Kadir Inanir’dan Terörist mi Olur?

0

‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filmi için söylenecek söz çoktur. Türk sinemasının bu aşılamamış kilometre taşına dair eğer tek bir tanım yapılacak olsa bu, “ülkenin bam teline değinmiş” olmasıdır kuşkusuz.
Aşk, emek ve fedakarlığa dair hikayenin yumuşatmadığı yürek yoktur.

Filmin senaryosunun Türk dünyasının aşılmaz kutuplarından Cengiz Aytmatov’a ait olması da, bu hikayenin ruhlarda yarattığı etkiyi bir kat daha artırır. Aytmatov’un Kırgız dünyasından kopan hikayesi Türkiye’nin kalbini tam orta yerinden avlamıştır.

Türkan Şoray’ın güzel gözleri, Ahmet Mekin’in sağlam ve güçlü sıkı sıkıya saran elleri ve tabii ki Kadir İnanır’ın o utangaç ama her daim çekici hali.
Bu üçlü formülün unutulmaz bir müzikle taçlanan neticesi, hiçbir zaman unutulmayacak bir ortak payda olarak sadece Türk sinema tarihine değil, Türk insanının ortak hafızasına da kaydolmuştur.

Kadir İnanır’ı Türk insanının belleğinde unutulmaz olarak kayda geçiren sadece ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ değildi kuşkusuz. Türk sinemasının 1970’li zirve yıllarında, Tarık Akan’la beraber unutulmazlar defterine çoktan kaydolmuştu bu meşhur Ordulu genç.

Sinemanın büyülü yıllarında herkesin Türk Sineması’nı tek kanalda izleyip, filmin sonundaki sahici SON yazısına kadar göz kırpmadığı günlerde Kadir İnanır muhtemel ki, Türkiye’nin en çok tanınan 10 kişisinden biri idi.

Nitekim AKP de çözüm süreci zamanlarında onun bu itibarından yararlanmış ve kendisini “akil adam” olarak tescil etmişti.
Kadir İnanır’ın 1980 darbesinin hemen ardından bir sol hükümlüyü canladırdığı ‘Sen Türkülerini Söyle’ isimli filmde, askeri darbeye kafa tuttuğunu söylesek abartmış olmayız.

Çağdaş Türkü isimli protest özgün müzik grubunun albümü ile aynı adı taşıyan bu filmin pek çok siyasetçinin cesaret edemediği dönemde öne çıktığını ve ciddi bir muhalif duruş gösterdiğini ifade etmek gerek.

Özetle Kadir İnanır hep aynı yerde durdu.
O bu halkın gerçek gündemine vakıftı. Aksi zaten düşünülmezdi. Halkın ona gösterdiği ilgi ve muhabbet aslında iki yönlü bir akıştı. Ona duyulan hayranlık, onun bu toplumun neredeyse ruhunu okumasından kaynaklıydı.

Reklam

Kadir İnanır bu ülke insanını bu kadar iyi tanımasa bu kadar başarılı olur ve bu kadar sevgiyi toplamayı başarır mıydı?

AKP uzun iktidar macerasının bir aşamasında Kadir İnanır ile kesişim kümesi çizmişti. Ancak bu kısa süreli ve samimiyetle inanılmayan süreç sona erdiğinde iktidar fabrika ayarlarına geri dönmüştü.

İktidarın yanına MHP’yi de çekerek kurduğu oyun stratejisinde; içtenlik değil, sadece konjonktür hakim olmuştu. Bu konjonktür fetişizmi; yeri gelince Öcalan’a bile sözcü olmaktan çekinmeyen, bir çifte standardı benimsemek anlamına gelmektedir.

Buna karşılık legal bir siyasi partinin lideri olarak artık can sıkıcı hale gelmiş uzun bir hapis sürecini yaşamak zorunda kalan Selahattin Demirtaş ise, birlikte özgürlüklerinden alıkonan diğer seçilmişlerle beraber madalyonun diğer tarafını oluşturmaktadır.

Bir siyasi parti liderine Türkiye’nin 40 yıldır süren terör, 80 yıldır devam eden kimlik sorununun tamamı ciro edilmektedir. Bu haksız ve eşitsiz yaklaşıma karşı edebiyatla mukabele eden Demirtaş’ın önce türküsü, sonra öykü kitabı ve en nihayetinde tiyatro oyunu gün yüzüne çıktı.

Kadir İnanır’ın bu tiyatro oyununda seyirci sırasında görülmesi iktidarın hiç hoşuna gitmedi. Ona ‘Kadir Efendi’lik layık görüldü.

Bana bu efendi söylemi Rıza Hoca’ya babasının kapıcı olmasından ötürü Fenerbahçe tribünlerinin açtığı pankartı anımsattı: ‘Rıza Efendi 2 yumurta 1 süt.’
Rıza Çalımbay o pankartın açıldığı maçı Pancu’nun kaleci kazağı ile efsane hale getirerek 4-3 kazanmış, kendisine yapılan tacize de en iyi cevabı vermişti.

Kadir İnanır da muhtemel ki kendisine ‘Kadir Efendi’ denilmesinden değil, bu ifadenin bir aşağılama amacı ile zikredilmesinden mutsuz olmuştur.

Reklam

Kadir İnanır’a bu ülke insanına iyilikten, güzellikten, ilgiden, muhabbetten gayrı bir şey vermedi, ona kem bakmadı.
Kadir İnanır’dan daha iyi bunu kimse bilemez.
Onun bu ülke insanına borcunu ödemekten gayrı kaygısı ise olamaz. O bu borcu her şeye karşın ödeyecek.
Buna engel olmaya hiç kimsenin gücü yetmez.

Kadir İnanır Pancu’nun forvetken kaleci kazağını giymesi gibi, yeri gelirse bir figüran gibi her şeye en baştan başlayacağını göstermektedir.
Bu kendisine Kadir Efendi diyerek dudak bükenlere en iyi cevap olacaktır.

NOT: Kadir Abiyi en son yaz aylarında vizyona giren “Kapı” filmi için aramış ve tebrik etmiştim başarılı oyunculuğu ve bir o kadar güzel film konusu için.
Demirtaş’ın Devran isimli kitabının okuma tiyatrosuna ben de davetliydim. Fırsat bulup gidemedim maalesef.
Bundan sonra da Demirtaş yazmaya, üretmeye devam ettikçe biz de onun etkinliklerini takip etmeyi sürdüreceğiz ‘Eyy tiyatroya gidenler’ diye parmak sallansa da…

YORUM YAZ

Please enter your comment!
Please enter your name here