arzuları, hayâlleri bulunduğunu bir anlasan… ve onları küfe sanıp taşımaya çalışmasan. Sadece elimizden tutup yanımızda yürüsen her şey çok daha güzel olacak.

sirencallsmehome.tmblr
sirencallsmehome.tmblr

İnan o zaman. Her şey çok daha güzel olacak.

 

* kadincinayetleri.org adresinden aldığım verilere göre istatistik için resmî kurumların bilgi vermemesi nedeniyle medyaya yansıyan cinayetler baz alınmıştır.

kapak resmi: zsazsabellagio.blogspot

Önceki İçerikTrabzonspor 4 hafta sonra kazanmayı hatırladı
Sonraki İçerikDr Levent Bilgi ‘Derinlik korkusu’ yazısıyla.. hepimizi.. kendimizi sorgulamaya davet ediyor..
Aysun Saygı Köknar
İstanbul’da doğdu. Yeşilköy 50. Yıl Lisesi’nden mezun olan yazarımız aynı yıl Eskişehir İşletme Fakültesi’ne kaydını yaptırırken hiç zaman kaybetmeden iş hayatına atıldı. 1997’de gazeteci Erhan Köknar ile evlendi. 2002’de biricik kızı Dilara Köknar’ı dünyaya getirdi. Yaşama ve ölüme karşı hiç bitmeyen bir ilgi ve öğrenme arzusu ile dolu olan yazarımız yazarlık, yaratıcı drama, psikoloji, diksiyon, sanat tarihi, fotoğrafçılık alanlarında birçok sertifika programını bitirdi. Prof. Dr. Adnan Çoban ile birlikte Müzik Terapi adlı TV programını hazırlayıp sundu. Ardından çeşitli sağlık kurumlarında koordinatörlük ve halkla ilişkiler görevlerini yürüttü. 2013 yılında Alfa Yayınlarından çıkan “Beni karınca kadar seviyorsan” isimli romanıyla edebiyat dünyasına adım attı. Türk Sanat Musikisi ile yakından ilgilenen Aysun Saygı Köknar halen Bahçeşehir Musiki Derneği’nde korist olarak görev yapıyor. Ege dansları, latin ve sirtaki yapmayı seviyor. “Deli gömleğim” adlı bloğunda hayata dair notlarını yazarken gazeteci yazar Fehmi Koru’nun daveti üzerine haber, yorum ve düşüncelerini Ocak Medya okurları ile paylaşmaya başladı. Kısa bir aranın ardından Sinan Eskicioğlu yönetiminde yeniden yapılanan Ocak Medya ailesine geri döndü. 7 senedir Şekspir Paşa isimli tekir cinsi bir kedinin anneliğini yapıyor.