Kadınlara yönelik şiddet ve cinayetler

1

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla,

Allah’a hamd, Resulüne salat, selam olsun

Tanım

Şiddet, “sertlik, aşırılık, kabalık, çevreyi sindirmek için yapılan hareket, karşı görüşte olanlara kaba kuvvet kullanmak, sert davranmak” demektir. (T.D.K,Türkçe Sözlük)

Şiddet eylemleri, insanın zihinsel işlevlerinin ürünü olup, kızgınlık, öfke, kin, nefret, düşmanlık duyguları ile beslenen bir tutkudur. (Özcan Köknel, Bireysel ve Toplumsal Şiddet, s. 24)

Şiddeti kabaca iki bölümde değerlendirmek mümkündür.

Fiziksel şiddet; sertlik, aşırılık, kabalık, vurma, dövme, öldürme gibi.

Sözlü şiddet; hakaret, tehdit, tahkir etmek, küfür etmek, gıybet, iftira gibi.

Reklam

Kadınlara şiddet

Kadına şiddet ve cinayet, çocuğa şiddet, hayvana şiddet, kısacası her an, her yerde şiddet ve cinayet görüntülerine tanık oluyor ya da haberlerini izliyor ya da okuyoruz.

Kadınlar şiddete en çok maruz kalan toplum kesimlerindendir. 

Yapılan araştırmalar şiddet uygulayanların % 95’inden fazlasının erkek, şiddete maruz kalanların % 90’ından fazlasının kadınlar ve çocuklar olduğunu ortaya koymaktadır. (Aile İçinde ve Toplumsal Alanda Şiddet, s. 19, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu) 

İslam kadına şiddeti red eder. 

İslâm, barış, sulh, kardeşlik ve huzur, saadet, mahlukata şefkat ve merhamet dinidir. Sadece kadına, erkeğe, çocuğa, gence yönelik şiddet değil, insanlardan başka, hayvanlara, tabiata her alanda şiddete karşıdır. “Yaratılanı severiz yaratandan ötürü”, prensibi esastır.

Kadına, şefkat ve rahmet, saygı ve sevgi ile, rıfk ile davranmayı emreder. Kaba davranışı, zorbalığı, şiddeti yasaklar.

Nitekim;

Reklam

“Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.” (Nisa,4/19)

“Kadınlarınız; onlar size örtüdürler. Siz de onlara örtüsünüz.” (Bakara,2/187)

“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekâtı verirler. Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte bunlara Allah merhamet edecektir. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Tevbe, 9/187) 

Ayrıca, kadınlar hakkında başlı başına müstakil bir sure indirilmiştir. Bu sure,”Nisa suresi”dir (kadınlar suresi demektir). 

Hatta yüce Rabbimiz, kocasından şiddet gören bir kadının Rasulullah’ a gelerek, “zıhar yemini” (eşini, annesi gibi haram sayarak terketmek, boşamak) hakkında tartışan ve Allah’a şikayette bulunan bir kadını muhatap kabul ederek Mücadele suresinin ilk ayetlerinde o kadından bahsetmiştir, ona yer vermiştir. 

Allah, kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a şikayette bulunan kadının sözünü işitmiştir. Allah, sizin sürdürdüğünüz konuşmayı (zaten) işitmekteydi. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir” (Mücadele 58/1). 

Nisa suresini 34. Ayetinde Allah (C.C.) “dövmeyi” değil, “boşamayı”, bir başka ifadeyle “ayrılmayı”  tavsiye etmiştir.

Bu ayetin nuzül sebebi, kocası tarafından tokat yiyen bir kadının (Habibe bt. Zeyd) Rasulullah’a başvurması üzerine Rasulullah’ın aynı şiddette bir tokadın da kadın tarafından kocasına atılması (kısas) hükmünü verince bu ayet nazil olmuştur. 

Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları serbest bırakın/ayrılın. Eğer itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah çok yücedir, çok büyüktür (Nisa,4/34).

Bu âyet inince Rasulullah “ben bir şey diledim, Allah ise başka bir şey; şüphesiz Allah’ın dilediği daha hayırlıdır” demiştir. 

Bu ayette geçen وَاضْرِبُوهُنَّ   kelimesine genelde ‘dövme’ manası verilmektedir. Ancak Rasulullah’ın bu konudaki sözleri ve tavsiyeleri de kaynak gösterilerek, Ebu Bekir ibn Arab gibi bazı müfessirler ‘ibaha’ yani serbest bırakma/ayrılma manası vermişlerdir.

Bu hususta Allah Rasulü “Kadınların hukuku konusunda Allah’tan sakının.” (Müslim, Hac, 147) buyurmuş, “Sizin en hayırlınız eşlerine karşı en iyi davrananınızdır.” (Tirmizi, Rada’, 11). “Eşleriniz size Allah’ın emanetidir. Emanetlere ihanet ermeyiniz.” (Veda Hutbesi) diyerek de erkekleri kadınlara iyi muamelede bulunmaya teşvik etmiştir. 

Peygamberimizin “Allah’ın emaneti” ifadesini kullanması bilinçli bir tercihtir.

Kadın senin mülkün değil! Kadın sana ancak emanettir! Sahibi sen değilsin, el uzatamazsın. Keyfi davranamaz, haklarını ihlal edemezsin, ‘İstersem severim, istersem döverim’ diyemezsin demektir.

“Sizden biri günün sonunda aynı yatağı paylaşacağı hâlde (nasıl olur da) hanımını dövmeye kalkışır?” (Buhari, Tefsir, Şems/1) diyerek eşine şiddet uygulayan erkeklere bu tavrı hiç yakıştırmamıştır.

Bir sefer esnasında hanımları taşıyan develeri hızlıca süren Enceşe’ye! “Yavaş sür, kristalleri taşırken yavaş ol!” (Buhari, Edeb, 111) ikazında bulunarak kadınlara nazik davranılması gerektiğine dikkat çekmiş; 

Müslümanlar için en güzel örnek olan Hz. Peygamberin, hayatı boyunca hiçbir kadına şiddet uygulamadığını, Hz. Aişe validemiz bildirmektedir. (İbn Sa’d, et-Tabakât, I, 367). 

“Kadınlarına yumuşak ve iyi davranan kişinin, iman bakımından en mükemmel olduğunu” (İbn Hanbel,Müsned, IV, 47) vurgulayan, böylelikle kadın konusunda yeni bir anlayış ortaya koyan ve içinde bulunduğu toplumda bir zihniyet değişikliği meydana getirmeye çalışan Hz. Peygamber, Arap toplumunda var olan kadın dövme âdetini ortadan kaldırmaya çalışmıştır.

Hz. Peygamber’in hanımlarla olan ilişkilerinde, özellikle de aile hayatında, ilgi, değer verme, adalet, eşitlik, hoşgörü, sevgi, saygı, nezaket, güven, iffet, feragat, haklara saygı, sabır ve tahammül, empati, îsâr ve zarafet hakim olduğu için neticede o ailede huzur, uyum ve mutluluk hakim olmuştur. 

Peygamberimiz (sav) şöyle buyurur: “En hayırlınız, ailesi için hayırlı olandır. Bana gelince ben, aileme karşı sizden en hayırlı olanınızım.” (İbn Mâce, Nikâh, 50)

Uzun süre yanlarında kalan Enes b. Mâlik, Hz. Peygamber’in aile ilişkilerini çok kısa bir şekilde şöyle anlatır: “Aile fertlerine karşı Hz. Muhammed’den daha şefkatlisini görmedim.” (Müslim, Fedâil, 63)

Zarafet, nezaket ve yumuşaklığın öneminin anlatıldığı hadislerde şu ifadeler dikkat çekicidir: “Allah refiktir, bütün işlerde rıfkı sever.” (Buhârî, İstitâbe, 4), “Yumuşak huydan yoksun olan, iyilikten de yoksun olur.” (Müslim, Birr, 23)

Kadının dünyanın her yerinde aşağılandığı ve bazı toplumlar tarafından insanlığının tartışıldığı bir devirde, Hz. Peygamber kadına el kalkmayacağını bizzat yaşayarak göstermiştir. 

Aile içerisinde yaşanan sorunları tatlılık ve sükûnet içerisinde çözen Hz. Peygamber, en başta kadınlara karşı hayır ve iyilikle davranılmasını tavsiye etmiştir. 

Eşlerine, çocuklarına ve yanında çalışanlara asla el kaldırmamış, Müslümanların hanımlarıyla iyi geçinmelerini, onlara karşı sevgi ve şefkat göstermelerini istemiştir. 

Kız olarak doğmayı bir suç telâkkî eden ve bu sebeple kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir toplumda kadınların durumunun nasıl olduğu tahmin edilebilir. 

Böyle bir toplumda, kadınların insan olarak erkekle eşit şartlara sahip olduklarını söyleyen Hz. Peygamber, hayatının tüm dönemlerinde kadınlara karşı saygı ve sevgi göstermiştir. 

Aile içi şiddeti önlemenin, sevgi ve saygı temeline dayanan bir aile olmanın yolu, Hz. Peygamber’in ailesini örnek almaktan geçiyor.

Kadın cinayetleri

Günümüzde kadına şiddetten öte, kadın cinayetlerinin sıkça rastlandığı bir dönemde yaşıyoruz. 

Teknik ve teknoloji çağında, medeniyetin sınırsız nimetlerinden alabildiğine istifade eden insanlığın, ahlaken yeniden orta çağın karanlıklarına doğru sürüklendiğine şahit oluyoruz! 

Bu konuda Kuran’a ve Rasulullah’ın diriltici soluklarına ne kadar çok ihtiyacımız olduğunu bu gün daha çok anlıyoruz. 

Basında  ve Tv proğramlarında bu konu hakkında geniş  bir şekilde işleniyor ve bir çok çözüm önerileri de sunuluyor.

İslam’a göre, kadın cinayetleri işleyenler,”Yüce Yaratıcının emanetine hıyanet” gibi büyük bir suç işlemişlerdir. 

Ayrıca kadın cinayetlerinin temelinde, kadını özne ve birey olarak görmeyen, aksine nesne ve erkeğin mülkü olarak değerlendiren bir anlayış vardır.

Bundan başka kadınlara şiddet ve kadın cinayetlerine etki eden en önemli sebeplerden biri de tv’lerde son yirmi yılda yaygın olarak gösterime giren mafya dizileri olduğu değerlendirilmektedir.

Şiddet gören, görmeyen Havva’nın kızlarına, ve onlara şiddet uygulayan, uygulamayan Ademin çocuklarına, ve onları yetiştiren annelere-babalara ve onları eğiten öğretmenlere arzolunur!

Vesselam.

1 YORUM

  1. Sayin yazar! Bence kadina yapilan şidetlerin suçlusuda gene kadınlardır.

    Erkek evlat büyüten anneler, evladını aile içi ve dişarda kadınlara karşı nasıl davranilacağına dair eğitse… kiz çocukları ve erkek çocukları arasinda sadece cinsiyet farklılıklarınin dişinda hiç bir fark olmadığını erkek evladina öğretmesi gerekirken, maalesef genelde erkeklere tolerans gösterirlerken kıza yasaklamaları o erkeği şimartiyor.
    Örnek: erkek çocuk kiz arkadaşinı anne, baba,ve yakin akrabalarindan gizlemez, yaptığı hataları aile el kiri olarak algilayip karşi çikmak yerine aslan oğlum diye övünürler.
    Kiz evladı yaparsa günah,yüz karasi, ve namussuzlukla suçlarlar.
    Eğer erkek evlatlarınada kizlara yaptiklarınin aynisıni (doğru olanda kizlara verilen tepkilerdır) yapsalar.
    O zaman erkekler, küçük yaşta kadini küçuk gormez ve saygilı olur .
    Istisnalar hariç! Gelin Kayinvalideyi istemez kayin valide gelıni sevmez.
    Zaten Türk erkeklerinı Askerlik maf ediyor
    bütün sinir sistemlerı alak bullak oluyor.
    Bunun yanisira yeterince Dıni bilgilerde öğretilmiyor ve eksik olduğu içinde onlarda hirslarini güç yetirdiklerinden yani kadinlardan çikariyorlar.
    Anne erkek evladına kendisini güçlü güçlü gösterirse, o evlat hem anaya hemde eşe karşı saygıli olur.

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here